ayrılık ile cümle

ayrılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu tip bir seçilim, form ve işlev ayrılıklarını engelleme görevi görür.This form of entity makes it possible to separate functions of ownership and control.
Ayrılıkçı ittifaktandırlar.The Divided Self.
Yaşanan bu görüş ayrılıklarının neticesinde Patassé Temmuz 1978 tarihinde görevinden alınmıştır.In a continuing dispute over the powers of the interim presidency, Binaisa was removed in May 1980.
"Yesterday" ayrılıkla ilgili akustik bir balladdır."Yesterday" is a melancholy ballad about the break-up of a relationship.
Ayrılık Çeşmesi bulunduğu sokağa ve semte de adını vermiştir.They were named for the principal street or district they served.
Ancak, bu konuda bazı fikir ayrılıkları olduğunu bilmek, önemlidir.But it's important to know that there are dissenting views on these things.
Ve sonunda odadan ayrılıken, onu tasarladığım planı uygulatmak için ikna etmiş olarak ayrıldım.And I convinced him that we should leave the room with the agreement to build it as designed.
"Cehennem azabından tek bildiğimiz şey ayrılıktır.""Parting is all we need to know of hell."
Ve ayrılık duvarlarını kırıyor olursunuz.And that breaks down the walls of separateness.
Ve kendimizi de bu ayrılıklarla tanımlıyoruz.And we define ourselves by our gaps.
Ve genç aşıklar gibi korkuyoruz, ya çok muhabbet tez ayrılık getirirse diye.And we're afraid, like young lovers, that too much talking might spoil the romance.
Ardından ayrılık geliyor ya da o kişi beni uzaklaştırıyor, tamamen aklımı kaybediyorum.I totally freak out.
İyi geceler, iyi geceler! ayrılık gibi tatlı bir hüzün.Good night, good night! parting is such sweet sorrow
Ne olacak yani, ilişkinde ayrılık olduysa, ilişkilerde bazen olduğu gibiWhat if your love affair should break up, as they sometimes will
Günlüğü geri alacaksan... ...bu ayrılık saçmalığını da geri alman gerekiyor.If you get the diary back, you need to take back the breaking up thing.
Artık şiddet çağrısını ve ayrılık politikasını geride bırakma vakti geldi.It is time to leave the call of violence and the politics of division behind.
Bugünkü toplantımızda... ...bize en çok acı veren ayrılıklarımızı konuşacak olmamız.For today's gathering, we're talking about our most painful partings.
Hanımefendileri ayrılık bir deyişle beyliği üzerinde derin bir etki yaptığını düşünüyorum.I think that your ladyship's parting words made a deep impression on his lordship.
3:00 Ayrılık3:00:
Bu iki insan arasında bir ayrılık ya da uzaklık yaratıyor mu?Does that create a separation or a distance from one person to the next?
Ve sizin bilincinizle bir başkasının bilinci arasında gerçek bir ayrılık yoktur.And there is no real distinctiveness of your consciousness from somebody else's consciousness.
Yeryüzüne barış getirmeye mi geldiğimi sanıyorsunuz? Size hayır diyorum, ayrılık getirmeye geldim.Do you think that I have come to give peace in the earth? I tell you, no, but rather division.
Böylece İsadan dolayı halk arasında ayrılık doğdu.So there arose a division in the multitude because of him.
Bu sözlerden dolayı Yahudiler arasında yine ayrılık doğdu.Therefore a division arose again among the Jews because of these words.
İnkar edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.But the unbelievers are still full of pride and hostility.
Ve kendisi artık bunun, ayrılık zamanı olduğunu anlar,He will then realise it is the parting,
Onlardan hiçbiri arasında ayrılık gözetmeyiz. Ve biz O'na teslim olmuşlarız."We make no distinction between them, and we submit to Him and obey."
Artık gerçekten, kendisi de bir ayrılık olduğunu anlamıştır.He will then realise it is the parting,
Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.I CALL to witness the admonishing Qur'an.
Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.But the unbelievers are still full of pride and hostility.
Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.He will then realise it is the parting,
İnsanlar, ancak tek bir ümmetti, sonradan ayrılıklara düştüler.Men were once a community of one faith; but they differed (and followed different ways).
O zat, işte dedi, seninle benim aramda artık ayrılık bu."This is the parting of our "ways," he said.
Ve şüphe yok ki bu çağın, bir ayrılık çağı olduğunu anlayınca.He will then realise it is the parting,
Sezinlemiştir ki odur ayrılık.He will then realise it is the parting,
O inkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.But the unbelievers are still full of pride and hostility.
Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.He will then realise it is the parting,
Artık ayrılık vakti geldiğini kendisi de anlar.He will then realise it is the parting,
Doğrusu, inkar edenler kibir ve ayrılık içindedir.But the unbelievers are still full of pride and hostility.
Bunun artık o ayrılık zamanı olduğunu anlar.He will then realise it is the parting,
Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise uzak bir ayrılık içindedirler.And verily, those who disputed as regards the Book are far away in opposition.
Bu, onların Allah'a ve O'nun Resûlü’ne 'başkaldırıp ayrılık çıkarmaları' dolayısıyladır.That is because they opposed Allah and His Messenger (Muhammad SAW).
Kim Allah'a başkaldırıp-ayrılık çıkarırsa, muhakkak Allah, cezası (ikabı) pek şiddetli olandır.And whosoever opposes Allah, then verily, Allah is Severe in punishment.
Allah kitabında ihtilafa düşenler, elbette haktan uzak bir ayrılıktadırlar.And verily, those who disputed as regards the Book are far away in opposition.
Kendi aralarında şiddetli ayrılık vardır. Sen onları toplu sanırsın, ama kalbleri dağınıktır.They experienced the consequences of their decisions.
Şüphesiz zalimler, (gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler.The wrongdoers are in profound discord.
Zalimler şüphesiz derin bir ayrılık içindedirler.The wrongdoers are in profound discord.
Fakat yüz çevirdiler mi onlar, ancak ayrılık, aykırılık içindedir.But if they turn away, then they are in schism.
Zalimler, geri dönülmez bir ayrılık ve kopuş içindedirler.The wrongdoers are in profound discord.
Zalimler, gerçekten (haktan) oldukça uzak bir ayrılık içindedirler.The wrongdoers are in profound discord.
Zalimler şüphesiz (haktan uzak) derin bir ayrılık içindedirler.The wrongdoers are in profound discord.
Yok yüz çevirirlerse, mutlaka size karşı bir ayrılık ve düşmanlık içindedirler.But if they turn away, then they are in schism.
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ayrılık ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayınız.And be ye not as those who separated and disputed after the clear proofs had come unto them.
Onlardan hiçbiri arasında ayrılık gözetmeyiz.We do not differentiate between any of them.
Bu terslikler Birlik içinde uzun süredir görülen zaaf ve ayrılıkları ortaya koyuyor.These setbacks appeared to expose lingering weaknesses and divisions within the Union.
Bugüne kadar sadece Rusya ve Nikaragua ayrılıkçı bölgeleri diplomatik olarak tanıdılar.Only Russia and Nicaragua have offered diplomatic recognition of the breakaway regions so far.
Ankara'nın insan hakları reformları, ayrılıkçıların tek kozlarını da ellerinden alıyor olabilir.Ankara's human rights reforms may be taking away the separatists' only trump card.
Moldova'nın ayrılıkçı eyaleti Rusya Federasyonu'na bağlı durumda.The Moldovan breakaway province remains tied to the Russian Federation.
Moldova'nın ayrılıkçı eyaletinin ikinci lideri, Yevgeny Shevchuk. [Reuters]Yevgeny Shevchuk, the second leader of the Moldovan breakaway province Transnistria. [Reuters]
Rus makamları, tanınmayan Moldovalı ayrılıkçılarla olan ilişkileri konusunda dürüstler.Russian authorities are up front about their relations with the unrecognised Moldovan separatists.

İlgili Sayfalar