ayrı ile cümle
ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom akşam yemeği için ödeme yaptı ve ayrıldı.Tom paid for the dinner and left.
Bu açıkça ayrımcılıktır.This is clearly discrimination.
Keşke gemiden ayrılabilseydik.I wish we could leave the ship.
Tom ve Mary ayrılamaz hale geldiler.Tom and Mary became inseparable.
Devam ettik ve ayrılmadık.We kept going and didn't quit.
Bu ayrıcalıklı bilgi.That's privileged information.
Burada herhangi bir ayrıntım yok.I don't have any details here.
Biz üçümüz birbirimizden ayrılmayacağız.We three will stick together.
Tom hastaneden ayrılmadı.Tom didn't leave the hospital.
Her şey ayrı tutuldu.Everything was kept separate.
Ayrı kalmak zorundasın.You have to remain detached.
Hiç böyle bir ayrım yok.There's no such distinction.
Ayrım önemlidir.The distinction is critical.
Ayrım kritiktir.The distinction is critical.
Ülke parçalara ayrılıyor.The country's falling apart.
Ayrıca Fransızca olarak yazılmış.It's also written in French.
Ayrıca iş yaratmaya yardımcı olacak.It'll also help create jobs.
Tom birkaç ay içinde ayrıldı.Tom left within a few months.
Tom sadece bir yıl sonra ayrıldı.Tom left after just one year.
Tom ertesi gün Boston'dan ayrıldı.Tom left Boston the next day.
Rutinden ayrılmıyorum.I'm sticking to the routine.
Tom ayrıntılara girmeyecektir.Tom won't go into specifics.
Tom ekim ayında ayrıldı.Tom was on leave in October.
Onlar ayrılmayacaklar.They're not going to quit.
Tom bir uyarı ile ayrıldı.Tom got off with a warning.
Sutherland'tan ayrılalı 63 yıl oldu.It's been sixty-three years since I left Sutherland.
Daha fazla ayrıntı için Tom'u arayın.Call Tom for more details.
Hiçbir ayrıntı sunulmadı.No details were offered.
Şimdi ayrılman en iyisidir.It's best you leave now.
Ayrıca bir buldozer istiyorum.I also want a bulldozer.
Tom geçen pazartesi günü ayrıldı.Tom departed last Monday.
Ben gruptan asla ayrılmadım.I never quit the band.
Tom çok geçmeden Boston'tan ayrıldı.Tom soon left Boston.
Tom emekliye ayrılmalı.Tom should step down.
Tom tiksinti içinde ayrıldı.Tom left in disgust.
Biz neden ayrıldık?Why did we leave?
Tom ayrılmadı.Tom stuck around.
Ayrılmak zor.Leaving is hard.
Ne zaman ayrılacağız?What time will we leave?
Tom görevinden atıldı ve karısı ondan ayrıldı.Tom was fired from his job and his wife left him.
Önümüzdeki Pazartesi gezin için ayrılmadan önce acilen seninle konuşmam gerekiyor.I need to speak with you urgently before you leave for your trip next Monday.
Sabah erkenden ayrıldık.We left early in the morning.
Tom diğer üç adamla birlikte bardan ayrıldı.Tom left the bar with three other men.
Bu filmdeki diyalog çok saçma. Ayrılıyorum.The dialogue in this movie is ridiculous. I'm leaving.
Sihirbazlar hapishane nüfusundan ayrıldı ve şafak vaktinde vuruldu.The magicians were segregated from the prison population and shot promptly at dawn.
Tom birkaç dakika önce evden ayrıldı.Tom left home a few minutes ago.
Tom üç gün önce Boston'dan ayrıldı.Tom left Boston three days ago.
Ayrımcılık, toplumsal bir gerçektir, bir his değildir.Discrimination is a social fact, not a feeling.
Ayrıca bu kesinlikle söz konusu değil.Also that is absolutely out of the question.
Eğer ayrılmazsanız, polisi arayacağım.If you don't leave, I'm calling the cops.
Tom yarın buradan ayrılacak.Tom will leave here tomorrow.
Kedi ayrıldığı zaman sıçan dans eder.When the cat leaves, the rat dances.
Tom geldiğinde ayrılmak üzereydim.I was just about to leave when Tom arrived.
Tom birkaç dakika sonra ayrıldı.Tom left a few minutes later.
Neden burada sadece sen kalmıyorsun ve ben ayrılıyorum?Why don't you just stay here and I leave?
Ayrılmaya henüz hazır olduğumuzu sanmıyorum.I don't think we're ready to leave yet.
Bunu, yaptığımız bilimsel araştırmanın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.We view this as an integral part of the scientific research we are doing.
Tom'un ayrılmak istemediği açıktı.It was clear that Tom didn't want to leave.
Okuyorum ama ayrıca çalışıyorum.I'm studying and also working.
Ben ayrılmak için hazır değilim.I'm not ready to leave.