Aziz Petrus meydanı kalabalıktı.Saint Peter's Square was crowded.
En azından "teşekkür ederim" diyebilirsin.You could at least say "thank you".
Aziz Patrick Günü 17 Mart'ta kutlanır.Saint Patrick's Day is celebrated on March 17th.
En azından denemeliyim.I have to at least try.
En azından bir kez hastalanmamış birini bilmiyorum.I don't know anybody who hasn't been sick at least once.
Bunu azıcık sevmiyorum.I don't like it one bit.
Bunun kolay olmadığını biliyorum, ama en azından denemelisin.I know it's not easy, but you've got to at least try.
Ben asla yalan söylemem.. asla ya da en azından çok nadir.I never lie... Never, or at least very seldom.
Odada en azından yüz kişi var gibi görünüyor.It looks like there are at least a hundred people in the room.
Tom azıcık şaşkın.Tom is a little confused.
Tom yağmur olmadığı zaman en azından haftada bir kez çimini sular.Tom waters his lawn at least once a week when there's no rain.
En azından bir kravat takmalısın.You should at least wear a tie.
En azından deneyebilirdin.You could at least try.
En azından deneyebilirdiniz.You could at least try.
Tom azıcık erken geldi.Tom was a little early.
Onlar sorunlarını henüz çözemediler ama en azından onları ele alıyorlar.They haven't yet resolved their problems, but at least they're discussing them.
En azından kapıyı çalabilirdin!You could at least knock!
Ben en azından bunun hakkında biraz endişeli değilim.I'm not the least bit worried about it.
En azından bir saate daha ihtiyacımız var.We need at least another hour.
En azından denemek zorundasın.You have to at least try.
En azından bunun için ayağa kalktım.At least I stood up for it.
Azizine değil Tanrı'ya dua et.Pray to God and not to His saint.
Brezilya'da en ünlü aziz Saint Anthony'dir.The most celebrated saint in Brazil is Saint Anthony.
Günde en azından 60 dakika egzersiz yapar mısın?Do you do at least 60 minutes of exercise a day?
Etnik azınlıklara karşı hoşgörülü müsünüz?Are you tolerant towards ethnic minorities?
En azından Tom'un önerisini dikkate almalıyız.We should at least consider Tom's suggestion.
Burada en azından 500 öğrenci var.There are at least 500 students here.
Cümleleri etiketlemek için en azından gelişmiş katılımcı olmak zorundasın.In order to tag sentences, you must, at least, be an "advanced" contributor.
Bir yabancı dil öğrenmek azim gerektirir.Learning a foreign language requires perseverance.
En azından senden daha büyüğüm.At least I'm older than you.
En azından senin gibi bir kaybeden değilim.At least I'm not a loser like you.
Her gün en azından beş kilometre yürümeye çalışıyorum.I try to walk at least a few kilometers every day.
Tom bir aziz gibi davrandı.Tom acted like a saint.
Aziz Nikolas bahçede duruyordu.St Nicholas was standing in the garden.
Ne biliyorsun? En azından o konuda düşünmen gerekir.You know what? You should at least think about it.
Kadınlar bir azınlık değildir.Women are not a minority.
En azından 100 kişi katıldı.At least 100 people attended.
Ölmeden önce en azından bir defa daha Boston'a gitmek istiyorum.I want to go to Boston at least one more time before I die.
Tom en azından önümüzdeki pazartesi gününe kadar kalıyor olacak.Tom will be staying at least until next Monday.
Eh, en azından Tom, Mary kadar sıkıcı değil.Well, at least Tom isn't as boring as Mary.
Gerekli hazırlıkları yapmak için en azından bir güne ihtiyacım olacak.I'll need at least a day to make the necessary preparations.
En azından sana akşam yemeği ısmarlayayım.Let me at least buy you dinner.
Ben Boston'dayken haftada en azından bir defa dışarıda yemek yerdim.When I was in Boston, I used to eat out at least once a week.
En azından bir melez alabilirsin.You could at least buy a hybrid.
En azından sana bir içki ısmarlayayım.Let me at least buy you a drink.
En azından sana tatlı alayım.At least let me buy you dessert.
En azından bana bir ipucu verebilirsin.You could at least give me a hint.
En azından sana sarılabilir miyim?Can I at least give you a hug?
En azından bir ipucu veremez misin?Could you at least give me a hint?
Bir ipucu verebilir misin en azından?Could you at least give me a hint?
En azından sana biraz para vermeme izin ver.At least let me give you some money.
Sen Aziz Parik gününde her zaman yeşil giyer misin?Do you always wear green on St. Patrick's Day?
En azından Tom'la konuşayım.Let me at least talk to Tom.
Video oyunları hayatımı mahvetti, en azından benim hala iki canım var.Video games ruined my life, at least I still have two lives left.
En azından deneyebilir misin?Can you at least try?
En azından bir gün daha Urfa'da kalacağım.I will stay in Urfa for at least another day.
En azından Tom'a nasıl hissettiğini söyle.At least tell Tom how you feel.
En azından bana adını söyleyebilir misin?Can you at least tell me your name?
En azından nereye gittiğini söyle bana.At least tell me where you're going.
En azından bana söylenen bu.At least, that's what I've been told.