ayrı ile cümle
ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Dedesinin ölümünün ardından ülkeden ayrıldı.He left the country after his grandfather's death.
Bay Suzuki Japonya'dan ne zaman ayrıldı?When did Mr. Suzuki leave Japan?
Tren tam saat beşte ayrıldı.The train left at exactly five o'clock.
Evimden ayrılmak üzereyken ondan bir telefon çağrısı aldım.When I was about to leave my house, I got a phone call from her.
Fırtınadan dolayı, gemi limandan ayrılamadı.Because of the storm, the ship couldn't leave port.
Ülkeden ayrıldım.I left the country.
O ve ben okulda birlikteki zamanımız boyunca ayrılmaz arkadaşlardık.He and I were inseparable friends during our time together in school.
Biz daha önce ayrılmalıydık.We should have left earlier.
Bay Smith bu sabah Japonya'dan ayrıldı.Mr. Smith left Japan this morning.
Onsuz ayrılacağız.We'll leave without him.
Ayrıca diğer tarafı da dinlemelisin.You should also listen to the other side.
Bay Sato'nun odadan ayrıldığını gördük.We saw Mr. Sato leave the room.
Benim bebekliğim ayrı bir mutluluktu..My infancy was more than happy.
Seni ayrıntılarla sıkmayacağım.I won't bore you with the details.
O, evden ayrılır ayrılmaz yağmur yağmaya başladı.No sooner had I left the house than it started to rain.
Odadan ayrıldığınızda lütfen ışığı kapatın.Please turn off the light when you leave the room.
Bana ayrıntıları ver.Give me the details.
Yangından sonra evden ayrıldılar.They left the house after the fire.
João ve Maria geçen hafta ayrıldı.João and Maria broke up last week.
Tom on yıl önce evden ayrıldı.Tom left home ten years ago.
Onlar geldiklerinde ben zaten ayrılmıştım.I had already left when they arrived.
Evet, ama o az önce ayrıldı.Yes, but she just left.
Tom ve Mary oğulları öldükten sonra ayrıldı.Tom and Mary split up after their son died.
Ayrılış tarihinizi öğrenebilir miyim?May I know the date of you departure?
O sadece koşmakta iyi değildir, ayrıca şarkı söylemekte de iyidir.She is not only good at running; she is also good at singing.
Buradan ayrılmanıza izin verilmiyor.You are not allowed to leave here.
Şeytan ayrıntıda gizlidir.The devil is in the details.
Ben ondan ayrıldım.I broke up with her.
Toplantı salonundan ayrılırken lütfen ışığı kapatın.When you leave the meeting room, please, switch off the light.
Ayrılamam. Çok erken.I cannot leave. It's too early.
Ayrıntılı bir biçimde açıklamak için vaktim yok.I don't have time to explain in detail.
Sana hemen ayrılmanı emrediyorum.I'm ordering you to leave immediately.
O ayrıldığında geceydi.It was night when he parted.
İşçilerimin erken ayrılmalarına izin veriyorum.I authorize my workers to leave early.
Hiç erken ayrılmama izin verdin mi?Have you ever authorized me to leave early?
Yağmur az önce durdu. Biz ayrılabiliriz.The rain just stopped. We can leave.
15 Temmuz'da ayrıldık.We left on July 15.
En son ne zaman işten erken ayrıldın?When was the last time you left work early?
Suudi kadınların ülkelerinden yalnız ayrılmalarına izin verilmiyor.Saudi women are not permitted to leave their country alone.
Şimdi, lütfen, ayrıl ... beni yalnız bırak!Now, please, leave ... leave me alone!
Hikayemize ayrıntı eklememize gerek yok.We don't need to add details to our story.
Kız kardeşim ayrıca en iyi arkadaşımdır.My sister is also my best friend.
Biz ayrıldık.We got separated.
Ayrıca uluslararası şirketlerde full-time çalışma deneyimi de var.He also has experience working fulltime for international companies.
Son ayrılan oydu.He was the last to leave.
Tom partiden ayrılan son kişiydi.Tom was the last one to leave the party.
Tom bugün işten ayrılan ilk kişiydi.Tom was the first one to leave work today.
Ayrılmamı ister misin?Do you want me to leave?
Yakında ayrılıyor muyuz?Are we leaving soon?
"Tom ve Mary ayrılıyor." "Bu eski hikaye.""Tom and Mary have broken up." "That's ancient history."
"Tom gerçekten Mary'den ayrıldığını sana söyledi mi?" "Uzun uzadıya değil.""Did Tom really tell you that he was breaking up with Mary?" "Not in so many words."
"Tom Mary'den ayrıldı." "Bu kötü bir şey mi?""Tom broke up with Mary." "Is that a bad thing?"
Kasabadan ayrılma.Don't leave town.
Tom Mary'yi öptü ve ayrıldı.Tom kissed Mary and left.
Tom sadece birkaç dakika önce ayrıldı.Tom just left a few minutes ago.
Tom ayrılmak için isteksizdir.Tom is reluctant to leave.
O onu yapmaktan ayrı bir mutluydu.She was more than happy to do it.
Ben ayrıldığımda Tom sınıftaydı.Tom was in the classroom when I left.
Tren birkaç dakika önce istasyondan ayrıldı.The train left the station a few minutes ago.
Hala işinden ayrılmayı düşünüyor musun?Are you still planning to quit your job?