Ancak günümüzde bazı tarihçiler Grek kamplarındaki bu ayrışmayı kabul etmemektedirler.Meskipun demikian, beberapa sejarawan modern menolak gagasan adanya ketidakpatuhan di perkemahan Yunani.
Bunların yanında üç-faz ayrışma yöntemide bir alternatif olmuştur.Anda dapat membandingkan ketiga pilihan tersebut melalui .
Bu yan ürünlerin ayrışması oldukça karmaşıktır.Quá trình sinh tổng hợp của các hợp chất này khá khó khăn.
Esterlerin su alarak alkol ve asitlere ayrışması reaksiyonudur.Trước đây người ta định nghĩa este là sản phẩm của phản ứng loại nước giữa rượu và axit.
Bitkisel maddelerin ayrışması birçok aşamadan oluşur.Phân hủy trên thực vật cũng trải qua nhiều giai đoạn.
Kökeni birçok ayrışmaya dayanmaktadır.Nó chia làm nhiều nhánh tùy địa phương.
Aynı zamanda gök ve yer de henüz ayrışmamıştı.天と地が分かれて間もない頃。
1923 - Debye ve Erich Huckel; elektrolitlerin ayrışmasının istatistiksel bir davranışını yayımlar.1923年 - デバイとエーリヒ・ヒュッケルが電解液の溶解度に関する統計処理を発表する(デバイ-ヒュッケルの式)。
Ayrışma öncesinde Metin Çulhaoğlu da sürekli yazarları arasındaydı.セカンドチャンスに来る以前は郵便屋さんに次々噛みついていた。
Uzay aracının idare roketleri üçüncü aşamadaki ayrışmayı takiben uzay aracı devrilmesin diye kullanıldı.ロケット自体は軌道に乗らないため第二段燃焼途中で指令破壊を行った。
Ayrışmadan erir.別離のたとえ。
Ancak, her iki ayrışmaaynı anda meydana gelirse, birbirini hızlandırır.(by 湯駿) 如果兩個人都有感覺,那就趕快在一起。
Cihazlı darbe ölçerden ilk görüntüler ayrışmadan iki saat sonra görüntülendi.撞击器携带的仪器拍摄的第一张照片是在分离2小时后。
İslâm'da ilk ayrışmayı başlatan fırka Haricîler olmuştu.在和八幡初次見面時已知曉車禍的事情。
Hem temel (müonlar) hem kompozit parçacıklar (sigma baryonlar) parçacık ayrışmasına uğrarlar diye bilinirler.他们所贡献的除楛矢石砮外,又以“挹婁貂”而闻名。
Bunlar suda çözündükleri zaman kendini meydana getiren tuzların iyonlarına ayrışmazlar.如果水沒有正確過濾,設備維護不正確,將會導致堵塞。
Kimyasal ayrışmanın genel aşamaları iki dönemdir: Bunlar otoliz ve kokuşma.表示有機化合物的化學式時,常有兩種方法:分子式與結構式。
Cihazlı darbe ölçerden ilk görüntüler ayrışmadan iki saat sonra görüntülendi.충돌기에서의 첫 번째 사진은 분리 2시간 후 촬영되었다.
Aynı zamanda gök ve yer de henüz ayrışmamıştı.רוצה לומר, שעדיין לא הסתיימו מלאכת השמים והארץ עד הסוף.
Bloklar arasındaki kimyasal uyumsuzluk sebebiyle, blok kopolimerler benzer bir ayrışma içine girer.Поради химичната несъвместимост между блоковете, при блоковите кополимери протича аналогично фазово разделяне.
Mikrofaz ayrışması, yağ ve su arasındaki faz ayrımına bakarak anlaşılabilir.Микрофазовото разделяне е подобно на фазовото разделяне между масло и вода.
Bu arada 1948 yılında DP içinde de bir ayrışma yaşandı.През март 1932 г. се стига и до разцепление и в тази организация.
Aynı zamanda gök ve yer de henüz ayrışmamıştı.При него нито времето, нито пространството са веществени.
Cihazlı darbe ölçerden ilk görüntüler ayrışmadan iki saat sonra görüntülendi.Prve slike očekivale su se oko 2 sata poslije odvajanja.
Bu yan ürünlerin ayrışması oldukça karmaşıktır.Distribucija dohotka ostaje vrlo neravnomjerna.
Kentteki nüfus dağılımı, çeşitli siyasî ayrışmalara neden olmaktadır.Demografski razpon v mestu je ustvaril politično ločitev.
Esterlerin su alarak alkol ve asitlere ayrışması reaksiyonudur.Estrenje je reakcija alkohola in kisline, pri kateri se odcepi voda.
Ayrışma veya çürüme, organik maddelerin, maddenin daha basit formlarına ayrıldığı süreçtir.Dekompozicija oziroma mineralizacija je razkroj mrtvih organskih snovi v enostavne anorganske spojine.
Mağaranın doğal ayrışma ana kaya içinde bulunan alüminosilikatların konsantrasyonlarda geride bırakılabilir.Naravno preperevanje jame lahko za seboj pusti koncentrat alumosilikatov, ki jih je vsebovala osnovna kamnina.
