Manyetik monopoller gibi ayna maddesi şişme döneminde gözle görülmeyecek kadar seyreltilir.Bislang wurden magnetische Monopole nur als Quasiteilchen beobachtet.
Işığın bir kısmı bu ayna aracılığıyla kaçar.Der durch diesen Spiegel durchtretende Anteil der Beleuchtung geht verloren.
Korunmak için aynalı UV korumalı güneş gözlüğü veya boyuna takılan bir yansıma perdesi kullanılır.Zum Schutz des Auges werden Sonnenbrillen mit UV-Schutz beziehungsweise spezielle Schutzbrillen verwendet.
Aynamda göstereyim mi?Bürgershof auf der Kippe?
Kelir aynada aytïŋïz kensi yazuχuŋïznï!Baḥṯ fī ʾasbāb al-ḥarb al-ʾahlīyya.
Tablonun, arka planı aynanın yansımasıdır.Ihr Rücken spiegelt sich in einem Spiegel.
Örneğin ayna donuk bir nesnedir.Der Spiegel, Ganz böse Sache.
Cisim aynaya göre simetriktir.Fotostrecke in DER SPIEGEL.
İkinci nakarat kısmında ise Yener, etrafı aynalarla çevrili bir bölümde belirir.Hinter ihr ist ihr zweites Attribut, ein zerbrochenes Rad, zu sehen.
Bu tıpkı aynayla kaplı bir odada olmak gibidir.Wie wenn man in einen Spiegel sähe.
Bu sırada iç içe geçen görüntüler vardır ve şarkıcı aynalı kıyafeti ile belirir.Da erscheint ein Mann mit Smoking und winkt die Sängerin zu sich.
Bir tanesinde foton aynadan geçer ve diğer evrende aynadan yansır.Eine Kamera filmt das Spiegelbild, die andere blickt durch den Spiegel hindurch.
Sihirli Ayna ona gerekli bilgileri vermek zorunda kalır.Der Zauberkünstler gibt ihm daraufhin seine Visitenkarte.
Her iki odak noktası da aynanın arkasındadır.Auch sind die beiden Rückspiegel verschalt.
Kaydırıcıdan çıkan ışınlar, bir aynadan yansıtılarak tekrar kaydırıcıya düşürülür.Der Laser wird verstimmt, indem der Spiegel gedreht wird.
Aynada kendini kontrol ediyor ve bu uzun maratona hazır olup olmadığından emin oluyor.Das Zauntor steht offen, wodurch das Gelände frei begehbar ist.
Aynaya bakan iyimser kişi daha da iyimser olur ve kötümser kişi daha da kötümser.L'optimiste qui se regarde dans un miroir devient plus optimiste, et le pessimiste plus pessimiste.
Gözler kalbin aynasıdır.Les yeux sont le miroir de l'âme.
Her zaman aynaya bakar. Ne heves!Elle se regarde toujours dans le miroir. Quelle vanité.
Bir ayna aldı ve diline baktı.Il prit un miroir et se regarda la langue.
Ayna kırma.Ne brise pas un miroir.
Aynaları kırmamak gerek.Il ne faut pas briser les miroirs.
İnsan aynaya bakar, ayna insana.L'homme regarde le miroir, le miroir regarde l'homme.
Biraz aynaya bak!Regarde un peu dans le miroir.
Aynaya bakıyolardı.Ils se regardaient dans le miroir.
Aynada kendimi görebiliyorum.Je peux me contempler dans un miroir.
Aynada kendimi görebilirim.Je me vois dans le miroir.
İkinci ayna kapının yanına asıldı.Un second miroir est suspendu à côté de la porte.
Yüz, kalbin aynasıdır.Le visage est le miroir de l'âme.
Judy aynaya bakarak çok zaman geçirir.Judy passe beaucoup de temps à se regarder dans le miroir.
Ayna büfenin üstündedir.Le miroir se trouve sur le dessus du buffet.
Ayna sofra takımı dolabının üstündedir.Le miroir se trouve sur le dessus du vaisselier.
