aydınlığa ile cümle
aydınlığa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiçbir şey yoktur.Car il n`est rien de caché qui ne doive être découvert, rien de secret qui ne doive être connu et mis au jour.
Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiçbir şey yoktur.Kajti nič ni prikritega, kar se ne bo razodelo, tudi skrivnega ne, kar se ne bo zvedelo in prišlo na svetlo.
Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiçbir şey yoktur.숨은 것이 장차 드러나지 아니할 것이 없고 감추인 것이 장차 알려지고 나타나지 않을 것이 없느니라
Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiçbir şey yoktur.Lebo nie je ničoho tajného, čo by nemalo byť zjavené, ani ukrytého, čo by sa nemalo zvedieť a vyjsť na javo.
Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiçbir şey yoktur.Thật không có điều gì kín mà không phải lộ ra, không có điều gì giấu mà chẳng bị biết và tỏ ra.
Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiçbir şey yoktur.Thật không có_điều gì kín mà không phải lộ ra , không có_điều gì giấu mà chẳng bị biết và tỏ ra .
Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiçbir şey yoktur.Zo zal ook alles wat geheim of verborgen is, aan het licht komen.
Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiçbir şey yoktur.Защото няма нещо тайно, което не ще стане явно, нито потаено, което не ще се узнае и не ще излезе наяве.
Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiçbir şey yoktur.Нема бо нічого тайного, що не виявить ся, і нїчого втаєного, що не взнавть ся і на яв не вийде.
Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiçbir şey yoktur.כי אין דבר נעלם אשר לא יגלה ואין גנוז אשר לא יודע ובא לאור׃
Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiçbir şey yoktur.لانه ليس خفي لا يظهر ولا مكتوم لا يعلم ويعلن.
Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiçbir şey yoktur.因 為 掩 藏 的 事 、 沒 有 不 顯 出 來 的 . 隱 瞞 的 事 、 沒 有 不 露 出 來 被 人 知 道 的
Çünkü açığa çıkarılmayacak gizli hiçbir şey yok; bilinmeyecek, aydınlığa çıkmayacak saklı hiçbir şey yoktur.因 為 掩藏 的 事 、 沒有不顯出來 的 . 隱瞞 的 事 、 沒 有 不 露出 來 被 人 知道 的
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Das trevas descobre coisas profundas, e traz para a luz a sombra da morte.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Descubre las profundidades de las tinieblas y saca a la luz la densa oscuridad
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Diterangi-Nya tempat-tempat yang suram; disinari-Nya bayangan-bayangan hitam kelam
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.El descopere ce este ascuns în întunerec, El aduce la lumină umbra morţii.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Er öffnet die finsteren Gründe und bringt heraus das Dunkel an das Licht.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Feltárja a sötétségbõl a mélységes titkokat, és a halálnak árnyékát is világosságra hozza.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Han blottar djupen, så att de ej höljas av mörker, dödsskuggan drager han fram i ljuset.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.han drager det skjulte frem af Mørket og bringer Mulmet for Lyset,
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Han drar det skjulte frem av mørket og fører dødsskygge frem i lyset.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Hän paljastaa syvyydet pimeyden peitosta ja tuo valoon pilkkopimeän.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Hij legt de geheimen van de diepe duisternis bloot en verjaagt het licht met donkere schaduwen.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Il met à découvert ce qui est caché dans les ténèbres, Il produit à la lumière l`ombre de la mort.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.어두운 가운데서 은밀한 것을 드러내시며 죽음의 그늘을 광명한 데로 나오게 하시며
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Ngài bày tỏ những sự mầu nhiệm ẩn trong tăm tối, Và khiến bóng sự chết hóa ra sáng sủa.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Ngài bày_tỏ những sự mầu_nhiệm ẩn trong tăm_tối , Và khiến bóng sự chết hóa_ra sáng_sủa .
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Odkrýva hlboké veci zo tmy a vyvodí tôňu smrti na svetlo.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.On odkriva globoke reči izpod teme in smrtno senco prinaša v luč.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.On odkrywa głębokie rzeczy z ciemności, a wywodzi na jaśnię cieó śmierci.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.On zjevuje hluboké věci z temností, a vyvodí na světlo stín smrti.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Strappa dalle tenebre i segreti e porta alla luce le cose oscure
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Αποκαλυπτει εκ του σκοτους βαθεα πραγματα, και εξαγει εις φως την σκιαν του θανατου.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.Открива дълбоки работи из тъмнината, И изважда на видело мрачната сянка.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.открывает глубокое из среды тьмы и выводит на свет тень смертную;
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.מגלה עמקות מני חשך ויצא לאור צלמות׃
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.يكشف العمائق من الظلام ويخرج ظل الموت الى النور.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.他 將 深 奧 的 事 從 黑 暗 中 彰 顯 、 使 死 蔭 顯 為 光 明
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.他 將深奧 的 事 從 黑暗 中 彰顯 、 使 死蔭顯為 光明
Kaynak:"Karanlıktan Aydınlığa # 22 Telif Hakları @Osho Uluslararası Vakfı, İsviçre.Quelle: Von der Dunkelheit zum Licht #22 Urheberrecht © Osho International Foundation, Schweiz.
Kaynak:"Karanlıktan Aydınlığa # 22 Telif Hakları @Osho Uluslararası Vakfı, İsviçre.Tratto da : "From Darkness to Light" # 22 Copyright © Osho International Foundation, Switzerland.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.(36:6) и выведет, как свет, правду твою и справедливость твою, как полдень.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.A vyvedeť spravedlnost tvou jako světlo, a nevinu tvou jako poledne.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.A vyvedie tvoju spravedlivosť ako svetlo a tvoj súd ako poludnie.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.E ele fará sobressair a tua justiça como a luz, e o teu direito como o meio-dia.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.Él exhibirá tu justicia como la luz, y tu derecho como el mediodía
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.El va face să strălucească dreptatea ta ca lumina, şi dreptul tău ca soarele la amează.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.farà brillare come luce la tua giustizia, come il meriggio il tuo diritto
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.Felhozza a te igazságodat, mint a világosságot, és a te jogodat, miként a delet.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.han skal la din rettferdighet gå frem som lyset og din rett som middagens lys.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.Han skall låta din rättfärdighet gå fram såsom ljuset och din rätt såsom middagens sken.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.Hij zal u openlijk recht verschaffen en uw oprechtheid aan het licht brengen.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.Ia akan menyatakan kesetiaanmu seperti terang, dan ketulusanmu seperti siang
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.Il fera paraître ta justice comme la lumière, Et ton droit comme le soleil à son midi.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.In stori, da zasije kakor luč pravičnost tvoja in pravica tvoja kakor opoldansko solnce.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.I wywiedzie jako światłość sprawiedliwość twoję, a sąd twój jako południe.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.Ja hän antaa sinun vanhurskautesi nousta niinkuin valkeuden ja sinun oikeutesi niinkuin keskipäivän.
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.네 의를 빛같이 나타내시며 네 공의를 정오의 빛같이 하시리로다
O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.Ngài sẽ khiến công bình ngươi lộ ra như ánh sáng, Và tỏ ra lý đoán ngươi như chánh ngọ.