ayrı ile cümle
ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Boston'dan ne zaman ayrıldı?When did Tom leave Boston?
Tom genellikle sabahları evden ayrılmadan önce hava raporunu izler.Tom usually watches the weather report in the morning before leaving home.
Tom daha erken ayrılmalıydı.Tom should have left earlier.
Tom şafaktan hemen önce balık tutmaya gitmek için ayrıldı.Tom left to go fishing shortly before dawn.
Tom kimseye tek kelime söylemeden odadan ayrıldı.Tom left the room without saying a word to anyone.
Tom evrak çantasıyla birlikte evden ayrıldı.Tom left the house with his briefcase.
Tom öğle yemeğini yedikten sonra evden ayrıldı.Tom left the house after eating lunch.
Tom kahvaltıdan sonra evden ayrıldı.Tom left the house after breakfast.
Tom şafaktan önce evinden ayrıldı.Tom left his house before dawn.
Tom birkaç dakika önce ayrıldı.Tom left a few minutes ago.
Tom'un evden ayrılmadan önce bu sabah yapacak bir sürü işi var.Tom has a lot of things to do this morning before he leaves the house.
Tom film bitmeden önce sinemadan ayrılmak zorunda kaldı.Tom had to leave the movie theater before the movie was over.
Tom ayrıntılı bir cevap verdi.Tom gave a detailed answer.
Tom planını ayrıntılı olarak açıkladı.Tom explained his plan in detail.
Tom ayrıntılara dikkat etmez.Tom doesn't pay attention to details.
Bugün altıya kadar Tom işinden ayrılamaz.Tom can't leave work today until six o'clock.
Tom erken ayrılmamızı ve sabah trafiğinden kaçınmamızı bize tavsiye etti.Tom advised us to leave early and avoid the morning traffic.
Tom'un odadan ayrıldığı tek zaman tam öğle yemeği yememizden önceydi.The only time that Tom left the room was just before we ate dinner.
Kimse Tom'un odadan ayrıldığını görmedi.Nobody saw Tom leave the room.
Tom'un odadan ayrıldığını kimse farketmedi.Nobody noticed Tom leave the room.
Ayrılalım ve Tom'u arayalım.Let's split up and look for Tom.
Tom Boston'dan ayrılalalı üç yıl oldu.It's been three years since Tom left Boston.
Tom Mary'ye 2.30'dan önce ayrılmak zorunda olduğunu söyledi.Tom told Mary that he had to leave before 2:30.
Tom yüzümü kara çıkardı ve ayrıca Mary'nin yüzünü de kara çıkardıTom let me down and he also let Mary down.
Tom Mary gittikten hemen sonra evden ayrıldı.Tom left the house shortly after Mary left.
Tom Meryem'den ayrılıp başka bir kadınla yaşamaya başladı.Tom left Mary and went to live with another woman.
Tom Mary'ye çok ayrıntılı bir cevap verdi.Tom gave Mary a very detailed answer.
Tom Mary'e bunun nasıl çalıştığını ayrıntılı olarak anlattı.Tom gave Mary a detailed explanation of how it worked.
Tom, Mary'e bunun nasıl çalıştığının ayrıntılı açıklamasını verdi.Tom gave Mary a detailed explanation of how it worked.
Tom sonunda Mary'den ayrılmaya karar verdi.Tom finally made up his mind to leave Mary.
Tom nihayet Mary'den ayrılmaya karar verdi.Tom finally decided to break up with Mary.
Tom, Mary'nin neden okuldan ayrıldığını bilmiyor.Tom doesn't know why Mary dropped out of college.
Tom Mary'nin Boston'dan ne zaman ayrılacağını bilmiyor.Tom doesn't know when Mary will leave Boston.
Tom Mary'nin planının ayrıntılarının herhangi birini bilmiyordu.Tom didn't know any of the details of Mary's plan.
Tom Mary'nin erken ayrılması için izin verdi.Tom allowed Mary to leave early.
Tom Mary'ye sabah erken ayrılmasını tavsiye etti.Tom advised Mary to leave early in the morning.
Tom'un Mary'den ayrıldığına pişman olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom ever regrets leaving Mary.
Tom ve Mary istasyona yaklaşırken, onlar trenlerinin ayrıldığını gördü.As Tom and Mary approached the station, they saw their train pull out.
Tom, Mary ve John'un ayrıldığını duydu.Tom heard that Mary and John had split up.
Tom erken ayrılması için gayet iyi bir nedeni vardı.Tom had a perfectly good reason for leaving early.
Hemen şimdi ayrılmanı istiyorum.I want you to leave right now.
Adam ödeme yapmadan restorandan ayrıldı.The man left the restaurant without paying.
Ne zaman Roma'dan ayrılmaya karar verdiğini bilmiyorum.I don't know when he decided to leave Rome.
Mary ayrılmadan önce Tom onunla konuşmak istedi.Tom wanted to talk to Mary before she left.
Tom ayrılmadan önce Mary'yi görmek istedi.Tom wanted to see Mary before she left.
Tom Mary'nin muhtemelen erken ayrılmak isteyeceğini düşündü.Tom thought that Mary was likely to want to leave early.
Tom ayrılmak zorunda kaldığını söyledi.Tom said he had to split.
Tom Mary ile ayrılacak.Tom is going to break up with Mary.
Tom 5:00'te işten ayrılır.Tom gets off work at 5:00.
Tom o gece Boston'dan ayrıldı.Tom flew in from Boston that night.
Tom yarışmadan ayrıldı.Tom dropped out of the competition.
Tom Mary ile ayrılmak istemiyor.Tom doesn't want to break up with Mary.
Tom hiç kimse için ayrım yapmaz.Tom doesn't make exceptions for anyone.
Tom ayrıntılardan herhangi birine sahip değildi.Tom didn't have any of the details.
Tom işten erken ayrılmaya karar verdi.Tom decided to leave work early.
Tom biraz daha yaşlanıncaya kadar evden ayrılmamaya karar verdi.Tom decided not to leave home until he was a little older.
Tom onların ayrılığının ne kadar acı verici olduğunu hatırlamadan Mary'yi düşünemedi.Tom couldn't think of Mary without remembering how painful their breakup had been.
Biz onun evinden ayrıldığımızda Tom kesinlikle ağlamıyordu.Tom certainly wasn't crying when we left his house.
Tom okul için evden ayrıldığında hava hâlâ karanlıktı.It was still dark when Tom left home for school.
Tom'un Mary'den ayrıldığını duydum.I heard Tom split up with Mary.