Ana içeriğe geç
Sözlük

azı ile cümle

azı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Azizlerin yakınında şeytanlar gezinir.Around the saints roam the devils.
Uyku ölümden daha keyifli. En azından çok fark yok.Sleep is more pleasant than death. At least, there's not much difference.
Tom en azından haftada bir kez çamaşırları yıkar.Tom washes clothes at least once a week.
Tom daha azını alamaz.Tom can't take less.
Tom fotoğraf makinesini benimki için ödediğimden daha azına satın aldı.Tom bought his camera for less than I paid for mine.
Tom'un en azından günde bir kez ziyaret ettiği tek web sitesi budur.The only website Tom visits at least once a day is this one.
Tom, en azından düzinelerce Mary ile birlikte bu parkta bulundu.Tom has been to this park with Mary at least a dozen times.
Doktorunla konuştum.Bana en azından bir hafta yatakta kalman gerektiğini söyledi.I talked to your doctor. He told me that you needed to stay in bed for at least a week.
En azından bugün bir şey kaybetmedim.At least I haven't lost anything today.
En azından dürüst olup mükemmel olmadığımı söylüyorum.At least I'm honest and I say I'm not perfect.
Çok param olmayabilir ama en azından kendi kurallarım çerçevesinde yașıyorum.I may not have a lot of money, but at least I live on my own terms.
Günde en azından üç defa sebze ve meyve yemelisin.You should eat vegetables and fruit at least three times a day.
Jerry Abershawe azılı bir hayduttu.Jerry Abershawe was a notorious footpad.
Bir bilet almak için en azından bir saat beklemek zorunda kalacaksın.In order to buy a ticket, you'll have to wait at least an hour.
En azından eğlenceli olacak.It will be entertaining, if nothing else.
Beş yüz asker kente gönderildi ve onların yarısından daha azı hayatta kaldı.Five hundred soldiers were sent to the city, and less than half of them survived.
Eh, en azından ben masayı hazırlayayım.Well, at least let me set the table.
En azından masayı hazırlamaya yardım edeyim.At least let me help set the table.
Başkan azınlık görüşünü düşünmeli.The chairperson should consider the minority opinion.
Tom "Kız arkadaşım olmayabilir ama en azından zenginim" dedi."I may not have a girlfriend, but at least I'm rich," said Tom.
"Zengin olmayabilirim, ama en azından bir kız arkadaşım var" dedi Tom."I may not be rich, but at least I have a girlfriend," said Tom.
Yarın o en azından bir şey içebilecek.Tomorrow he'll at least be able to drink something.
En azından ilk bölümü bitirdik.At least, we finished the first part.
Keşke Tatoeba'da daha fazla azınlık dilleri olsa.I wish there were more minority languages in Tatoeba.
Keşke Tatoeba'daki her azınlık dilinde binlerce cümle olsa.I wish there were thousands of sentences in every minority language in Tatoeba.
Tatoeba'nın azınlık dillerini konuşanları nasıl çekebileceğini merak ediyorum.I wonder how Tatoeba can attract speakers of minority languages.
Tatoeba insanların azınlık dillerini öğrenmesine yardım edebilir.Tatoeba can help people to learn minority languages.
Tatoeba azınlık dillerine yardım edebilir mi?Can Tatoeba help minority languages?
Onlar en azından beni dinledi.At least they listened to me.
Aziz Petersburg'da yaşıyorsun.You live in St. Petersburg.
Rusya'da kaç tane azınlık yaşar?How many minorities live in Russia?
Hiçbir şey bizi ölümden kurtarmazsa, en azından aşk bizi ölümden kurtarsın.If nothing saves us from death, may love at least save us from life.
En azından benim fikrimi düşünür müsün?Would you at least consider my idea?
"Siyah" sözcüğü zamanın azınlıklarının çoğunu temsil etti.The word "black" represented most of the minorities of the time.
En azından şimdilik güvendeyiz.We're safe, at least for now.
O, aziz değil.He's no saint.
O aziz değil.She's no saint.
Ben aziz değilim.I'm no saint.
Tom aziz değildir.Tom is no saint.
En azından o konuda konuşalım.Let's at least talk about it.
Hadi azıtalım.Let's get wild.
Sen en azından senin burada olmak istediğini taklit edebilir misin?Can you at least pretend you want to be here?
En azından bir şey çalmadın.At least you didn't steal anything.
Ben senin en azından Tom'la buluşmak istemediğine inanamam.I can't believe you don't want to at least meet Tom.
En azından mutlu öleceğim.At least I'll die happy.
En azından beni gördüğüne sevinmişsin gibi davran.At least pretend you're happy to see me.
Eh, en azından o ıslanmadı.Well, at least she didn't get wet.
En azından bir şey yapmaya çalıştım.At least I tried to do something.
Kanepede azıcık kestir.Take a little nap on the sofa.
En azından onun çağrılarına cevap verebilirsin.You could at least return her calls.
Ben bir aziz değilim.I'm not a saint.
Bilirsin, o bir aziz değil.She's not a saint, you know.
Sen aziz değilsin.You're no saint.
Tom azimli.Tom is driven.
Daha azı kabul etmeyin.Don't settle for less.
Tom bir aziz.Tom is a saint.
Değiştirmek en azından dört gün alır.It takes at least four days to change.
Tom'un azimliliğine hayranım.I admire Tom's tenacity.
Ben senin azim ve kararlılığına hayranım.I admire your perseverance and determination.
Aziz Petrus meydanı kalabalıktır.Saint Peter's Square is crowded.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod