aydınlatmak ile cümle

aydınlatmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Karanlıklar içinde bir birlik. ve bizim işimizde bunu aydınlatmak.Potężnej, działającej w cieniu organizacji militarnej. Naszym zadaniem jest wyciągnąć ją na światło dzienne.
Karanlıklar içinde bir birlik. ve bizim işimizde bunu aydınlatmak.Une puissante société militaire secrète. Et nous devons dévoiler leurs existence au monde...
Karanlıklar içinde bir birlik. ve bizim işimizde bunu aydınlatmak.Voimakas varjoarmeija. Ja se on meidän tehtävä tuoda heidät valoon.
Karanlıklar içinde bir birlik. ve bizim işimizde bunu aydınlatmak.Могущественной, секретной военной компании. И наша работа рассекретить деятельность ActivistSun.
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.Czerwony Krzyż musiał zwołać konferencję prasową aby wyjaśnić sprawę a dochodzenie nadal się toczy.
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.적십자사는 이를 분명히 하기 위해 기자회견을 열었고, 조사는 아직도 진행 중에 있습니다
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.שהצלב האדום היה צריך לכנס מסיבת עתונאים על מנת להבהיר את הנושא. והחקירה נמשכת.
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.بحيث اضطر الصليب الاحمر لعقد مؤتمرا صحفيا لتوضيح ذلك ، والتحقيق مازال جاريا .
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.以至於紅十字會開記者招待會 來澄清"郭美美事件", 此事件因此亦被不斷調查。
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.真相を解明させられました 捜査は未だに続いています 現時点で我々が知っているのは
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Chcę rzucić światło na współczesne niewolnictwo.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Chci na otroctví vrhat světlo.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Desidero gettare una luce sulla schiavitù.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Ich möchte ein Licht auf die Sklaverei werfen.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Ik wil slavernij in het daglicht halen.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Jeg vil kaste et lys over slaveri.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Je veux mettre la lumière sur l'esclavage.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.저는 노예제도의 불빛이 되어주고 싶어요.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Luč želim usmeriti na suženjstvo.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Quero lançar uma luz sobre a escravatura.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Quiero arrojar luz sobre la esclavitud.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Szeretném ráirányítani a fényt rabszolgaságra.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Tôi muốn đưa nô lệ ra ánh sáng.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Vreau să aduc la lumină sclavia.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Θέλω να ρίξω φως στη σκλαβιά.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Искам да хвърля светлина върху робството.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Я хочу пролити світло на проблему рабства.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.Я хочу пролить свет на проблему рабства.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.אני רוצה לשפוך אור על העבדות.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.أريد أن أسلط ضوءاً على العبودية.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.現地で作業する際に
-- kutunun dışında yakalanıyordu ve tohumları aydınlatmak üzere aşağıya doğru iniyordu.-era capturada afuera de la caja y entraba para iluminar cada semilla.
-- kutunun dışında yakalanıyordu ve tohumları aydınlatmak üzere aşağıya doğru iniyordu.바깥의 광학막대에서 빛을 받아들여 각각의 씨앗에 햇살을 끌어내려 비춥니다.
-- kutunun dışında yakalanıyordu ve tohumları aydınlatmak üzere aşağıya doğru iniyordu.הוא נתפס בצד החיצוני של התיבה וירד למטה בכדי להאיר כל זרע.
-- kutunun dışında yakalanıyordu ve tohumları aydınlatmak üzere aşağıya doğru iniyordu.ألتقط من خارج المربع وكان نازلا لإلقاء الضوء على كل البذور.
-- kutunun dışında yakalanıyordu ve tohumları aydınlatmak üzere aşağıya doğru iniyordu.それぞれの種を照らし出します 建物を防水加工するのは一苦労でした
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.En ik kan de Nutmeg laten oplichten als een baken.
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.E posso accendere la Nutmeg come un faro.
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.És ki tudom világítani a Nutmeget, mint egy világítotornyot.
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.Et je peux éclairer le Nutmeg comme un phare.
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.Mogę ją rozświetlić jak latarnię.
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.제게는 충분한 동력이 있게 됩니다. 그래서 저는 넛매그(Nutmeg)를 횃블처럼 밝힐 수 있습니다.
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.Şi pot lumina Nutmeg-ul ca pe un far.
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.Y puedo iluminar el Nutmeg como un faro.
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.Και μπορώ να φωτίσω το "Μοσχοκάρυδο" σαν φάρο.
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.И мога да осветя "Индийско орехче" като маяк.
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.И я могу осветить "Мускатный орех", как маяк.
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.יש לי חשמל בשפע. ואני יכול להאיר את "אגוז המוסקט" כמו משואה
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.يكون لدي كم كاف من الطاقة يكفي لكي انير " ذا نت ميج " تماما
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.ナツメグ号を 灯台のようにライトアップできます なので 私は明け方までそこに篭り
O boşluğu aydınlatmakta.Den oplyser pladsen.
O boşluğu aydınlatmakta.Elle éclaire l'espace.
O boşluğu aydınlatmakta.Es erhellt den Raum.
O boşluğu aydınlatmakta.Está a iluminar o espaço.
O boşluğu aydınlatmakta.Está iluminando el espacio.
O boşluğu aydınlatmakta.Illumina uno spazio.
O boşluğu aydınlatmakta.Iluminează spațiul.
O boşluğu aydınlatmakta.Ini menerangi ruang.
O boşluğu aydınlatmakta.이것은 공간을 밝혀주고 있어요.
O boşluğu aydınlatmakta.Megvilágítja a teret.

İlgili Sayfalar