ayrılma ile cümle
ayrılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Okuldan ayrılmak mı?Dropping out of school?
Ve iyonlarına ayrılmaya ve iyonlarına ayrılmış bir hava oluşturmaya başlıyorlar.So they start disassociating and start forming this ionized air.
Konuşmamı bitirmeden önce bir söz söyleyerek aranızdan ayrılmak istiyorum.But before I end my talk today, I want to leave you with one saying.
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.We were not going to leave until the peace accord was signed."
Bir daha hiç ayrılmayacağız !We'll never be separated again.
Burdan ayrılmalısınız ya sen ?You two must not stay here. The two of us?
Hatta dün, arkadaşlarım bizim evdeydi ve ayrılmak istediklerindeEven yesterday, I had my friends visiting me at home and when they wanted to leave,
Evden ayrılmadan önce, benden fotoğrafını çekmemi rica etti.Before we left my home, he asked me to take photos of him
Biliyor musunuz, — Batı'da sonu olmayan bu ölü iş, liseden ayrılmalara sebep oluyor.What happens — You know, it's a dead end job in the West, what high school dropouts do.
Sadece üç yaşındayken oradan ayrılmamıza rağmen,Even though I left when I was only three years old,
Normalde bu işlem sitokinez tarafından hücrenin sitoplazmasının ayrılmasıdır.That's normally accompanied by cytokinesis where the cytoplasms of the cells actually separate.
Yani profaz ilerledikçe aslında nükleer zarf sökülmeye ve ayrılmaya başlar.So as prophase progresses-- the nuclear envelope actually starts to disassemble.
Ondan ayrılma yapış, hergün onunla görüşmek zorundasın.You have to meet him everyday. Stick to him like glue!
Aynı ağustos böceği gibi ağaçtan ayrılmaz, yapıştırıcı gibi bütün yaz boyunca haykırır!Like a cicada that sticks to a tree like glue and cries all summer long!
Ve ipliklerin ayrılmasıyla kopyalanıyordu.And you copy it by going from strand-separating.
Ancak, sizden şu soruyla ayrılmak istiyorum:But I'd like to leave you with just that question:
Ve üç, -- gerçekten ayrılmadan önce kendinizi ayırmayın.And three, don't leave before you leave.
"Ayrılmadan önce ayrılmayın."Don't leave before you leave.
Ayrılmadan, ayrılmayın.Don't leave before you leave.
Pamuğun tiftiğin çekirdeğinden ayrılması oldukça zahmetli ve çok zaman alıyordu.Separating the seeds from the cotton lint was tedious and time consuming.
Ve genellikle çevre yoldan ayrılmam ve evime ulaşmak için farklı yollara aramak durumundayım.And I often have to leave the freeway and look for different ways for me to try and make it home.
Fil parçalara ayrılmadan çürüdü ve onlarda sadece dişlerini aldılar.The elephant just decayed and they just got the tusks.
ArGe, bu kadar az fon ayrılması çok çılgınca.The R&D piece, it's crazy how little it's funded.
"Evden onsuz ayrılmayın.""Don't leave home without it."
Bunlar gerçekten çok dehşettir ! Yanımdan ayrılma !These are really horrific ! stay close !
İşten ayrılmayı düşünüyorum.I'm thinking of quitting my job
Buluşuyoruz, sonra hemen ayrılmak zorunda kalıyoruz.As soon as we meet we have to part
-Sen zaten ayrılmadın mı?- You're going to leave already?
O ayrılmadan önce bunu yapmalısın.You'll have to do it before she leaves.
Tabi ki, o ayrılmadan önce yapmalıyım.Of course, I have to do it before she leaves.
Beyin bölümlere ayrılmamıştır.The brain isn't divided into compartments.
Kilise ve devlet işlerinin ayrılması için konuşacak en son insan belki de.A very unlikely spokesperson for the idea of separation of church and state.
Bir partiye davetlidir. Hiç ayrılmak istemez.He is invited for a party -- he never wants to leave.
Bulunduğunuz yerden ayrılmayın.You are to stay where you are.
Görünüşe göre kafasının ayrılmasından geriye kalan tek şey gösteriş.So it seems that the only trait that survives decapitation is vanity.
Ve kadın ayrılmak istediğinde, ' Hayır, hayır, kesinlikle olmaz.And when she wanted to leave, I said like ' No no no no no!
Hayır. Üvey ailesinden ayrılmak neden bu kadar üzücü olsun ki?No, she just loses her adoptive family.
Ona, kulübeden ayrılmamasını söylemiştim.I told her not to leave the hut!
Herşeyimizi alıp Hepimizin burdan ayrılması gerekiyor !We have to leave here as soon as possible !
Artık ayrılmayı düşünüyorum ! Ne dedin ? Yeteneğine yazık etmeI want to quit ! why ? don't waste your skill !
Ancak şimdi de, çarpanlarına ayrılması zor olan bir denklem üzerinde çalışalım.But let's do a situation where the equation is actually not so easy to factor.
Dışarıdan bir şokla karşılaştıklarında çözülüp parçalara ayrılmasınlar diye.When they encounter shock from the outside that they don't just unravel and fall to pieces.
Birbirimizden ayrılmamalıyız, yoksa işe yaramaz.We have to stick together or it won't work!
Ayrılmamak mı?Stick together?
Onun ayrılmasını gerektirecek ne söyleyebilirsin?What could you have said to make her leave?
Ben yoldan ayrılmak istemiyorum. [kendi dilinde]:I don't want to move out of the way. man speaking native language:
Ekselansları, artık ayrılmamız gerekiyor.Your Highness, you need to go now.
Neredeyse aynen Kongre'den ayrılmak gibi... gülüşmelerIt's almost like leaving Congress. (Laughter)
Bir gün ayrılmak için geldikWe've all come into this world
Çok geçmeden, ya gizlice silahlanmak ya da Brezilya'dan ayrılmak gerekliydi.Either go into clandestinity with weapons in hand, or leave Brazil.
Çok uzun bir süre boyunca ayrılmadık.We haven't been separated for very long.
Fakat artık şaşırmak için tanıdık, bildiğimiz dünyadan ayrılmanıza gerek yok.But you don't need to rush off away from the familiar, across the world to be surprised.
Malavi'deki evimden hiç ayrılmamıştım.I had never been away from my home in Malawi.
Oradan ayrılmadan, tatma şansını buldum.I finally got to taste it before I left.
Önemli bir sırrı paylaşan ama ayrılmak zorunda olan iki insan hayal edin. .Imagine two people who share an important secret have to split up.
Ya ayrılmak istemiyorum diyorum karımdan.I am telling you, I don't want to divorce my wife.
Tam ben ayrılmadan önce, bir kafatasının yarısını uçurttu.Just before I left, one guy got half his skull blown away.
Insanlarin en genis damarlarinin elle parcalara ayrilmasini gormek, gercekten, 3. dunya ulkelerinde.To see the largest vessels of man being deconstructed by hand, literally, in third-world countries.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.It's like the land and the king (i.e. Arthur) they're inseparable, they are one.
İkinci kademe uçaklar birkaç türe ayrılmaktadır.At the second tier planes are divided into several types.