ayrı ile cümle

ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Siz ayrılmadan önce size söylemem gereken bir şey var.There's something I need to tell you before you leave.
O tüm ayrıntıları yazdı.He wrote down all the details.
Ekip küçük gruplara ayrıldı.The team was divided into smaller groups.
Son müşteri ayrıldığında biz kapıları kapatırız.When the last customer leaves, we close the doors.
Onları ayrı ayrı sarar mısınız?Could you wrap them up separately?
Onlar ayrı ayrı ödediler.They paid separately.
İşinizden ayrılma nedeninizi hâlâ bana söylemediniz.You still haven't told me why you quit your job.
İşinden ayrılmaya karar verdiğinden dolayı mutlu görünüyorsun.Now that you've decided to quit your job, you look happy.
Şirketten ayrılmam istendi.I've been asked to quit the company.
Tom ayrıntılı bir açıklama istiyor.Tom wants a detailed explanation.
Tom Mary ile ayrıldı.Tom split up with Mary.
Tom işten erken ayrıldı.Tom left work early.
Tom ve Mary ayrılabilirler.Tom and Mary might break up.
Geçen sene Shanghai'dan ayrıldım ve bir daha asla geri dönmedim.I left Shanghai last year and I've never been back.
Onlar ayrılmak üzereler.They're about to leave.
Annem hasta olduğu için geçen cumartesi evden ayrılamadım.Since my mother was sick, I couldn't leave the house last Saturday.
Ben istasyona geldiğimde tren ayrılmak üzereydi.The train was about to leave when I arrived at the station.
Arkadaşlık ve mutluluk ayrılamazlar.Friendship and happiness cannot be separated.
Ben en küçük ayrıntıları bile düzelttim.I corrected even the smallest details.
Ona sadece tavsiye vermedim ayrıca bir bisiklet de verdim.I didn't only give him advice, but a bicycle as well.
Birbirlerini sevmelerine rağmen, ayrıldılar.Even though they love each other, they broke up.
Dev tanker az önce rıhtımdan ayrıldı.The huge tanker has just left the dock.
Dev bir tanker rıhtımdan ayrıldı.A huge tanker just pulled out from the dock.
Önümüzdeki hafta onu ayrıntılı olarak açıklayacağım.I'll explain it in detail next week.
Lütfen talimatları ayrıntılı olarak okuyun.Please read the instructions in detail.
Ayrılmaya, çıkmaya hazırım. (Bir seyahate v.b.)I'm ready to depart.
Dil ve kültür ayrılamaz.Language and culture can't be separated.
Otobüs ayrıldıktan hemen sonra otobüs durağına vardım.I got to the bus stop just after the bus had left.
Baban ofisinden ne zaman ayrılır?When does your father leave his office?
Treni kaçırmamak için sabah evden erken ayrıldı.He left home early in the morning so he wouldn't miss the train.
Tom ve genç erkek kardeşinin ayrı olduğunu söyleyemem.I can't tell Tom and his younger brother apart.
Unut gitsin, bunlar sadece önemsiz ayrıntılar.Forget it, those are just trivial details.
Böyle önemli bir ayrıntıyı kenara koymayın.Don't put aside such an important detail.
Bu kadar önemli bir ayrıntıyı kenara koyma.Don't put aside such an important detail.
Tren altıda ayrılır.The train leaves at six.
Erken ayrılalım.Let's leave early.
Onlar evli olsalar bile ayrı yatak odalarında uyuyorlar.They sleep in separate bedrooms even though they're married.
Birkaç günlüğüne kasabadan ayrılıyorum.I'm leaving town for a few days.
Yarın öğleden sonra izne ayrılıyorum.I'm taking tomorrow afternoon off.
O kesinlikle ailesinden ayrıdır.He is certainly independent of his parents.
O, odadan ayrılırken başıyla beni selamladı.He bowed to me as he left the room.
Ayrıntılarda kaybolmayalım.Let's not get lost in details.
Laramie'yle anlaşıyorduk , ama daha sonra ayrıldık.We went together to Laramie, but then we split up.
Onun teorisi ayrıntılı soruşturmaya dayanmaktadır.His theory is based on elaborate investigation.
O sadece okulda ders vermedi, ayrıca romanlar yazdı.He didn't only teach at school, he also wrote novels.
Tanrı ayrıntıdadır.God is in the detail.
Fiyat düşük ama ayrıca kalite çok iyi değil.The price is low, but then again, the quality isn't very good.
Kız arkadaşımla ayrılmayı düşünüyorum.I'm thinking about breaking up with my girlfriend.
O, biz ayrılmak üzereyken geldi.She arrived when we were about to leave.
O, Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmek için Fransa'dan ayrıldı.She left France for the United States.
O bu gece Amerika Birleşik Devletlerine gitmek için ayrılıyor.She is leaving for the United States tonight.
"Senin kuzenin nerede?" "O az önce ayrıldı.""Where's your cousin?" "He just left."
"Kuzenin nerede?" "O az önce ayrıldı.""Where's your cousin?" "She's just left."
Mary zaten onun yolculuğundan ayrıldı.Mary has already left on her trip.
Odadan ayrılma.Don't leave the room.
Ben ayrılmak üzereyken, yağmur yağmaya başladı.When I was about to leave, it began to rain.
Pazartesi günü oradan ayrılmalısınız.You should leave there on Monday.
Figaro bizi düğününe davet etti ama geldiğimizde herkes çoktan ayrılmıştı.Figaro invited us to his wedding, but when we arrived everyone had already left.
Tom kız arkadaşından ayrıldı.Tom broke up with his girlfriend.
O ona hamile olduğunu söylediğinde Tom Mary'den ayrılmak üzereydi.Tom was about to break up with Mary when she told him that she was pregnant.
İlgili Sayfalar