ayrı ile cümle

ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kaptan gemiden ayrılmamızı söyledi.The captain told us to get off the ship.
Bütün kitaplar iki sınıfa ayrılabilir.All books may be divided into two classes.
Mezun olur olmaz, şehirden ayrıldı.As soon as he graduated, he left town.
Hiçbir ulus diğerlerinden tamamen ayrılmış olamaz.No nation can exist completely isolated from others.
Birçok aile sınırda yeni bir hayat kurmak için ayrıldı.Many families left to make a new life on the frontier.
Büyükelçi bu gece Japonya'dan ayrılıyor.The ambassador is leaving Japan tonight.
Halk ayrımcılık probleminden tamamen habersiz.The masses are entirely ignorant of the segregation problem.
Kimsenin partiden ayrılmak için acelesi yoktu.No one was in a hurry to leave the party.
İzinsiz kimse ayrılmayacak.No one is to leave without permission.
Geç kalmamak için erken ayrıldım.I left early so as not to be late.
Kasaba fabrikalar ve konutlar için ayrıldı.The town was zoned for factories and residences.
Hava iyi olursa, yarın sabah ayrılacağız.We shall leave tomorrow morning, weather permitting.
Ayrı hesaplar istiyoruz, lütfen.We'd like separate checks, please.
Tren zamanında istasyondan ayrıldı.The train left the station on time.
Telefon çaldığında, hepimiz evden ayrılmak üzereydik.We were all set to leave when the phone rang.
Telefon çalmaya başladığında, Anne evden ayrılmak üzere idi.Anne was just about to leave the house when the phone began ringing.
Kadın ayrıldı ve tekrar kuyrukta beklediği adliyeye gitti.The woman left and went to the courthouse, where she waited in line again.
O, baş ağrısını erken ayrılmanın mazereti olarak kullandı.He used a headache as an excuse for leaving early.
Yolun iki şerite ayrıldığı bir yere geldik.We came to a place where the road branched into two lanes.
İki kasaba bir nehirle ayrılır.The two towns are separated by a river.
İki öğrenci köşeye vardıklarında ayrıldı.The two students parted when they reached the corner.
Japonya 1933'te Milletler Cemiyetinden ayrıldı.Japan seceded from the League of Nations in 1933.
Japonya'dan ayrılalı on yıl oldu.It has been ten years since I left Japan.
O almak zorunda olduğu başka bir şey olmadığı için mağazadan ayrıldı.She left the store because she didn't have anything else that she had to buy.
Onun odadan ayrıldığını fark etmedim.I didn't notice when he left the room.
Ayrılışını niçin ertelediğini biliyor musun?Do you know why he put off his departure?
Evden ayrılır ayrılmaz yağmur yağmaya başladı.He had hardly left home when it began to rain.
O ayrılıncaya kadar orada kaldım.I stayed there until he had left.
Japonya'dan ayrıldığından beri üç ay oldu.It has been three months since he left Japan.
Ondan ayrılmak zorunda olduğu gün sonunda geldi.The day came at last when he had to part from her.
O gelir gelmez, ayrılacağız.We will leave as soon as he comes.
Öğrencilik günlerimizden beri o ve ben ayrılmaz arkadaşlarız.He and I have been inseparable friends since our student days.
O, olayı ayrıntılı olarak anlattı.He described the scene in detail.
Bizim geldiğimiz aynı günde Japonya'dan ayrıldı.He left Japan on the same day that we arrived.
O, tam ben evden ayrılırken geldi.He arrived just as I was leaving home.
İlk yıl üniversiteden ayrıldı.He dropped out of college in the first year.
O, birkaç gün önce buradan ayrıldı.He left here a few days ago.
İkinci yılında okuldan ayrıldı.He dropped out of school in his second year.
Nisanda o, Japonya'dan ayrılacak.He will leave Japan in April.
Haziran ayında Tokyo'dan ayrılacak ve Kansai'ye gidecek.He will leave Tokyo and come to Kansai in June.
O yarın Şikago'dan ayrılıyor.He is leaving Chicago tomorrow.
O, evinden ayrılmak zorunda kaldı.He had to part with his house.
O, her zaman saat yedide evden ayrılır.He always leaves home at seven.
Ödeme yapmadan restorandan ayrıldı.He left the restaurant without paying.
O aç olduğunu söyledi ve sonra ayrıca susuz olduğunu da ekledi.He said he was hungry, and then he added that he was also thirsty.
O, grubundan ayrıldı.He strayed from his group.
Ceketini giydi ve evden ayrıldı.He put on his coat and left the house.
Bu şehirden ayrılmadan önce, O bizi görmeye gelecek.He'll come to see us before he leaves this city.
O, veda etmeden ayrıldı.He left without saying goodbye.
O hoşça kal demeden evden ayrıldı.He left the house without so much as saying goodbye.
O, kazaya ayrıntılı bir açıklama getirdi.He gave a detailed description of the accident.
O, babasından ayrıldı.He went away from his father.
O, Tom'un iş bitirilmeden önce ayrıldığını gördü.He saw Tom leave before the job was finished.
O yakışıklıdır. Ayrıca sporda iyidir.He is handsome. In addition, he is good at sport.
O, ayrıca hayvanlara karşı naziktir.He was also kind to animals.
Mademki o, işinden ayrıldı ona güvenemem.Now that he has quit his job, I can't depend on him.
Avrupa'ya gitmek için japonya'dan ayrıldı.He left Japan for Europe.
Bana yardım etmek için yolundan ayrıldı.He went out of his way to help me.
Geçen hafta ayrıldığından beri eve gelmedi.He hasn't come home since he left last week.
Kişisel nedenlerden dolayı şirketten ayrıldı.He left the company on account of personal reasons.
İlgili Sayfalar