ayrı ile cümle
ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Birlikte ya da ayrı?Together or separately?
Şimdilik bize ayrılmamamızı tavsiye ettiler.They advised us to stay put for the time being.
Tel Aviv'e gitmek için bugün Kahire'den ayrılıyorlar.They are leaving Cairo today heading for Tel Aviv.
Ayrıca,bebeğim sekiz aylık,sağlıklı ve çabucak büyüyor.My baby is also eight months old, is healthy and is growing by leaps and bounds.
Ayrılmayacaklar gibi görünüyor.It sounds like they're not going to leave.
Hâlâ çok gençken, Roger çiftlikten ayrıldı.Roger left the farm when he was still very young.
O kız arkadaşından ayrıldıktan sonra evin etrafında amaçsızca dolaştı.After breaking up with his girlfriend he moped around the house for a whole month.
O, ırksal ayrımcılığa karşı çıktı.He's opposed to racial discrimination.
Irksal ayrımcılığa karşı çıktı.He's opposed to racial discrimination.
O ırksal ayrımcılığa karşıdır.He's opposed to racial discrimination.
Evet, ayrıldığımızda kötü hissettim ama hiç uykum kaçmadı.Yeah, I felt bad when we broke up, but I don't lose any sleep over it.
Bir aptal ve parası kolayca ayrılır.A fool and his money are easily parted.
Ayrılmış olmalı.He must have left.
O, ayrılmış olmalı.He must have left.
1900 yılında İngiltere'den ayrıldı, asla geri dönmedi.In 1900 he left England, never to return.
Köpekler renkler arasında ayrım yapamazlar.Dogs can't distinguish between colors.
20 yıldan sonra şirketten ayrıldı.She left the company after 20 years.
Giderler için 2200 dolar ayrıldı.2200 dollars have been allocated for expenses.
Nasıl çalıştığını anlamak için ayrı şeyler almayı isterim.I like to take things apart to see what makes them tick.
O ayrılırken her zaman insanlara hoşça kal demeyi unutur.He always forgets to say goodbye to people when leaving.
Ayrıca krem peyniri krema ile değiştirebilirsiniz.You can also replace the mascarpone with cream.
O, şirketten ayrılmaya karar verdi.He's decided to leave the company.
Hey çocuklar kavga etmeyi bırakın. Hadi ama, ayrılın!Hey boys, stop fighting. Come on, break it up!
Ödevsiz hak, ayrıcalıktır.A right without a duty is a privilege.
Tom'un treni beş dakika önce ayrıldı.Tom's train left five minutes ago.
Ben erken ayrılmak istiyorum.I want to leave early.
Tom binadan ayrılmak zorunda kalacak.Tom will have to leave the building.
Patronum işten erken ayrılmama izin vermedi.My boss would not let me leave work early.
Asker ayrılmak için resmi izin aldı.The soldier received official permission to leave.
Kırk yıllık evliliklerinin ardından ayrılmak istiyorlar.They want to separate after 40 years of marriage.
Onlar ayrı ve dokunulmazdır.They are separated, and cannot touch.
Kırmızı sandalye ayrıldı. O özeldi.The red chair was set apart. It was special.
Şüpheliye kasabadan ayrılmaması söylendi.The suspect was told not to leave town.
O, olayı ayrıntılı olarak açıkladı.He described the incident in detail.
Beşe kadar iş yerinden ayrılamam.I can't leave work until five o'clock.
Tam mağazadan ayrılırken öğretmenime rastladım.I ran into my teacher just as I left the store.
Öncelikle karar verilmesi gerekenlere karar veririz sonra iki takıma ayrılırız.First, we decide on what needs to be decided, then we split into two teams.
Sen ayrıldığından beri uzun zaman oldu.It's been a long time since you broke up.
O ayrıldığından beri uzun zaman oldu.It's been a long time since he broke-up.
Her sabah yürüyüşe gitmek için evden ayrılır.Every morning he leaves to take a walk.
Ben 10 yaşındayken, erkek kardeşim evden ayrıldı.When I was 10, my brother left our home.
Tek bir kelime bile etmeden ayrıldı.She left without saying even a single word.
O ayrıca Çince öğrenimi yapıyor.He studies Chinese as well.
David bana senin ayrıldığını söylüyor.David tells me that you're leaving.
Daha fazla ayrıntı göster!Show more details.
Sen şanssızdın; Sen ayrıldıktan beş dakika sonra geri döndüm.You were unlucky; I came back five minutes after you'd left.
Tom'un açıklaması çok ayrıntılı.Tom's explanation is very elaborate.
Mary zaten ayrıldı.Mary has already left.
Onlar erken ayrıldılar.They left early.
Odalar, ayrılış gününde saat on bire kadar boş bırakılmalıydı.Rooms should be left vacant by eleven a.m. on the day of departure.
Ay sonunda işimden ayrılmaya karar verdim.I've decided to leave my work at the end of the month.
Ayrıca ülkeyi birleştirmeye yardım ettiler.They also helped unite the country.
Onlar ayrıca dini özgürlük sözü verdi.They also promised religious freedom.
Ayrıca ahşap ve ahşap ürünleri sattılar.They also sold wood and wood products.
Onlar ayrıca ay kayaları ve toprağı topladı.They also collected moon rocks and soil.
Onlar ayrıca eti ve sütü için hayvanlar besledi.They also raised animals for meat and milk.
Onun ayrıca çok sayıda işçiye ihtiyacı var.He also needs many workers.
Otelden ayrılırken, vuruldu.As he was leaving the hotel, he was shot.
Ayrıca güçlü bir dış politika sözü verdi.He also promised a strong foreign policy.
O Texas'a dönmek için Meksika başkentinden ayrıldı.He left the Mexican capital to return to Texas.