ayrı ile cümle
ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Askerler ve hayatta kalanlar helikoptere bindi ve adadan ayrıldı.The soldiers and the survivors boarded the helicopter and left the island.
Neden onunla ayrıldın?Why did you break up with him?
Onunla ayrıldın mı?Did you break up with him?
Onlardan ayrılmadım.I'm not through with them.
Ondan ayrılmadım.I'm not through with him.
Onlardan ayrıldım.I'm through with them.
Ondan ayrıldım.I'm through with him.
Onlarla birlikte ayrıldığını düşündüm.I thought you left with them.
Onunla birlikte ayrıldığını düşündüm.I thought you left with him.
Ondan ayrılmak istemiyorum.I don't want to leave him.
Ondan ayrılacak mısın?Are you going to leave him?
O hariç herkes ayrıldı.Everyone left except her.
Sadece onun ayrılmasın isteyemez miyiz?Can't we just ask him to leave?
Tom bana ayrılmak istediğini söyledi.Tom told me he wanted to quit.
Tom bu yılın sonuna kadar Boston'dan ayrılmak istediğini söyledi.Tom said that he wanted to leave Boston by the end of this year.
Başkan Tom Jackson ayrılıkçı bölgeye askeri birlikler gönderdi.President Tom Jackson sent troops to the breakaway area.
Tom özür diledi ve odadan ayrıldı.Tom excused himself and left the room.
Tom az önce mağazadan ayrıldı.Tom has just left the store.
Tom gruptan ayrıldı ve bir daha asla görülmedi.Tom left the group and was never seen again.
Tom görevini terk etti ve işinden ayrıldı.Tom abandoned the mission and quit his job.
Dan bütün parasını nasıl kaybettiğini ayrıntılı olarak açıkladı.Dan explained in detail how he lost all his money.
Dan iki ayrı hayat yaşıyordu.Dan was living two separate lives.
Dan iki adamla birlikte bardan ayrıldı.Dan left the bar with two men.
Erkeklerin okuldan ayrılması kızlardan daha muhtemel.Boys are more likely than girls to drop out of school.
Futbol yöneticisi ayrıntılı bir yeni taktik denedi, ancak başarıya ulaşmadı.The football manager tried an elaborate new tactic but it didn't come off.
Doğal maden suyu kalsiyum, magnezyum, sodyum, potasyum ve ayrıca nitrat içerir.Natural mineral water contains calcium, magnesium, sodium, potassium as well as nitrate.
Ayrılmak için hazırlanmıyorsun, değil mi?You're not preparing to leave, are you?
Dan'den sadece nefret etmiyorum, ayrıca onu etrafta görmek bile istemiyorum.I don't just hate Dan – I don't even want to see him around.
Tom tam 7.30'dan önce iş için ayrıldı.Tom left for work just before 7:30.
Bir kuyruklu yıldızın çekirdek denilen ayrı bir merkezi vardır.A comet has a distinct center called a nucleus.
Dan ve Linda iki yıl önce ayrıldı.Dan and Linda split up two years ago.
Tom ve Mary geçen hafta ayrıldı.Tom and Mary broke up last week.
Dan, kilise ve devletin birbirlerinden ayrılmasını savunur.Dan is for the separation of church and state.
Ayrıntılar üzerinde durmanın hiçbir anlamı yok.There's no point in dwelling on details.
Ondan ayrıldığında şoke oldu.She was devastated when he broke up with her.
Mary ondan ayrıldığında harap oldu.Tom was devastated when Mary broke up with him.
Ayrıntılar hakkında çok fazla endişe etmeyin.Don't worry too much about the details.
Dan, Southampton'daki bir arkadaşınızı ziyaret etmek için Londra'daki evinden ayrıldı.Dan left his home in London to visit a friend in Southampton.
Linda yasal ayrılık için dava açtı.Linda filed for a legal separation.
Dan bir yelkenli üzerinde adadan ayrıldı.Dan left the island on a sailboat.
Dan on üç yaşında okuldan ayrıldı.Dan dropped out of school at age thirteen.
Dan kolejden ayrılıp iş aramaya başladı.Dan dropped out of college and started looking for a job.
Dan kolejden ayrılıp Kanada'ya taşınmayı planladı.Dan planned to drop out of college and move to Canada.
Dan öfkesini kaybedip Linda'ya hakaret etti ve ayrıldı.Dan lost his temper, insulted Linda and left.
Karım kasabadan birkaç günlüğüne ayrılıyor.My wife is leaving town for a few days.
Dan her ayrıntıyı Linda ile tartıştı.Dan discussed each detail with Linda.
Tom ve Mary'nin ayrıldığını biliyorsun, değil mi?You do know that Tom and Mary broke up, don't you?
Birisi Tom'un karısından ayrıldığını söyledi.Someone told me Tom left his wife.
Tom ve Mary'nin ayrıldıklarını duydum.I heard that Tom and Mary have split up.
Tom yarın ayrılmaya karar verdi.Tom has decided to leave tomorrow.
Ayrıntı verebilir misin?Could you elaborate on that?
Tom'un odadan ayrıldığını gördüm.I saw Tom leave the room.
Yarına kadar ayrılmıyorsun, değil mi?You aren't leaving until tomorrow, right?
Lütfen sundurmamdan ayrıl.Please get off my porch.
Tom ve Mary ekim ayı sonunda Boston'dan ayrıldı.Tom and Mary left Boston at the end of October.
Bir dakika için bir yere ayrılmaz mısınız?Would you stick around for a minute?
Benimle ayrılıyor musun?Are you breaking up with me?
Tom evden ayrılmak üzereydi.Tom was about to leave the house.
Bütün ayrıntıları duymama gerek yok.I don't need to hear all the details.
Ayrıntıları hatırlamak zor.It's difficult to remember details.