ayrılmak ile cümle
ayrılmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İkinci kademe uçaklar birkaç türe ayrılmaktadır.At the second tier planes are divided into several types.
Ve son olarak sizlerden iki görüntüyle ayrılmak istiyorum.And I'll finally like to leave you with two images.
-Evet, erken ayrılmak zorunda kaldım.- Yes, I had to leave them
Neden? Uzun hikayenin kısası sponsorumuz bizden ayrılmak istedi.Well, the short story is, our sponsors split on us.
O, buradan ayrılmak üzere.She's about to depart.
Yani, eğer ayrılmak isterseniz, gelip benden izin isteyin.So, if you want to break up, come report to me and get permission.
İsa o zaman Onikilere, ‹‹Siz de mi ayrılmak istiyorsunuz?›› diye sordu.Jesus said therefore to the twelve, "You don't also want to go away, do you?"
(O zaman) benim tarafımdan sana özür ulaşmıştır (artık benden ayrılmakta mazur sayılırsın).You have my apology."
Orada sürekli kalacaklardır. Oradan hiç ayrılmak istemezler.Where they will abide for ever, never wanting a change.
Onda ebedi olarak kalıcıdırlar, ondan ayrılmak istemezler.Where they will abide for ever, never wanting a change.
Orada ebedi olarak kalırlar ve oradan ayrılmak da istemezler.Where they will abide for ever, never wanting a change.
Vallahi, öyle bir durumda benden ayrılmakta mazur sayılacaksın."You have my apology."
Orada ebedi kalacaklardır. Oradan hiç ayrılmak istemezler.Where they will abide for ever, never wanting a change.
Oradan hiç ayrılmak istemezler.No desire will they have to be removed therefrom."
(Eşinizi yanınızda tutmak veya ondan ayrılmak için) içinizden adaletli iki kişiyi de şahid tutun.And take for witness two just persons from among you (Muslims).
İçlerinde ebedî olarak kalacaklar, oradan hiç ayrılmak istemeyeceklerdir."Wherein they shall dwell (forever).
% 1' den ayrılmak istediğinize emin misiniz?Do you want to leave %1?
Vizesi sona erdiğinde Katar'dan ayrılmak zorunda kaldı.She had to leave Qatar when her visa expired.
Bence bir yabancıyla evlenmek istersem Katar'dan ayrılmak ve yurt dışında yaşamak zorundayım.I think I will have to leave Qatar and live abroad if I want to get married to a foreigner.
Bir parti onun görüşlerine ihanet ettiyse, mantıklı olan şey ayrılmaktır.If a party has betrayed his views the logical step is to leave it.
Endonezya'da ribular zirvenin mutlak yüksekliğine göre üç kategoriye ayrılmaktadır.In Indonesia, three categories of ribus are known according to the absolute height of the peak.
Abdominoplasti operasyonları kapsam olarak değişmektedir ve sıklıkla kategorilere ayrılmaktadır.Abdominoplasty operations vary in scope and are frequently subdivided into categories.
Ağustos ayında yapılan güven referandumu sonucunda Elçibey görevinden ayrılmak zorunda kaldı.A confidence referendum in August deprived Elchibey of his post.
Çiftlik işçisi babası öldükten sonra okuldan ayrılmak zorunda kaldı.He had to leave school after his father, a farm labourer, died.
Galaxy Fame Lite, Galaxy Mini 2'den micro-SIM kart desteğiyle ayrılmaktadır.Galaxy Fame Lite differs from Galaxy Mini 2 with Micro-SIM support.
Günümüzde birçok cami kadınları bir duvar, bölüm veya başka bir oda ayrılmaktadır.Many mosques today put the women behind a barrier or partition or in another room.
İki yerleşim, bir buğday tarlasıyla birbirinden ayrılmaktaydı.The two settlements were separated by a field of wheat.
İki lehçe temel olarak sözlükte ve belirli düzenli fonolojik reflekslerde ayrılmaktadır.The two dialects differ mainly in lexicon and in certain regular phonological reflexes.
Caíto bir gün ona evinden ayrılmak zorunda kalmasının gerçek nedenini anlatır.One day Caíto tells him the real reason why he had to leave his house.
Ayrılmak istemesinin asıl nedeninin solo kariyerine odaklanabilmek olduğunu belirtti.He stated the main reason for him wanting to leave was so that he could focus on his solo career.
Diğer birçok öğretim üyesi ile birlikte 12 Nisan 1933'te üniversiteden ayrılmak zorunda kaldı.[1]Together with many other lecturers she had to leave the university on April 12, 1933.[3]
Hukukun ekonomik analizi genellikle pozitif ve normatif olarak iki gruba ayrılmaktadır:Economic analysis of law is usually divided into two subfields: positive and normative.
Ayrıca Suriye'den ayrılmak ve Suriye'ye tam bağımsızlık vermek gerektiğine de tamamen ikna oldular.They also became fully convinced of the need to leave Syria and grant it complete independence.
Burada genellikle ayrılmak anlamına geliyordu. [3]At that point, it usually meant to leave.[6]
Dünya'nın dış sürtünen asteroidleri Amor ve Apollo asteroidleri olarak ikiye ayrılmaktadır.Outer Earth-grazer asteroids are split between Amor and Apollo asteroids.
O ayrılmak istiyor.Sie will die Scheidung.
Savaş başladığında ailesinden ayrılmak zorunda kaldı.Sie musste sich von ihrer Familie trennen, als der Krieg begann.
Boylar da obalara ayrılmaktadır.Auch Passanten werden von ihnen abgebürstet.
Özel şehirler ve il şehirleri ise semtlere (區, qū) ayrılmaktadırlar.Die Städte Eruh (Dihê) und Şemdinli (Semzînan) wurden kurzfristig besetzt.
Afife Hanım, ayrılmak zorunda kaldı.Der Tabellenletzte musste absteigen.
Bonn merkezli işletmeler, iki ana gruba ayrılmaktadır.Die bedeutenden Firmen in Bonn lassen sich in zwei Gruppen unterteilen.
Beldeler, kasabalar ile birlikte köylere (ri) ayrılmaktadır.Diese steigen herab und verbinden sich mit den Menschen.
Bunun sonucunda Roma'dan ayrılmak zorunda kaldı.Wegen des beginnenden Krieges musste er Rom verlassen.
Temmuz 2004'te Maarja Kivi hamileliği nedeniyle gruptan ayrılmak zorunda kaldı.Maarja Kivi verließ die Gruppe aufgrund ihrer Schwangerschaft im Sommer 2004.
Mart 1950'deki göç yasasından bu yılın sonuna kadar 60,000 Yahudi Irak'tan ayrılmak için kayıt oldu.Vom Erlass des Emigrationsgesetzes im März 1950 bis zum Jahresende verließen 60.000 Juden den Irak.
Ama Kelebek buradan da ayrılmak istemektedir.Muh macht die Kuh auch anderswo.
İnkonsekant'larda kendi içinde 2'ye ayrılmaktadır.Ich müßte dann zerbrechen Mein eigen Herz entzwei.
Gemi batarken adam, eşinin cesedinden ayrılmaktansa ölmeyi tercih eder.Sie würde eher sterben, als von ihrem Gatten getrennt zu werden.
Shuangyashan şehri dört semt ile dört ilçeye ayrılmaktadır.Auf Kreisebene setzt sich Shuangyashan aus vier Stadtbezirken und vier Kreisen zusammen.
1709 yılında bu görevinden ayrılmak zorunda kaldı.Den Posten musste er 1709 abgeben.
Huangshan şehri üç semt ile dört ilçeye ayrılmaktadır.Huangshan setzt sich aus drei Stadtbezirken und vier Kreisen zusammen.
Kasaba topraklarında sulama kanallarına ayrılmaktadır.Er lebt in den Abwasserkanälen der Stadt.
Belait, idari olarak sekiz bucağa (mukim) ayrılmaktadır.Sie durchwandern ihr Habitat in Gruppen von durchschnittlich acht Tieren.
Farklı hedefleri nedeniyle gruptan ayrılmak zorunda kaldı.Aufgrund von verschiedenen Schwierigkeiten musste sich die Gruppe auflösen.
Dongjak semti dokuz mahalleye (dong) ayrılmaktadır.Dalian setzt sich aus neun Dörfern (村) zusammen.
Eğer beş kadın seçilecekse, en fazla da beş tane erkekler için yer ayrılmaktadır.Wurden fünf Frauen gewählt, dann können bis zu fünf Männer auf den offenen Plätzen gewählt werden.
Gangwon, yedi şehir ve 11 ilçeye ayrılmaktadır.Gangwon-do ist in 7 Stadt- und 11 Landkreise gegliedert.
Seocho semti 10 mahalleye (dong) ayrılmaktadır.Yutou setzt sich aus zehn Dörfern (村) zusammen.
Arap yazışma dili, Arap halk dillerinin farklı türlerinden belirgin bir biçimde ayrılmaktadır.Sie unterscheidet sich deutlich von den verschiedenen Varianten der arabischen Volkssprachen.
Dört tur kazanan takım maçtan galip olarak ayrılmaktadır.Sechs Mal ging das jeweilige Auswärtsteam als Sieger vom Eis.