ayrılma ile cümle

ayrılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çakır onun yanından hiç ayrılmaz.Pestka nie oddziela się od miąższu.
Otelden ayrılmayı da hemen beklediğini belirtir.Mężczyźni w pośpiechu opuszczają hotel.
Maximilian'ın ayrılmasından kısa bir süre sonra Avusturya, İtalya üzerindeki gücünü kaybetti.Krótko po tej dymisji Austria utraciła kontrolę nad swoimi posiadłościami we Włoszech.
Bu öğeler izleyicinin kolayca algılayabileceği bir şekilde birbirinden ayrılmaktadır.Zgodnie z tym przekazem tacy kochankowie mogą się bardzo szybko rozstać.
Güney Jeolla, beş şehir ve 17 ilçeye ayrılmaktadır.Jeolla Południowa podzielona jest na 5 miast (kor. si) oraz 17 powiatów (kor. gun).
26 Ekim 2006'da Ferrari, Brawn'ın takımdan ayrılması gerektiğini açıkladı.26 października 2006 Ferrari ogłosiło, że Ross Brawn opuści zespół z Maranello.
Marie odasından ayrılmayı kabul etmez.Potem, Marie chce iść jak najszybciej do swojego pokoju.
Eşinden ayrılmak isteyen Hemingway, 1939’da Küba'ya gidip Havana'da bir otele yerleşti.Wiosną 1939 roku Hemingway dopłynął na Kubę i wynajął pokój w hotelu na Hawanie.
Grubun bir önceki davulcusu Mike Portnoy'un gruptan 2010 yılında ayrılmasından sonra gruba dahil olmuştur.W 2008 roku na tle różnic personalnych Mike Portnoy odszedł z zespołu.
Sevdiğimiz her şeyden bir gün ayrılmamız gerekir.Pewnego dnia porzucił wszystko, co robił.
Ve dizinin sonunda bir daha ayrılmama sözüyle birleşmişlerdir.Na końcu odcinka znów mieszkają jednak razem.
Eğriboz, sekiz belediyeye ayrılmaktadır.Top 8 opuszczonych miast świata.
Keelung şehri idari olarak yedi semte ayrılmaktadır.Siódmy międzyrząd wypukły jak pozostałe.
İşte evden ayrılmam ve Ankara'ya gitmem böyle oldu.Uciekł z internowania i powrócił do Antonowa.
1936 baharındaki sevgi olayı, 1937'de kocasından ayrılmasına ve 1938'de boşandı.Małżeństwo nie trwało długo, w 1936 opuściła męża, a w lutym 1938 uzyskała rozwód.
Haseki bölükleri atlı ve yaya olarak iki sınıfa ayrılmaktaydı.Pułki kawalerii na stopie pokojowej zostały podzielone na dwie grupy różniące się stanem osobowym i koni.
John'un ayrılması sonrasında gruba Tré Cool (Frank Edwin Wright, III) dahil edildi.W tym samym czasie, we Frankfurcie nad Menem, wychowywał się Frank Edwin Wright III (Tre Cool).
Oliver'ın ayrılmasına az bir zaman kala, çift kendilerini belirsizlik ve hasret içerisinde bulur.Kiedy Jonathan wyjeżdża i zostają sami, oboje nie potrafią ukryć swoich uczuć.
Kocayemiş ile yakın akrabalığı bulunsa da bazı özellikleri ile ondan ayrılmaktadır.Ma dość bliskie relacje z Hōką, mimo różnic w ich charakterach.
Bunun üzerine kulüp yönetimiyle bir araya gelerek kulüpten ayrılma dileğinde bulundu.Potem przez konflikt z kierownictwem klubu odszedł z klubu.
Diğer bir ayrılmaz karakter de köpeği İdefiks'tir.Wdzięczny dzieli je z psem.
2. sezonun sonunda diziden ayrılmaktadır.Pod koniec drugiego sezonu znika bez ślasu.
Ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle 1 sene sonra ayrılmak zorunda kaldı.W rok później zdezerterował w wyniku wyczerpania psychicznego.
Ne var ki, kimse İtalya'dan ayrılmak istemedi.Wydawało się, że opuszcza Italię na zawsze.
Ayrılmak için de dönüşüm tamamlanana kadar beklerler.Do momentu ukończenia wypracowania musi więc pozostać w odosobnieniu.
Ayrılma nedenleri ise, Carter'in Hilary'i Lindsay Lohan nedeniyle bırakmasıydı.Doniesiono, że Carter rzucił aktorkę Lindsay Lohan dla Duff.
Eğitim hayatında geleceği sebeple, Danimarka'dan İsveç için ayrılmasına neden oldu.Ze względu na swoją polityczną aktywność musiał wyemigrować do Szwecji.
Hristiyan mezhepleri, üçe ayrılmaktadır.U podnóża wzgórza chrześcijanie podzielili się na trzy zgrupowania.
29 Eylül'de, "tek taraflı bildirim" ile onun gruptan ayrılması istendiğini iddia etti.29 listopada jedna z domniemanych ofiar przyznała, że sama się okaleczyła w celu zwrócenia na siebie uwagi.
