ayrı ile cümle
ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
İyi ve kötü arasında ayrım yapabilirim.I can make a distinction between good and bad.
Eğer benim evime gelirsen, hikayeyi sana ayrıntılı olarak anlatacağım.If you come to my house, I will tell you the story in detail.
Lütfen benim şeyleri ayrı bırakın.Please leave my things alone.
Duyduğuma göre, onlar ayrıldı.According to what I heard, they have broken up.
Arkadaşım kız arkadaşından ayrıldı ve şimdi benimle çıkmak istiyor.My friend broke up with his girlfriend and now he wants to go out with me.
Anne babam beni beyzbol klübünden ayrılmaya zorladı.My parents pushed me to quit the baseball club.
Tom bana ebeveynlerimin ayrılmadan önce ne kadar süredir evli olduklarını sordu.Tom asked me how long my parents had been married before they separated.
Birkaç günlük izne ayrılıyorum.I am taking a couple of days off.
Altı buçukta kütüphaneden ayrılacağım.I'm going to leave the library at six-thirty.
Ben nedeni ayrıntılı olarak açıkladım.I explained the reason in detail.
Buradan ayrılmak üzereyim.I am about to leave here.
Annem hasta olduğu için, geçen Cumartesi evden ayrılamadım.I was unable to leave home last Saturday, with my mother being ill.
O zaman evden ayrılmak üzereydim.I was about to leave the house then.
Ara sıra canım işimden ayrılmak istiyor.At times I feel like quitting my job.
Tom'un Japonya'dan ne zaman ayrılacağını bilmiyorum.I don't know when Tom will leave Japan.
Evimden ayrılmak üzereydim.I was about to leave my house.
Zamanında toplantıda olmak için evden erken ayrıldım.I left home early so I'd be on time for the meeting.
Okuldan ayrılmak zorundayım.I have to leave school.
Okuldan ayrılır ayrılmaz okumanın önemini fark ettim.It wasn't until I left school that I realized the importance of study.
Acele bir kahvaltı yaptım ve evden ayrıldım.I had a hasty breakfast and left home.
Köprüde ondan ayrıldım.I parted from him on the bridge.
Sabahleyin yaklaşık onda ayrılacağım.I'm going to leave about ten in the morning.
Sen içeri girdiğinde ayrılmak üzereydim.I was about to leave when you came in.
Bu gece Tokyo'dan ayrılacağım.I'll leave Tokyo tonight.
Ben yedide evden ayrıldım.I left home at seven.
Gençken evden ayrıldım.I left home when I was young.
Görevimden ayrılmaya hazırım.I am ready to give up my position.
Japonya'dan ayrılmaya karar verdim.I have made up my mind to leave Japan.
Japonya'dan ayrılmayı kafama koydum.I have made up my mind to leave Japan.
Yarın sabah Japonya'dan ayrılıyorum.I am leaving Japan tomorrow morning.
Onun şirketten niçin ayrıldığını bilmiyorum.I don't know why he quit the company.
Sokakta ondan ayrıldım.I parted from him on the street.
Kız kardeşimden daha önce ayrıldım.I left earlier than my sister.
Şirkete gitmek için her sabah saat yedide evden ayrılırım.I leave home for the company at seven every morning.
Yarın sabah erkenden buradan ayrılmalıyım.I have got to leave here early tomorrow morning.
Yarın erken ayrılmalıyım.I must leave early tomorrow.
Geçen hafta beyzbol kulübünden ayrıldım.I quit the baseball club last week.
Gelecek hafta ayrılıyorum.I am leaving next week.
Ayrıca çok eğlendim.I also had a very good time.
Bizim tren saat sekizde Osaka'dan ayrıldı, on bire kadar Tokyo'ya varacak.Our train left Osaka at 8:00, arriving in Tokyo by 11:00.
Yakında buradan ayrılıyoruz.We're leaving here soon.
Zaman, çalışma, eğlence, ve eğitim için ayrılmıştır.Time is allotted for work, recreation, and study.
Toplum ve birey birbirinden ayrılamazlar.Society and the individual are inseparable.
Bir arabanın ön camı parçalara ayrıldı.The front windshield of a car was smashed to pieces.
Ayrılma zamanıydı.It was time to leave.
Evden ayrılmadan önce kapının kilitli olduğunu görün.See that the door is locked before you leave.
Ayrılmadan önce belirli bir planının olmasını istiyorum.I want you to have a definite plan before you leave.
Mary birdenbire ortaya çıktığında ben ayrılmak üzereydim.I was about to leave when Mary appeared out of the blue.
Ayrılmadan önce sizi tekrar görmek isterim.I would like to see you before I leave.
Kabin fırtına tarafından parçalara ayrıldı.The cabin was torn asunder by the storm.
Kız ayağa fırladı ve odadan ayrıldı.The girl jumped to her feet and left the room.
Ayrıntılı olarak açıklamak için zaman yok.There isn't time to explain in detail.
Bana ayrıntıları bildirin.Let me know the details.
Patronum bana o kadar çok iş verdi ki ofisten ayrılamadım.My boss gave me so much work that I couldn't leave the office.
Ben yeni planın ayrıntıları ile kendimi tanıtmam gerekiyor.I must acquaint myself with the details of the new plan.
Baba ve oğul uzun bir ayrılıktan sonra buluştu.The father and son met after a long separation.
Birkaç günlüğüne şehirden ayrılıyorum.I am leaving town for a few days.
Biletler başvuru sırasına göre ayrılacak.Tickets will be allotted in order of application.
Öğretmen okuldan erken ayrılmama izin verdi.The teacher allowed me to leave school early.
Öğretmen öğrencilerin konferans salonundan ayrılmasına izin vermedi.The teacher did not permit the students to leave the lecture hall.