ayrı ile cümle
ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un oğlu, John, ayrıca Boston polisiyle bir memur olarak çalışır.Tom's son, John, also works as an officer with the Boston police.
Ayrıca Tom artık Mary'yi sevmez.Also Tom doesn't love Mary anymore.
"Bu gece ayrılıyorum." "Yeme beni!""I'm leaving tonight." "Don't give me that!"
Otobüs ayrılmak üzereydi.The bus was about to leave.
O, memleketinden ayrılıp gitti.She left her hometown.
O, kazayı ayrıntılı olarak açıkladı.He described the accident in detail.
O, telefon görüşmesi yapmak için birkaç kez masadan ayrıldı.She left the table several times to make phone calls.
Ona bütün ayrıntıları verdi.She gave him all the details.
Onlar o partiden sonra ayrılmaz oldular.They became inseparable after that party.
Geçenlerde üç yıllık erkek arkadaşımdan ayrıldım.I recently broke up with my boyfriend of three years.
O onunla ayrılmak istiyordu.She wanted to break up with him.
Bir muhabir Tom'a adliyeden ayrılırken bazı sorular sordu.A reporter asked Tom some questions as he left the courthouse.
Polis herhangi bir ek ayrıntıyı serbest bırakmadı.Police didn't release any additional details.
Tom pazartesi günü nadiren evden ayrılır.Tom rarely leaves the house on Monday.
Bunu burada beğenmiyorsan, o zaman ayrıl.If you don't like it here, then leave.
Tom ayrılacak son kişiydi.Tom was the last person to leave.
Tom hiçbir ek ayrıntı vermedi.Tom gave no additional details.
Tom bu sabah Boston'dan ayrıldı.Tom left Boston this morning.
Ayrılmak için lütfen Tom'a sorun.Please ask Tom to leave.
Odadan ayrıldığınız zaman ışıkları kapatırsanız enerjiden tasarruf edebilirsiniz.You can save energy by turning off the lights when you leave a room.
Tom'a ayrıntılı talimatlar verdim.I gave Tom detailed instructions.
Tom'a ayrıntılı talimatları vermeme rağmen o onu doğru şekilde yapamadı.Even though I gave Tom detailed instructions, he wasn't able to do it correctly.
Köyden okumak için ayrıldı.He left the village in order to study.
Her kişi, ayrıcalıklarını kötüye kullanma gücüne sahiptir.Every person has the power to abuse their privileges.
Tom ve Mary ayrılmaz oldular.Tom and Mary became inseperable.
Okuldan sonra onların yaşamları ayrıldı.After school, their lives diverged.
Tom ve Mary ayrı ayrı yargılandılar.Tom and Mary were tried separately.
Tom, Mary ile olan ilişkisin en mahrem ayrıntılarını ortaya çıkardı.Tom revealed the most intimate details of his relationship with Mary.
Tom o ayrıntıya az dikkat etti.Tom paid little attention to that detail.
Avustralya'dan ayrıldığında kaç yaşındaydın?How old were you when you left Australia?
Eğer seni doğru anladıysam sen benimle ayrılmak istiyorsun.If I understood you right you want to break up with me!
Senden ayrı kalma düşüncesine katlanamam.I can't bear the thought of being away from you.
Avustralya'dan ayrıldığında kaç yaşındaydın Tom?Tom, how old were you when you left Australia?
Tom daha fazla ayrıntı sağlayamadığını söyledi.Tom said he couldn't provide any more details.
Tom'un tüm ayrıntıları bilmesi gerekmez.Tom doesn't need to know all the details.
Tom önümüzdeki pazartesi gününe kadar Boston'dan ayrılamaz.Tom can't leave Boston until next Monday.
Erken ayrılırsam Tom'un önemsemeyeceğini umuyorum.I hope Tom doesn't mind if I leave early.
Tom bana ayrıntıları daha sonra vereceğini söyledi.Tom said he'd give me the details later.
Daha fazla ayrıntı için Tom Jackson'la irtibat kurun.Contact Tom Jackson for further details.
Tom ayrıntıları görüşmek istemiyordu.Tom didn't want to discuss the details.
Tom bize daha fazla ayrıntı vermedi.Tom didn't give us any further details.
Tom daha sonra bana bütün ayrıntıları söyleyebilir.Tom can tell me all the details later.
Bu kitap ayrıca Fransızca olarak mevcut.This book is also available in French.
Bunu ırk ayrımı olarak düşünüyorum.I consider that racial discrimination.
Tom henüz binadan ayrılmadı.Tom hasn't left the building yet.
Tom ayrıntılara girmedi.Tom wouldn't go into specifics.
Tom ayrıntılara dikkat ediyor.Tom pays attention to details.
Ayrıntılar hala belirsiz.The details are still unclear.
Daha fazla ayrıntı ister misiniz?Would you like more details?
Tom genellikle saat yedide evden ayrılır.Tom usually leaves home at seven.
On yıl önce Japonya'dan ayrıldım.I left Japan ten years ago.
Meryem ön dişlerinin ayrık olmasından utanıyor.Mary's self-conscious about the gap between her front teeth.
Görünen o ki, banka soygunu en ince ayrıntısına kadar planlanmış.It appears that the bank robbery was planned right down to the last detail.
Tom'un üniversiteden ayrıldığını duydum.I've heard that Tom has dropped out of college.
Saat altıda ayrıldık.We left at 6 o'clock.
Tom bizim erkenden ayrılmamıza hiçbir itirazı olmadığını söyledi.Tom said he had no objection to our leaving early.
Alışveriş merkezinden ayrıldığımda araba onu bıraktığım yerde değildi.When I left the shopping center, the car wasn't where I had left it.
Tom çoğunlukla partiye gelen ilk kişi ve partiden ayrılan son kişidir.Tom is often the first one to arrive at a party and the last one to leave.
Biz birlikte Larami'ye gittik, ama daha sonra ayrıldık.We went to Laramie together, but afterwards we parted.
Tommy ayrılmak istediğini hiç söylemedi.Tommy never said that he wanted to leave.