Kongrede yaşanan ayrışmada Lenin tarafında yer alan Bolşeviklerin arasında olur.Sõprade vahel tekib tüli, mis päädib duellikutsega Lenski poolt.
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.Aber schlussendlich werden diese Realitäten überschattet von Leid, Missbrauch, Herabsetzung, Ausgrenzung.
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.Ale to všechno nakonec zůstane ve stínu utrpení, týrání, ponižování, utlačování.
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.Dar într-un final, aceste realităţi sunt umbrite de suferinţă, abuz, degradare, marginalizare.
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.De végső soron ezt a valóságot beárnyékolja a szenvedés, a visszaélés, a megalázás, a kitaszítottság.
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.그러나 그러한 긍정적이고 좋은 일들에게도 긍국적으로 괴로움, 악용,
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.Maar uiteindelijk worden deze realiteiten overschaduwd door lijden, misstanden, degradatie, marginalisatie.
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.Mas, em última instância. essas realidades são ensombradas pelo sofrimento, abuso, degradação, marginalização.
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.Men i slutändan överskuggas dessa realiteter av lidande, misshandel, förödmjukelser, marginalisering.
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.Ostatecznie i tak te rzeczywistości są przesłonięte cierpieniem, przemocą, degradacją, marginalizacją.
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.Но, в конце концов, эти вещи затмеваются страданием, эксплуатацией, упадком, маргинализацией.
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.Но в крайна сметка, тези реалности са помрачени от страданието, злоупотребата, деградацията, маргинализацията.
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.אבל בסופו של דבר, על המציאות הזו מעיבים סבל,
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.ولكن في النهاية ، فإن هذه الأُمور تغلّفها المعاناة ،
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.これらを活用して掴んだ現実も 人々が苦しんだり虐待され地位を下げられたり 社会的に疎外される事で
Biliyorsunuz ki; milyonlarca insanın bu büyük ayrışma yüzünden kırgın olması şaşırtıcı değil.수백만의 사람들이 이런 대 분리화에 점점 더 환멸을 느끼는 것도 어떻게 보면 당연합니다.
Biliyorsunuz ki; milyonlarca insanın bu büyük ayrışma yüzünden kırgın olması şaşırtıcı değil.Не дивно, що мільйони людей розчаровані у цьому великому відчуженні.
Biliyorsunuz ki; milyonlarca insanın bu büyük ayrışma yüzünden kırgın olması şaşırtıcı değil.Неудивительно, что миллионы людей разочарованы в этом великом отделении.
Biliyorsunuz ki; milyonlarca insanın bu büyük ayrışma yüzünden kırgın olması şaşırtıcı değil.אתם יודעים, זה לא מפתיע שמיליוני אנשים הולכו שולל כתוצאה מהניתוק הגדול הזה
Biliyorsunuz ki; milyonlarca insanın bu büyük ayrışma yüzünden kırgın olması şaşırtıcı değil.كما تعلمون، فإنه ليس من المستغرب أن ملايين الناس وقد تحرروا من الوهم بسبب فك الارتباط الكبير،
Biliyorsunuz ki; milyonlarca insanın bu büyük ayrışma yüzünden kırgın olması şaşırtıcı değil.幻滅させられていますが 他の多くの人と同じように
Bu, istihdamdan üretkenliğin, işten istihdamın, büyük ayrışmasıdır.Dies ist die große Entkopplung der Produktivität durch Beschäftigung, des Wohlstands durch Arbeit.
Bu, istihdamdan üretkenliğin, işten istihdamın, büyük ayrışmasıdır.Dit is de grote ontkoppeling van de productiviteit -- van de werkgelegenheid, van rijkdom -- van werk.
Bu, istihdamdan üretkenliğin, işten istihdamın, büyük ayrışmasıdır.Đó là sự riêng biệt lớn của hiệu suất từ lao động của sự giàu có từ công việc .
Bu, istihdamdan üretkenliğin, işten istihdamın, büyük ayrışmasıdır.Elszakadt egymástól a termelékenység és a foglalkoztatás, a gazdagság és a munka.
Bu, istihdamdan üretkenliğin, işten istihdamın, büyük ayrışmasıdır.E marea decuplare a productivității de locurile de muncă, a bogăției de muncă.
Bu, istihdamdan üretkenliğin, işten istihdamın, büyük ayrışmasıdır.Esta é a grande dissociação entre produtividade e emprego, entre riqueza e trabalho.
Bu, istihdamdan üretkenliğin, işten istihdamın, büyük ayrışmasıdır.Esta es la gran disociación entre productividad y trabajo, entre riqueza y trabajo.
Bu, istihdamdan üretkenliğin, işten istihdamın, büyük ayrışmasıdır.Je to závažné odtržení produktivy od zaměstnanosti, bohatství od práce.
Bu, istihdamdan üretkenliğin, işten istihdamın, büyük ayrışmasıdır.이것은 생산성과 고용, 그리고 부와 일자리 간의 거대한 비동조화입니다.
Bu, istihdamdan üretkenliğin, işten istihdamın, büyük ayrışmasıdır.Questo è il grande scollamento della produttività dall'occupazione, della ricchezza dal lavoro.