ayrı ile cümle
ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Geri dönmemek üzere buradan ayrılacak.He will leave here for good.
O İngilizce okuyor ama ayrıca Almanca okuyor.He is studying English, but he is also studying German.
O, evinden ayrılmak istemedi.He didn't want to part with his house.
O, az önce evden ayrıldı.He has just left home.
Ailesinden ayrılmayı sevmiyordu.He didn't like being separated from his family.
O, ailesinden ayrı yaşıyor.He lives apart from his family.
Onun üyelik ayrıcalıkları vardır.He has the privileges of membership.
O, sınıf ayrımlarının ortadan kaldırılmasını savundu.He advocated abolishing class distinctions.
O, iki yıllığına yurt dışında eğitim görme ayrıcalığına sahipti.He had the privilege of studying abroad for two years.
Okuldan ayrıldıktan sonra, Londra'ya gitti.After he left school, he went to London.
Kuralları ayrıntılı olarak açıkladı.He explained the rules in detail.
Bacakları ayrık durdu.He stood with his legs wide apart.
O, soygunu ayrıntılı olarak anlattı.He described the robbery in detail.
O, sakin bir hayat yaşadığı memleketinden ayrıldı.He retired to his hometown, where he lived a quiet life.
O geri dönmemek üzere evden ayrıldı.He left home never to return.
O, İspanya'ya gitmek için evinden ayrıldı.He left home for Spain.
O, liseden ayrıldı.He dropped out of high school.
O, az önce ofisten ayrıldı.He left the office just now.
O, her an ayrılabilir.He may leave any minute.
O, şimdi evden ayrılıyor.He is leaving home now.
Eşinden ayrı yaşıyor.He is living apart from his wife.
O, üç gün içinde ayrılıyor.He is leaving in three days.
O, üç gün önce ayrıldı.He left three days ago.
Bizim varışımızdan kısa bir süre sonra ayrıldı.He left soon after our arrival.
Bana şirketten ayrılmak istediğini söyledi.He told me that he wanted to leave the company.
Beni gördüğü anda odadan ayrıldı.He left the room the moment he saw me.
O gerçekleri ayrıntılı olarak açıkladı.He explained the facts at length.
Planlarını ayrıntılı olarak açıkladı.He explained his plans in detail.
Evinden ayrılmaya karar verdi.He decided to part with his house.
O ayrılırken bize el salladı.He waved goodbye to us.
Bir süre önce ayrıldı.He left a while ago.
O, onu ayrıntılı olarak açıkladı.He explained it in detail.
Ailesinden ayrıdır.He is independent of his parents.
Irk ayrımcılığına karşı mücadele etti.He fought against racial discrimination.
Kendisi iyi bir yüzücüdür ayrıca güzel de tenis oynar.He is a good swimmer and also plays tennis well.
O iyi bir yüzücüdür ve ayrıca güzel tenis oynar.He is a good swimmer and also plays tennis well.
O, hesabı ödeyerek otelden ayrıldı.He checked out of the hotel.
Okuldan geçen hafta ayrıldı.He quit school last week.
Geç kalmamak için erken ayrıldı.He left early in order not to be late.
Onun şehirden ayrıldığını ve doğuya taşındığını duydum.I heard that he left town and moved east.
Derhal odadan ayrılmamı emretti.He ordered me to leave the room at once.
Tokyo'dan Avrupa'ya ayrıldı.He left Tokyo for Europe.
Kyoto'ya gitmek için Tokyo'dan ayrıldı.He left Tokyo for Kyoto.
O ayrıcalığı istismar etti.He abused the privilege.
Ayrıcalığı kötüye kullanmıştır.He must have abused the privilege.
Amerika'ya gitmek için Japonya'dan ayrıldı.He left Japan for America.
O asla geri dönmemek üzere Japonya'dan ayrıldı.He left Japan never to come back.
O evlendiği için, o sekreterinden ayrılmak zorunda kaldı.He had to part with his secretary because she got married.
O ondan ayrı kalmaya katlanamadı.He couldn't bear to be apart from her.
O, o evlendiğinde sekreterinden ayrılmak zorunda kaldı.He had to part with his secretary when she got married.
O, gülümsedi ve ayrıldı.He smiled and left.
O hasta olduğundan dolayı şirketten ayrıldı.He quit the company on the grounds that he was ill.
Demokrat Parti'ye girdi ama oradan çok geçmeden ayrıldı.He entered the Democratic Party but soon left it.
O, uyarmadan ayrıldı.He quit without notice.
O, yarın buradan ayrılacak.He will leave here tomorrow.
O yarın öğleden sonra ayrılacak.He is going to leave tomorrow afternoon.
O, ebeveynlerinden ayrı yaşıyor.He lives apart from his parents.
Ayakları ayrık durdu.He stood with his feet wide apart.
İstasyona vardığında tren çoktan ayrılmıştı.When they got to the station, the train had already left.
7 yıllık evlilikten sonra ayrıldılar.They broke up after 7 years of marriage.