ayrılma ile cümle
ayrılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Görice Sancağı dört kazaya ayrılmaktaydı.Im See durfte er vier Garnzüge fischen.
Tüm Opel 24/110'ların hurdaya ayrılmasından dolayı günümüze gelen hiçbir model yoktur.Aufgrund der Verschrottung sämtlicher Opel 24/110 PS ist kein Wagen museal vorhanden.
Bir süre sonra partiden ayrılma kararı alır.So beschließt er, die Party zu verlassen.
Birçok insan benim bugün, yarın ayrılmak istediğimi biliyor.Heute hier, morgen fort.
Yunanların ayrılmasıyla Tekirdağ’a göç edenler tekrar evlerine geri döndü.Sie forderten im Weiteren „die Söldner aus Russland“ zur Rückkehr in ihre Heimat auf.
Yazov durumu öğrenince askerlerin şehirden ayrılmasını emreder.Jakuschkin schickt jeden Geheilten fort aus der Stadt.
Marie odasından ayrılmayı kabul etmez.Marie wird nicht freiwillig gehen.
Çok geçmeden halk daha iyi iş bulmak için köyden ayrılmaya başladı.Doch schon bald hielten sie Ausschau nach einer schöneren Gegend.
Gelibolu Sancağı dört kazaya ayrılmaktaydı.Aus Sicherheitsgründen verfügte die Lok über vier Bremssysteme.
Çekişmeli ve çekişmesiz yargı şeklinde ikiye ayrılmaktadır.Die Gelappte Melde ist einhäusig getrenntgeschlechtig (monözisch).
Bolin korkar ve ondan ayrılmak ister ama Eska onun peşini bırakmaz.Susie bekommt Angst und möchte den Bunker verlassen, aber Harvey lässt sie nicht.
Temburong, idari olarak sekiz bucağa (mukim) ayrılmaktadır.Als Zierde trägt er acht eingemeißelte vergoldete Palmzweige.
Zhumadian şehri bir semt ile dokuz ilçeye ayrılmaktadır.Auf Kreisebene setzt sich Zhumadian aus einem Stadtbezirk und neun Kreisen zusammen.
Bu ülkenin coğrafyası 1983 yılına kadar 3 ilçeye ayrılmaktaydı.Die Beratung im Parlament erstreckte sich wiederum über fast drei Jahre bis 1983.
Bu ilçeler de mukim adı verilen toplam 38 bucağa ayrılmaktadır.Diese beiden Steine führen zusammen 38 Namen.
Bu pozisyonlar da, saha içindeki dizilime göre kendi içerisinde ayrılmaktadır.Dieser Darstellung wird sie im Laufe ihrer spärlichen Auftritte innerhalb des Stückes auch gerecht.
Zhoukou şehri bir semt, bir ilçe düzeyi şehir ile sekiz ilçeye ayrılmaktadır.Administrativ setzt sich Zhoukou aus einem Stadtbezirk, einer kreisfreien Stadt und acht Kreisen zusammen.
Sudan'ın Arabileştirme programından Güney Sudan'ın ayrılması.Auf der Tagesordnung steht die Befriedung des Sudans.
Nicel veriler ayrıca kendi aralarında ayrışık ve sürekli olarak iki gruba ayrılmaktadır.Die Sepalen sind gleich geformt, etwa parallel zueinander stehend und aneinander anliegend.
Sana Bir Sır Vereceğim dizisinden rahatsızlığı sebebiyle ayrılmak zorunda kaldı.Wegen Baufälligkeit musste sie abgebrochen werden.
Çoğunluk raporu Ekonomik olarak bağlı bir Ayrılma Planı sundu.Dieser Haushalt besteht aus mehreren Personen, die einen gemeinsamen Wirtschaftsplan aufstellen.
Tony eğer ayrılmak istiyorsa önce kendisiyle evlenmek zorunda olduğunu belirtir.Um nach Österreich ausreisen zu dürfen, willigte James zunächst in die Ehe mit ihrem Cousin ein.
Evden ayrılmaya çalıştığında Frank'in merdivenlerden yukarı çıktığını görür.Als ich an meine Schwester dachte, lief ich schnell wieder die Treppen hoch.
Vehbi'nin kızı ebeveynlerinin ayrılmasından sonra babasıyla yaşadı.Bophas Sohn lebt seit der Scheidung mit seinem Vater.
Xilin Gol aymağı, iki ilçe düzeyi şehir, bir ilçe ile dokuz sancağa ayrılmaktadır.Auf Kreisebene setzt sich Xilin Gol aus zwei kreisfreien Städten, einem Kreis und neun Bannern zusammen.
Bölükler sayıların sağdan üçerlik gruplar halinde ayrılmasıyla oluşur.Die Wirbel stehen in Dreier-Gruppen und Dreier-Reihen rechts außen.
Fukuoka idari olarak yedi semte ayrılmaktadır.Fujiyama besitzt sieben Wagen pro Zug.
Sonunda Muazzam Eşref'in Şam'dan ayrılmasına izin verdi.Das Portal ermöglicht dem Avatar schließlich, das Exil auf Pagan zu verlassen.
Diğer kültürler, çeşitli sebeplerden dolayı buradan ayrılmak zorunda kalmıştır.Drei weitere mussten aus unterschiedlichen Gründen umkehren.
Biraz bekleyiniz ve hattan ayrılmayınız, lütfen.Attendez un moment et ne quittez pas, s'il vous plait.
Otelden kaçta ayrılmam gerekiyor?À quelle heure dois-je quitter l'hôtel ?
Ayrılmanızı istemiyorum.Je ne veux pas que vous partiez.
Tom, sen ayrılmadan önce seni görmek istiyor.Tom veut te voir avant que tu partes.
Gemi batarken adam, eşinin cesedinden ayrılmaktansa ölmeyi tercih eder.Comme le navire sombre, le mari préfère mourir plutôt que d’être séparé du corps de sa femme.
Güçlü ve büyük bir otomobil sahibi olmak halk kitlelerinden ayrılmanın bir göstergesi hâline gelir.Posséder une grande voiture puissante permet de se distinguer des masses populaires.
Kasım ayında Papa, haçlı seferinin bir sonraki bahar için ayrılmasını ertelemek zorunda kaldı.Le pape dut à nouveau reporter le départ de la croisade au printemps suivant.
Verdiğim sözü yerine getirinceye kadar senden ayrılmayacağım."Ô vérité ! mon intérêt ne fut jamais rien devant toi ; qu'il ne souille en rien le culte que je t'ai voué ».
Grup hiçbir zaman resmi olarak ayrılmadı.Le groupe ne s'est jamais officiellement séparé.
Artık Şam'dan ayrılmak zamanı gelmiştir.Quelque temps après a lieu le départ de Shampro.
Mayıs 2007'de Peter Lindgren, grupla geçen 16 yılından sonra ayrılma kararı aldığını açıklamıştır.Le 17 mai 2007, Peter Lindgren annonce quitter le groupe après 16 ans de carrière.
Fakat iki aşık birbirlerinden ayrılmayı kabul etmezler.Les deux amants refusent de se séparer.
Basçı Mark Evans'ın 1977'de gruptan ayrılmasından bu yana AC/DC'nin Avustralya doğumlu tek üyesidir.Depuis le départ du bassiste Mark Evans en 1977, il est le seul membre du groupe à être né en Australie.
Ayrıca bu single Oh Won Bin'in ayrılmadan önce yer aldığı son resmi çalışmaydı.C'est aussi le dernier où figure Oh Won Bin avant son départ du groupe.
O ve ailesi ayrılmadan önce Abruzzi Otto Fibonacci'nin Washington'un dışında bir motelde kaldığını öğrenir.Avant leur départ, Abruzzi apprend qu'Otto Fibonacci est logé dans un motel à proximité de Washington.
Braun, Hitler'in yanından asla ayrılmayacağını söylediğinde oradaydı.Elle était présente lorsque Braun a dit à Hitler qu'elle ne le quitterait jamais et l'embrassa.
Ancak Germanus, ordunun Balkanlardan ayrılmadan önce 550 sonbaharında aniden öldü.Germanus meurt subitement en automne 550 avant même de quitter les Balkans où l'armée se rassemble.
Bath'ta kanal nehirden ayrılmakta fakat izleyebildiği kadar vadisi olan Avon'daki Bradford'u takip eder.À Bath, le canal se sépare de la rivière, mais suit sa vallée jusqu’à Bradford on Avon.
Kromozomların ayrılma modelinin Mendel’in varsayımını tümüyle desteklediğini belirtti.Il remarque que le modèle de séparation des chromosomes supporte tout à fait la théorie de Mendel.
Dolayısıyla bu topraklardan ayrılmama koşuluyla azat edilmişlerdir.Il est bien clair que je dois quitter cette terre.
Otomobil 20. yüzyılın sonunda toplumun ayrılmaz bir parçası olmuştur.À la fin du XXe siècle, l'automobile fait désormais pleinement partie de la société.
1835-1836: Teksas Devrimi, Teksas'ın Meksika'dan ayrılması.1835-1836 : révolution texane contre le Mexique.
Bunlardan birini Ben'e hediye eder ve böylece onlar asla ayrılmayacaklarına inanırlar.Il réveille alors ses futurs gendres, mais ils ne le croient pas.
Hükümdar, onları çağırıp tehdit eder, onlarsa inançlarından ayrılmak istemezler.Mais comment feront-ils appel à lui s’ils n’ont pas cru en lui ?
Karakalpakstan Cumhuriyeti Özbekistan Cumhuriyeti Anayasası Özbekistan'dan ayrılma hakkına sahiptir.La Constitution du Karakalpakistan doit être conforme à la constitution ouzbek.
Aralıkta 1.400 kişik Hannover ordusunun ayrılmasıyla, ardından veba salgınının çıkması, durumu kritikleştirdi.En décembre, le contingent hanovrien fort de 1 400 hommes quitta l'armée, et une nouvelle épidémie se déclara.
60'ların ortalarında rock türü rock'n'roll'dan ayrılmaya başladı.Il commence à travailler dans le milieu du rock 'n' roll.
Ruthless Records'tan ayrılmalı çok sorunlu olmuştu.Il est le cofondateur de Ruthless Records.
Ama sadelikten hiç ayrılmadım.""Je ne l'ai jamais vu en colère."
İntihar öncesi yazdığı ayrılma notunda "Her zamankinden daha uzun bir süre uyuyacağım.Il a écrit : « Je vais m'endormir maintenant pour un peu plus longtemps que d'habitude.
55 yılında, Agrippina Octavia'dan yana olaya müdahil oldu ve oğlunun Acte'den ayrılmasını talep etti.Agrippine tenta d'intervenir en faveur d'Octavie et exigea de son fils le renvoi d'Acte.