Aynanın önünde ayakta duruyordu.Elle se tenait debout devant le miroir.
Aynalarınızı seviyorum.J'aime vos miroirs.
Ak aynaklar bölgelerini yabancılara karşı korurlar.Les étalons protègent leurs juments contre les inconnus.
984 yılında İranlı matematikçi Ibn Sahl, "Yanan (Parlayan) aynalar ve mercekler" üzerine bir tez yazdı.Vers 984 : le mathématicien arabe Ibn Sahl écrit un traité sur les miroirs brûlants et les lentilles.
Burada köle, altın, bıçak, boncuk, ayna, rom ve silah ticareti yaptılar.De là, ils réalisent du commerce d'esclaves, d'or, de couteaux, de perles, de miroirs, de rhum et de fusils.
Aynada çocukluğunun geçtiği evi gören Jack; sinirlenir ve sonunda aynaları kırar.Jack découvre dans un miroir la maison de son enfance et frustré, Jack brise tous les miroirs.
Bir tahtada hareket eden taş "aynanın içinden" diğer tahtaya geçer.Chacun fait la gestuelle « en miroir » de l'autre.
Buna rağmen, Aynadaki Venüs 1813 yılına kadar İspanya'da kaldı.Le régiment reste en garnison en Espagne pendant l'année 1813.
Sihirli Ayna ona gerekli bilgileri vermek zorunda kalır.Le régent doit lui remettre un obélisque magique.
Aynaları ve gizli bölmeleri de açabilir.Donc, je puis vous ouvrir des tiroirs secrets.
Çünkü aynalar küçük yüzeye sahiptir.Les poudres possèdent une grande surface spécifique.
Elinde aynası eksik olmaz.Le patronyme est inexistant.
Aynamda göstereyim mi?Montrer la guerre ?
Kodak tarafından yapılan ayna günümüzde Smithsonian Enstitüsü'nde sergilenmektedir.Cette voiture est aujourd'hui exposée au Smithsonian Institut.
Bu yüzden sadece tam bu doğrultuda bulunan bir gözlemci , aynasal yansımış ışığı görebilir.De même, un homme vivant seul a le même devoir d'allumer ces lumières.
"Ayna Çarpması".Dans : Der Spiegel.
Bunların arasından özellikle "Ayna Ayna" İzmir'de ve İstanbul'da pek çok kez sahnelenmiştir.Il diffère de celui de la « ceinture centrale » parlé notamment à Édimbourg et Glasgow.
Obje ve görüntüsü aynı boyutlardadır.(Düz aynanın büyütme katsayısı 1 e eşittir.)L'image et l'objet sont de même taille et inversés (l'image d'une main droite est une main gauche).
Bu dağıtımlar için birbiririnin “ayna”sı denir.Cet ensemble constitue le "Miroir".
Yan aynalar ve jantlar yeniden tasarlandı.Façades et couvertures sont restaurées.
Ayna evresi, Jacques Lacan'ın psikanaliz teorisinde bir konsepttir.En psychanalyse, le signifiant est un concept clef de l'édifice théorique de Jacques Lacan.
Aynaya bak.Mira al espejo.
Aynada kendine bakmaktan hoşlanır mısın?¿Te gusta mirarte al espejo?
Aynadaki adama sordum: "Oraya nasıl girdin?"Le pregunté al hombre del espejo "¿cómo has entrado ahí?".
Aynada bir hayalet var.Hay un fantasma en el espejo.
Yan dikiz aynamın ayarı bozuk.Mi espejo lateral está desalineado.
Hodge onlara son ölümcül oyuncak olan Ayna'nın aslında Lyn Gölü olduğunu söyler.Hodge les revela que el Espejo, el cual es el último Instrumento Mortal, en realidad es el Lago Lyn.
Özellikle, aynadaki yüzün tekrar çizilmiş olduğu öne sürülüyordu.En particular, se dijo que la cara en el espejo había sido pintada encima.