Ana içeriğe geç
Sözlük

ayartı ile cümle

ayartı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Oraya varınca İsa onlara, ‹‹Dua edin ki ayartılmayasınız›› dedi.Men da han kom til Stedet, sagde han til dem: "Beder om ikke at falde i Fristelse."
Oraya varınca İsa onlara, ‹‹Dua edin ki ayartılmayasınız›› dedi.Men när han hade kommit till platsen, sade han till dem: »Bedjen att I icke mån komma i frestelse.»
Oraya varınca İsa onlara, ‹‹Dua edin ki ayartılmayasınız›› dedi.Og da han kom til stedet, sa han til dem: Bed at I ikke må komme i fristelse!
Oraya varınca İsa onlara, ‹‹Dua edin ki ayartılmayasınız›› dedi.Quando chegou �quele lugar, disse-lhes: Orai, para que não entreis em tentação.
Oraya varınca İsa onlara, ‹‹Dua edin ki ayartılmayasınız›› dedi.Und als er dahin kam, sprach er zu ihnen: Betet, auf daß ihr nicht in Anfechtung fallet!
Oraya varınca İsa onlara, ‹‹Dua edin ki ayartılmayasınız›› dedi.Αφου δε ηλθεν εις τον τοπον, ειπε προς αυτους Προσευχεσθε, δια να μη εισελθητε εις πειρασμον.
Oraya varınca İsa onlara, ‹‹Dua edin ki ayartılmayasınız›› dedi.И като се намери на мястото, рече им: Молете се да не паднете в изкушение.
Oraya varınca İsa onlara, ‹‹Dua edin ki ayartılmayasınız›› dedi.Прибувши ж на місце, рече їм: Молїть ся, щоб не ввійти в спокусу.
Oraya varınca İsa onlara, ‹‹Dua edin ki ayartılmayasınız›› dedi.Придя же на место, сказал им: молитесь, чтобы не впасть в искушение.
Oraya varınca İsa onlara, ‹‹Dua edin ki ayartılmayasınız›› dedi.ויבא אל המקום ויאמר אליהם התפללו לבלתי בוא לידי נסיון׃
Oraya varınca İsa onlara, ‹‹Dua edin ki ayartılmayasınız›› dedi.ولما صار الى المكان قال لهم صلّوا لكي لا تدخلوا في تجربة.
Oraya varınca İsa onlara, ‹‹Dua edin ki ayartılmayasınız›› dedi.到 了 那 地 方 、 就 對 他 們 說 、 你 們 要 禱 告 、 免 得 入 了 迷 惑
Oraya varınca İsa onlara, ‹‹Dua edin ki ayartılmayasınız›› dedi.到了 那 地方 、 就 對 他 們說 、 你 們要 禱告 、 免得 入 了 迷惑
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.A přistoupiv k němu pokušitel, řekl: Jsi-li Syn Boží, rciž, ať kamení toto chlebové jsou.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.A pristúpiac k nemu pokušiteľ riekol mu: Ak si Syn Boží, povedz, aby sa tieto kamene staly chlebami.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.Chegando, então, o tentador, disse-lhe: Se tu és Filho de Deus manda que estas pedras se tornem em pães.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.Då trädde frestaren fram och sade till honom: »Är du Guds Son, så bjud att dessa stenar bliva bröd.»
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.El tentador se acercó y le dijo: --Si eres Hijo de Dios, di que estas piedras se conviertan en pan
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.És hozzámenvén a kisértõ, monda néki: Ha Isten fia vagy, mondd, hogy e kövek változzanak kenyerekké.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.Iblis datang dan berkata, "Engkau Anak Allah, bukan? Nah, suruhlah batu-batu ini menjadi roti.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.Il tentatore allora gli si accostò e gli disse: «Se sei Figlio di Dio, dì che questi sassi diventino pane»
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.I przystąpiwszy do niego kusiciel, rzekł: Jeźliś jest Syn Boży, rzecz, aby się te kamienie stały chlebem.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.시험하는 자가 예수께 나아와서 가로되 네가 만일 하나님의 아들이어든 명하여 이 돌들이 떡덩이가 되게 하라
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.Le tentateur, s`étant approché, lui dit: Si tu es Fils de Dieu, ordonne que ces pierres deviennent des pains.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.Og Fristeren gik til ham og sagde: "Er du Guds Søn, da sig, at disse Sten skulle blive Brød."
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.Og fristeren kom til ham og sa: Er du Guds Sønn, da si at disse stener skal bli til brød!
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.Pa pristopi k njemu izkušnjavec in reče: Če si Sin Božji, reci, naj postane to kamenje kruh.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.Und der Versucher trat zu ihm und sprach: Bist du Gottes Sohn, so sprich, daß diese Steine Brot werden.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.Και ελθων προς αυτον ο πειραζων ειπεν Εαν ησαι Υιος του Θεου, ειπε να γεινωσιν αρτοι οι λιθοι ουτοι.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.И приступил к Нему искуситель и сказал: если Ты Сын Божий, скажи, чтобы камни сии сделалисьхлебами.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.И тъй изкусителят дойде и Му рече: Ако си Божий Син кажи на тия камъни да станат хлябове.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.І прийшовши спокусник до Него, каже: Коли ти Син Божий, звели сим камінням зробитись хлїбом.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.ויגש אליו המנסה ויאמר אם בן האלהים אתה אמר לאבנים האלה ותהיין ללחם׃
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.فتقدم اليه المجرب وقال له ان كنت ابن الله فقل ان تصير هذه الحجارة خبزا.
