Dan, kilise ve devletin birbirlerinden ayrılmasını savunur.Dan is for the separation of church and state.
Tom yarın ayrılmaya karar verdi.Tom has decided to leave tomorrow.
Bir dakika için bir yere ayrılmaz mısınız?Would you stick around for a minute?
Tom evden ayrılmak üzereydi.Tom was about to leave the house.
O ayrılmak üzereyken vedalaştı.He said farewell as he was about to leave.
Şiddetli yağmura rağmen o ayrılmaya karar verdi.Despite the heavy rain, he decided to leave.
Herkesin ayrılmasını istedik.We asked everybody to leave.
Tom, Mary'yi işinden ayrılmaya ikna etmekte zorluk yaşadı.Tom had difficulty convincing Mary to quit her job.
Ben 2.30 sonrasına kadar ayrılmadım.I didn't leave until after 2:30.
Ben bu adadan ayrılmak istiyorum.I want to get off this island.
Ben asla Boston'dan ayrılmak istemedim ama hiç şansım yoktu.I never wanted to leave Boston, but I had no choice.
Herkesin ayrılmasını istiyoruz.We want everybody to leave.
Tom'un ayrılması gerekir.Tom needs to leave.
Biz muhtemelen erken ayrılmalıydık.We probably should've left early.
Tom bu kadar erken ayrılmamalıydı.Tom shouldn't have left so early.
Tom'un ayrılmaması gerekirdi.Tom shouldn't have left.
Tom neden ayrılmalı?Why should Tom quit?
Otobüs ayrılmak üzereydi.The bus was about to leave.
Onlar o partiden sonra ayrılmaz oldular.They became inseparable after that party.
O onunla ayrılmak istiyordu.She wanted to break up with him.
Ayrılmak için lütfen Tom'a sorun.Please ask Tom to leave.
Tom ve Mary ayrılmaz oldular.Tom and Mary became inseperable.
Eğer seni doğru anladıysam sen benimle ayrılmak istiyorsun.If I understood you right you want to break up with me!
Tom henüz binadan ayrılmadı.Tom hasn't left the building yet.
Tom bizim erkenden ayrılmamıza hiçbir itirazı olmadığını söyledi.Tom said he had no objection to our leaving early.
Tommy ayrılmak istediğini hiç söylemedi.Tommy never said that he wanted to leave.
Tom ayrılmayı planlamıyor.Tom doesn't plan to leave.
O gerçekten ayrılman gereken bir erkek arkadaş türü.He's the kind of boyfriend you really should break up with.
Tom'un ayrılmadığını umuyorum.I hope Tom sticks around.
Tom ayrılmak için hazırdı.Tom was ready to quit.
Tom ayrılmaya karar verdi.Tom decided to leave.
Tom ve Mary ayrılmazdı.Tom and Mary used to be inseparable.
Tom ayrılmadan önce beni öptü.Tom kissed me before he left.
Benim ayrılmak için hiç acelem yok.I'm in no hurry to leave.
Brexit İngilterenin AB'den ayrılması anlamına gelir.Brexit means Brexit.
Asla buradan ayrılmak istemiyorum.I never want to leave here.
Benim için ayrılma zamanı.It's time for me to leave.
Şimdi ayrılmazsan ölürsün.If you don't leave now, you'll die.
Parti sıkıcı olduğundan ayrılmaya karar verdim.The party was boring, so I decided to leave.
Hangisi daha kötü bilmiyorum: parçalara ayrılmak veya boğulmak.I don't know what's worse: being dismembered or suffocated.
Ayrılmadan önce kampı temizlememiz gerekir.We need to clean the camp site before we leave.
Biz ayrılmak istiyoruz.We would like to leave.
Tom ayrılmak üzereydi.Tom was just about to leave.
Sonunda ayrılmak zamanı.It's finally time to leave.
Sanırım bana ayrılmamı söyleyen adam bu.I think that's the guy who told me to leave.
Tom ayrılmaya hazırlanıyor.Tom is preparing to leave.
Tom ile ayrılmayı planlıyorum.I plan to break up with Tom.
Üzgünüm ama ayrılmanız gerekiyor.I'm sorry, but you need to leave.
Tom Mary ile ayrılmadı.Tom didn't break up with Mary.
Tom Mary ile ayrılmaya karar verdi.Tom decided to break up with Mary.
Tom, kasabadan ayrılması gerektiğini biliyordu.Tom knew he needed to leave town.
Tom ve Mary kötü bir ayrılma yaşadı.Tom and Mary had an ugly divorce.
Devam ettik ve ayrılmadık.We kept going and didn't quit.
Biz üçümüz birbirimizden ayrılmayacağız.We three will stick together.
Tom hastaneden ayrılmadı.Tom didn't leave the hospital.
Onlar ayrılmayacaklar.They're not going to quit.
Şimdi ayrılman en iyisidir.It's best you leave now.
Ben gruptan asla ayrılmadım.I never quit the band.
Tom emekliye ayrılmalı.Tom should step down.
Tom ayrılmadı.Tom stuck around.