O da şu; nasıl hareketler için ayna nöronlar varsa dokunma için de ayna nöronlar vardır.É que há tal como há neurónios espelho para a acção, também há neurónios espelho para o tacto.
O da şu; nasıl hareketler için ayna nöronlar varsa dokunma için de ayna nöronlar vardır.Existen neuronas espejo, como existen neuronas espejo para la acción, hay otras para el tacto.
O da şu; nasıl hareketler için ayna nöronlar varsa dokunma için de ayna nöronlar vardır.앞서 언급한 것들이 거울 뉴런들이 행동과 관련된 것인 데 반해 접촉에 반응하는 거울 뉴런들도 있습니다.
O da şu; nasıl hareketler için ayna nöronlar varsa dokunma için de ayna nöronlar vardır.Podobnie jak neurony lustrzane związane z działaniem są też neurony lustrzane związane z dotykiem.
O da şu; nasıl hareketler için ayna nöronlar varsa dokunma için de ayna nöronlar vardır.Tako kot obstajajo zrcalni nevroni za dejanja, obstajajo tudi zrcalni nevroni za dotik.
O da şu; nasıl hareketler için ayna nöronlar varsa dokunma için de ayna nöronlar vardır.Отже, це також дзеркальні нейрони, як і дзеркальні нейрони дії, це дзеркальні нейрони руху.
O da şu; nasıl hareketler için ayna nöronlar varsa dokunma için de ayna nöronlar vardır.והוא, שיש נוירוני מראה, בדיוק כמו שיש נוירונים לפעולה, יש נוירוני מראה למגע.
O da şu; nasıl hareketler için ayna nöronlar varsa dokunma için de ayna nöronlar vardır.وهي خلايا " أعصاب المرايا "من نوع آخر فكما يوجد تلك التي تُعنى بالافعال توجد تلك التي تُعنى باللمس
O da şu; nasıl hareketler için ayna nöronlar varsa dokunma için de ayna nöronlar vardır.「触覚」に関わるミラーニューロンもあるのです もし誰かが私に触ったら
--öncelikle, ağrısını hafifletmek için yanında ayna taşıyarak dolaşamaz tabii ki-- Dedim ki:- doar n-ar căra după el cutia cu oglindă ca să-şi aline durerea -
--öncelikle, ağrısını hafifletmek için yanında ayna taşıyarak dolaşamaz tabii ki--일단, 이 환자가 고통을 없애기 위해 거울을 들고 다닐 수는 없는 노릇이니까요--,
--öncelikle, ağrısını hafifletmek için yanında ayna taşıyarak dolaşamaz tabii ki--Nun ja, er kann nicht die ganze Zeit mit einem Spiegel herumlaufen, um seinen Schmerz zu lindern.
--öncelikle, ağrısını hafifletmek için yanında ayna taşıyarak dolaşamaz tabii ki--הרי הוא לא יכול להסתובב עם ראי כל הזמן כדי להקל על הכאבים-
--öncelikle, ağrısını hafifletmek için yanında ayna taşıyarak dolaşamaz tabii ki--حسنا، أولا، هذا الرجل لا يستطيع أن يحمل مرآة في كل مكان ليتخلص من ألمه --
--öncelikle, ağrısını hafifletmek için yanında ayna taşıyarak dolaşamaz tabii ki--それで言いました 「鏡を家に持ち帰って1-2週間練習してみて下さい
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.Ils ne sont pas assis devant un miroir, essayant de se comprendre eux-mêmes, ou pensant à eux-mêmes.
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.그들은 거울 앞에 앉아서 그들 자신들에 대해 알아내려고 애쓰거나, 자신들에 대해서 생각하고 있는것이 아닙니다
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.Lúc đó họ không ngồi trước gương cố gắng hình dung về bản thân, hoặc suy nghĩ về chính họ.
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.Niet als ze voor de spiegel zitten om uit zichzelf wijs te geraken of nadenken over zichzelf.
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.Nie wtedy, gdy siedzą naprzeciw lustra, i próbują się rozgryźć czy myślą o samych sobie.
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.No están sentados frente al espejo tratando de entenderse, o pensando en sí mismos.
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.Non stanno sedute davanti allo specchio cercando di capirsi, o pensando a se stesse.
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.Nu stau în faţa oglinzii încercând să se înţeleagă sau se gândesc la ei.
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.Sie sitzen nicht vor dem Spiegel und rätseln an sich selbst oder denken über sich nach.
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.А не да стоят пред огледалото, опитвайки да разберат себе си, или разсъждавайки върху себе си.
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.А не когда он сидит перед зеркалом, пытаясь познать себя, или когда думает о себе.
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.Вони не сидять перед дзеркалом, намагаючись розібратись у собі чи думаючи про себе.
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.הם לא יושבים מול המראה ומנסים להבין את עצמם, או חושבים על עצמם.
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.أنهم لا يجلسون أمام المرآة في محاولة معرفة أنفسهم، أو يفكرون في أنفسهم.
Onlar bir aynanın karşısına oturmuş kendilerini çözmeye çalışmıyor veya kendilerini düşünmüyorlar.いったい自分が何であるのだろうと 自身のことを考えている時ではありません このような時に一番幸せだとは感じないでしょう
Onlar senin gerçekte nerde oluduğunu gösteren ayna gibiler.Elas são como um espelho que te mostra onde tu estás realmente
Onlar senin gerçekte nerde oluduğunu gösteren ayna gibiler.Olyanok inkább, mint egy tükör, amely megmutatja, hol vagy valójában.
Onlar senin gerçekte nerde oluduğunu gösteren ayna gibiler.One są jak lustro, które pokazuje ci, gdzie naprawdę jesteś.
Onlar senin gerçekte nerde oluduğunu gösteren ayna gibiler.Sie sind wie ein Spiegel, der dir zeigt, wer du wirklich bist.
Onlar senin gerçekte nerde oluduğunu gösteren ayna gibiler.Ze zijn als een spiegel, die je toont waar je werkelijk bent
Onlar senin gerçekte nerde oluduğunu gösteren ayna gibiler.Они словно зеркало, которое показывает тебе, твое истинное положение.
Onun aynası bizdik.Byliśmy jego lustrem.
Onun aynası bizdik.Chúng tôi là tấm gương của bé.
Onun aynası bizdik.Kami adalah cermin baginya.
Onun aynası bizdik.우리가 그의 거울이었던 거에요.
Onun aynası bizdik.Me olimme hänen peilinsä.
Onun aynası bizdik.Mi voltunk az ő tükre.
Onun aynası bizdik.My jsme byli jeho zrcadlo.
Onun aynası bizdik.My sme boli jeho zrkadlom.
Onun aynası bizdik.Noi eram oglinda lui.
Onun aynası bizdik.Noi eravamo il suo specchio.
Onun aynası bizdik.Nós éramos o espelho dele.
Onun aynası bizdik.Nosotros éramos su espejo.
Onun aynası bizdik.Nous étions son miroir.
Onun aynası bizdik.Vi var hans spegel.
Onun aynası bizdik.Vi var hans spejl.
Onun aynası bizdik.Wij waren zijn spiegel.
Onun aynası bizdik.Wir waren sein Spiegel.
Onun aynası bizdik.Εμείς ήμασταν ο καθρέπτης του.
Onun aynası bizdik.Ми були його дзеркалом.
Onun aynası bizdik.Ние бяхме неговото огледало.
Onun aynası bizdik.Это мы были его зеркалом.
Onun aynası bizdik.אנו היינו המראה שלו.
Onun aynası bizdik.لقد كنا نحن المرآة بالنسبة له.
Onun aynası bizdik.だとすると お察しの通り