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.那 試 探 人 的 進 前 來 、 對 他 說 、 你 若 是 神 的 兒 子 、 可 以 吩 咐 這 些 石 頭 變 成 食 物
O zaman Ayartıcı yaklaşıp, ‹‹Tanrının Oğluysan, söyle şu taşlar ekmek olsun›› dedi.那 試探人 的 進前來 、 對他說 、 你 若是 神 的 兒子 、 可以 吩咐 這些 石頭變 成 食物
Sakının, ayartılıp yoldan çıkmayasınız; başka ilahlara tapmayasınız, önlerinde eğilmeyesiniz.Guardai-vos para que o vosso coração não se engane, e vos desvieis, e sirvais a outros deuses, e os adoreis;
Sakının, ayartılıp yoldan çıkmayasınız; başka ilahlara tapmayasınız, önlerinde eğilmeyesiniz.Jangan kamu mau dijauhkan dari TUHAN untuk menyembah dan mengabdi kepada ilah-ilah lain
Sakının, ayartılıp yoldan çıkmayasınız; başka ilahlara tapmayasınız, önlerinde eğilmeyesiniz.너희는 스스로 삼가라 두렵건대 마음에 미혹하여 돌이켜 다른 신들을 섬기며 그것에 절하므로
Sakının, ayartılıp yoldan çıkmayasınız; başka ilahlara tapmayasınız, önlerinde eğilmeyesiniz.Maar pas ervoor op dat uw harten zich niet van God afkeren om andere goden te aanbidden.
Sakının, ayartılıp yoldan çıkmayasınız; başka ilahlara tapmayasınız, önlerinde eğilmeyesiniz.Men vogt eder, at ikke eders Hjerte dåres, så I falder fra og dyrker andre Guder og tilbeder dem;
Sakının, ayartılıp yoldan çıkmayasınız; başka ilahlara tapmayasınız, önlerinde eğilmeyesiniz.Ta eder i vare at eders hjerte ikke dåres, så I viker av og dyrker andre guder og tilbeder dem,
Sakının, ayartılıp yoldan çıkmayasınız; başka ilahlara tapmayasınız, önlerinde eğilmeyesiniz.Varujte se, da se ne da premotiti vaše srce, da bi odstopili s pota in služili tujim bogovom ter jih molili;
Sakının, ayartılıp yoldan çıkmayasınız; başka ilahlara tapmayasınız, önlerinde eğilmeyesiniz.השמרו לכם פן יפתה לבבכם וסרתם ועבדתם אלהים אחרים והשתחויתם להם׃
Sakının, ayartılıp yoldan çıkmayasınız; başka ilahlara tapmayasınız, önlerinde eğilmeyesiniz.فاحترزوا من ان تنغوي قلوبكم فتزيغوا وتعبدوا آلهة اخرى وتسجدوا لها
Sakının, ayartılıp yoldan çıkmayasınız; başka ilahlara tapmayasınız, önlerinde eğilmeyesiniz.你 們 要 謹 慎 、 免 得 心 中 受 迷 惑 、 就 偏 離 正 路 、 去 事 奉 敬 拜 別 神
Sakının, ayartılıp yoldan çıkmayasınız; başka ilahlara tapmayasınız, önlerinde eğilmeyesiniz.你 們要 謹慎 、 免得 心中 受 迷惑 、 就 偏 離 正路 、 去 事 奉 敬拜 別神
Şeytan bizi ayartıyor.마귀가 역사 하도록
Şeytan bizi ayartıyor.Satã nos tenta.
Şeytan bizi ayartıyor.Satán viene a tentarnos.
Şeytan bizi ayartıyor.Setan menggoda kita.
Şeytan bizi ayartıyor.Сатана спокушає нас.
Şeytan bizi ayartıyor..الشيطان يغرينا
‹‹Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.››Bdejte a modlite sa, aby ste nevošli do pokušenia! Duch síce je hotový, ale telo je krehké.
Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.››Bdejte a modlite sa, aby ste nevošli do pokušenia, lebo duch je síce hotový, ale telo je slabé.
Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.››Bděte a modlte se, abyste nevešli v pokušení. Duchť zajisté hotov jest, ale tělo nemocno.
‹‹Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.››Bdětež a modlte se, abyste nevešli v pokušení. Duchť zajisté hotov jest, ale tělo nemocno.
‹‹Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.››Čujte in molite, da ne zajdete v izkušnjavo; duh je sicer voljan, ali meso je slabo.
Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.››Čujte in molite, da ne zajdete v izkušnjavo; duh je sicer voljan, ali meso je slabo.
Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.››Czujcie, a módlcie się, abyście nie weszli w pokuszenie; duchci jest ochotny, ale ciało mdłe.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod