Yasal olarak ayrılmaya karar verdik.We've decided to get legally separated.
Hepimiz erken ayrılmak zorundayız.We've all got to leave early.
Sessizce ayrılmamız gerekir.We should leave quietly.
Çabucak ayrılmak zorunda kaldık.We had to leave quickly.
Boston'dan ayrılmak şimdiye kadar yaptığım en büyük hataydı.Leaving Boston was the biggest mistake I ever made.
Tom'dan ayrılmadım.I'm not through with Tom.
Buradan ayrılman gerekir.You should leave here.
Buradan hemen ayrılmak zorundasın.You have to leave here now.
Buradan hemen ayrılman gerek.You need to leave here right now.
Buradan derhal ayrılmalısın.You need to leave here right now.
Evden ayrılma.Don't leave the house.
Ayrılmak zorunda kaldım.I had to leave.
Biz ayrılmalıyız; yakında gün doğacak.We must part; the day will soon break.
Bugün biraz daha erken ayrılmak isteyebilirsin.You might want to leave a little earlier today.
Bugün erken ayrılmayı planladığını söyledin.You said that you were planning on leaving early today.
Bugün bana erken ayrılmayı planladığını söyledin.You told me that you were planning on leaving early today.
Tom Mary'nin odadan ayrılmasını istemedi.Tom didn't want Mary to leave the room.
Tom neredeyse evden hiç ayrılmaz.Tom almost never leaves the house.
Tom ayrılmak istiyordu.Tom wanted to leave.
Neden onların ayrılmalarını istemiyorsun?Why not just ask them to leave?
Tom derhal ayrılmamız gerektiğini söyledi.Tom said we needed to leave at once.
Tom asla telefonu olmadan evden ayrılmaz.Tom never leaves home without his phone.
İki leopar yavrusunun ayrılması hakkındaki hikaye bana oldukça basmakalıp gibi görünüyor.The story about the separation of the two leopard cubs seems pretty trite to me.
Tom Mary'ye ondan ayrılmak istediğini anlatan bir cep telefonu mesajı gönderdi.Tom sent Mary a text message telling her he wanted to break up with her.
Tom'un kız arkadaşı, ondan ayrılmakla tehdit etti.Tom's girlfriend threatened to leave him.
Ben geldiğimde Tom tam ayrılmak üzereydi.Tom was just about to leave as I arrived.
Benden ayrılmayacağına bana söz verdin.You promised me you wouldn't leave me.
İşten erken ayrılmak zorunda kalmayacağım.I won't have to leave work early.
En kısa sürede ayrılmak istiyorum.I want to leave as soon as I can.
Tom kız arkadaşından ayrılmayı planlıyor.Tom plans to break up with his girlfriend.
Ben oraya varmadan önce Tom'un ayrılmayacağından emin ol.Make sure Tom doesn't leave before I get there.
Sadece ayrılmam gerektiğini düşünüyorum.I think I should just leave.
Yarın sabah derhal ayrılmalıyım.I have to leave first thing tomorrow morning.
Tom okuldan ayrılmamaya karar verdi.Tom has decided not to drop out of school.
Tom seninle ayrılmayacak.Tom isn't going to break up with you.
Sürüden ayrılma.Go with the flow.
Bu odadan ayrılma.Don't leave this room.
Tom ve Mary'nin ayrılmaları hakkında bir şey duydun mu?Did you hear about Tom and Mary splitting up?
Seyahat ve toplum önünde konuşma, Tom'un işinin ayrılmaz parçalarıdır.Travel and public speaking are integral parts of Tom's job.
Ben ikinizin de ayrılmasını isteyeceğim.I'm going to ask you both to leave.
Ayrılmamız için hiçbir neden görmüyorum.I see no reason for us to leave.
Ben ayrılmanı istemeliyim.I must ask you to leave.
Kapı ayrılmadan 20 dakika önce kapatılır.Gate closes 20 minutes before departure.
Asla Tom'la ayrılmanı tavsiye etmedim.I never advised you to break up with Tom.
Ben derhal ayrılmamızda ısrar ediyorum.I insist that we leave immediately.
Ayrılmak için izninizi alıyor muyuz?Do we have your permission to leave?
Benim tavsiyem en kısa sürede ayrılmak olurdu.My advice would be to leave as soon as you can.
Keşke bir yere ayrılmasan ve bize yardım etsen.I wish you would stick around and help us.
Tom erken ayrılmak istedi.Tom wanted to leave early.
Belki sadece ayrılmalıyım.Maybe I should just quit.
Erken ayrılmak zorunda kalabiliriz.We may have to leave early.
Tom odadan ayrılmadan önce Mary'nin elmas kolyesini aldı.Before leaving the room, Tom took Mary's diamond necklace.
Onlardan ayrılmadım.I'm not through with them.
Ondan ayrılmadım.I'm not through with him.
Ondan ayrılmak istemiyorum.I don't want to leave him.
Sadece onun ayrılmasın isteyemez miyiz?Can't we just ask him to leave?
Tom bana ayrılmak istediğini söyledi.Tom told me he wanted to quit.
Tom bu yılın sonuna kadar Boston'dan ayrılmak istediğini söyledi.Tom said that he wanted to leave Boston by the end of this year.
Erkeklerin okuldan ayrılması kızlardan daha muhtemel.Boys are more likely than girls to drop out of school.
Ayrılmak için hazırlanmıyorsun, değil mi?You're not preparing to leave, are you?