O, sağlanan tüm imkanlara ve verilen ödüllere rağmen düşkünlerevindeki odasından ayrılmadı.Choć nie był do końca zadowolony ze swojej pensji i przywilejów, pozostał tam do śmierci.
Ancak beş yıl sonra anne ve babasının ayrılması üzerine Gaitana ve annesi Ukrayna'ya geri dönmüşlerdir.Mieszkała tam przez pięć lat, by potem wrócić z matką na Ukrainę.
Johnson oradan ayrılmak ister. ma dışarıda fazla kar yağmaktadır.It is snowing outside. → Na zewnątrz pada śnieg.
Görice Sancağı dört kazaya ayrılmaktaydı.Ewakuacja miała się odbyć w czterech konwojach.
Tantavi Mahallesi, Atatürk Mahallesi'den ayrılması ile 2009'da kurulmuştur.Formalnie zniesiona w 2009 poprzez włączenie do wsi Ksawerynów.
Eldivenlerinden ayrılmaz.Rękawice pąsowe.
Referandumdan Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği üyeliğinden ayrılması sonucu çıktı.Sytuacja ta wynikała z faktu przyznania członkostwa w ONZ dominiom brytyjskim.
Bir süre sonra partiden ayrılma kararı alır.Chwilę później akcja przenosi się na imprezę.
Bu merkezin kurulması Hesse'nin ailesinden ayrılmasını gerektirmiştir.Przyjęcie nominacji wymagałoby opuszczenia hrabiny de Gaston.
Bu albümün sloganı “Sevenleri ayırmayın, sevenler ayrılmayın” oldu.Promowany sloganem reklamowym: Nie zasypiaj!
Bu arada, imparatorluğun topraklarının ayrılması da devam etti.Ponadto zaprzestano stopniowo rozróżniać cesarstwo od królestwa.
Bunlar 7 tür ve 6 alt türe ayrılmaktadır.Będą miały one kolejno po siedem i sześć odcinków.
Artık onun için annesinin yanından ayrılma vakti gelmiştir."Till min mamma till henne (det) Jag gav presenten").
Sinclair, tiyatro çalışmaları nedeniyle projeden ayrılmak zorunda kaldı.Sinclair lämnade projektet på grund av ett teaterjobb.
55 yılında, Agrippina Octavia'dan yana olaya müdahil oldu ve oğlunun Acte'den ayrılmasını talep etti.År 55 försökte Agrippina ingripa till förmån för Octavia och krävde att hennes son skulle avvisa Acte.
Ahal ili, dokuz ilçe ile iki ilçe statülü şehre ayrılmaktadır.Trakten runt Nûkatdlûp Qáqâ är nära nog obefolkad, med mindre än två invånare per kvadratkilometer.
Hak’tan ayrılmayan Türkler, Allah tarafından hak üzerine kuvvetlendirildi.Om lagarna, som styrde naturens ordning, inte styrdes av Gud var de instiftade av Gud.
Marie odasından ayrılmayı kabul etmez.Marie står utanför sin dörr.
Daha sonra bu ayrılmaz ikili ECW’a katıldı.Båda gångerna representerade hon Irsta HF.
Eldivenlerinden ayrılmaz.Handskar används ej.
Gündüzleri birbirini gören hayvanlar, geceleyin de seslerle birbirinden ayrılmazlar.Men den som vandrar om natten, han stöter sig, ty han har då intet som lyser honom."
Daha sonra sağlık sorunları nedeniyle diziden ayrılmak zorunda kalmıştır.Hon tvingades dock snart lämna klostret av hälsoskäl.
Zhangzhou şehri iki semt, bir ilçe düzeyi şehir ile sekiz ilçeye ayrılmaktadır.Stadsprefekturen Zhangzhou administrerar två distrikt, en stad på häradsnivå och åtta härader.
O andan itibaren bir daha ayrılmazlar.Men därifrån kunde de aldrig återvända.
En son, 2007 yılında da Spider Man 3'teki rolünün ölmesinden sonra filmden ayrılması kesinleşti.Under 2007, för att främja utgivandet av den tredje filmen, släpptes Spider-Man 3.
Bu amaçla kitap ve kütüphane için daha fazla fon ayrılması için çaba gösterdi.De omändrades för detta ändamål till en större läse- och bibliotekssal.
Tanıştığı sırada eşinden ayrılmak üzereydi.De skildes då hon lämnade församlingen.
Katar, 2004 yılından bu yana idari olarak 7 belediyeye (Arapça: بلديات) ayrılmaktadır.Sedan 2004 är Qatar indelat i sju kommuner (arabiska: baladiyah).
Yuncheng şehri bir semt, iki ilçe düzeyi şehir ile 10 ilçeye ayrılmaktadır.Yuncheng består av ett stadsdistrikt, två städer på häradsnivå och tio härad.
Birlikte mülkiyet de kendi içinde paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti olarak ikiye ayrılmaktadır.Egendom delas i sin tur in i lös egendom respektive fast egendom.
Fakat 1 ay sonra dizindeki sakatlıktan dolayı takımdan ayrılmak zorunda kalmıştır.I mitten av månaden tvingades han dock till skadelistan på grund av ryggbesvär.

İlgili Sayfalar