Sadece taşıyıcı bölümlerinden bir kısmı ayakta kalmıştır.Some of the airstaff remained.
Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır.The word for 4 is also the word for hand in reference to the four fingers.
Kale, günümüzde halen ayakta duran en kuzeydeki ortaçağ kalesidir.It is the northernmost medieval stone fortress still standing.
Çok uzun süreli ayakta duruş çalışması yapılır.Far greater operational lifetime is achieved.
Günümüzde bu mahsenlerin sadece 2 tanesi ayakta kalmış durumdadır.Today only two of these residences survive.
Divan çalışmalarında elinde gümüş bir değnek ile ayakta dururdu.He has had everything handed to him on a silver platter.
11. yüzyıl Bizans bazilikasının kuzey duvarı halen Loo semtinde ayaktadır.The northern wall of an 11th-century Byzantine basilica still stands in the Loo Microdistrict.
Dikdörtgen lejyoner kalenin surlarının kalıntıları, çok yıkılmış olsa da, ayakta kalmıştır.Some remains of the walls of the rectangular legionary fortress survive, though much ruined.
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.He was found murdered in the first-season finale episode "A Beautiful Friendship".
Ayakta duran figürlerde, vücut ağırlığı iki bacağa eşit olarak dağıtılır.Although the left foot is advanced, the figure's weight is distributed equally on both feet.
Bunun yanında ayakta duran kadın ve oturan erkek heykelleri de vardır.So she is a sure token and a sign to mortal men.
İnfazlar mahkumlar ayakta ya da otururlarken gerçekleşebilir.Executions can be carried out with the condemned either standing or sitting.
Dişiler ayakta iken doğururlar.Adults pair up when they are breeding.
Ayakta uğurlanır.Cado In Piedi.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.This second incarnation of the Kingdom of Jerusalem endured for another century.
10 yılına kadar ayakta kalabilen son krallıktı.His reign lasted for 10 years.
Hiçbir kadın bir Gorlu köle kız kadar güzel ayakta duramaz.I can't bear to see a pretty girl cry.
Çok az da olsa dış yardımlarla ayakta durmaya çalışmaktadır.He now desperately looked for outside help.
Salt River yel değirmenlerinden birisi 1844, bir diğeri ise 1896 yılına kadar ayakta duruyordu.One of the Salt River windmills was standing in 1844, and one of them was standing c.
2 günde, 4 ayakta yapılan süreler toplanarak hesaplama yapılmıştır.After 4 days peak levels are measured after 2 hours.
Yıkılmak üzere olan evleri de ayakta kalan tek barınaklarıdır.The crossing-keepers house is the only building now remaining.
Asıl Kilise yıkılmış olup küçük bir bölümü ayaktadır.The crow disappeared and in its place stood a small boy.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Many of which are still standing today.
Bunlardan ayakta kalanları.On women standing.
Onları ayakta tutan ve bu hayali sürdürmelerine imkan verense ufak bir ışık kaynağıdır.Then he edges towards her maybe with little hops with the intention to mount.
Ayakta kalan evler de yıkıldı.The remaining houses were empty.
Kitabın adı bir Çingene atasözü olan "Beni ayakta gömün.The title comes from a gypsy proverb, “Bury me standing.
Parterdeki izleyiciler gösteriyi ayakta izler.The relatives come to watch the show.
Osmanlı döneminde Rodos'ta 27 cami bulunsa da, şimdi sadece yedi tanesi ayakta.There were eighteen historical Gurdwaras in Bangladesh but now only seven are left.
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.A man and a woman sit down.
Kapasitesi 5000 koltuk, 10000 ayakta olmak üzere toplam 15000 kişidir.Total capacity for the ground is 5,000, of which 1,000 is seated.
Bu katedral halen ayaktadır.That church still stands.
Allah ayakta duranın ayakta duruş halini, oturduğu zaman da oturuş halini bilir.But, again, if it acquires the knowledge of God, it dies not, although for a time it be dissolved."
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.We might not have survived that recession but for the advantages of sustainability.
Bir düğüm her üç ayakta idi mihrabın önünde.They were all three standing in a knot in front of the altar.
Tek bir takım dahi ayakta duran bir yapı inşa edemedi.Not one team had a standing structure.
Direk, yelkeni ayakta tutan şeydir.And then the mast is the thing that holds up the sail.
Ayakta alkışlıyorum.I loudly applaud that.
Bazı insanlar ayakta.Some people stand.
Halkımızı savunacağız ve değerlerimizi, silahların ve kanunların gücü ile ayakta tutacağız.We will defend our people, and uphold our values through strength of arms, and the rule of law.
O güçlükle ayakta.She could scarcely stand this.
"It'sa gizli bahçe, ve ben ayakta olmak istiyor dünyada tek değilim.""It's a secret garden, and I'm the only one in the world who wants it to be alive."
Bu, niye müziği sevenlerin onu ayakta tutmaya çalıştığını açıklıyor.All of which might account for the intensity with which the faithful few keep it alive.
Hayır, ayakta kalmayı tercih ederim.No, I prefer standing.
Onlar olmadan, insanlık ayakta kalamaz."Without them, humanity cannot survive."
Çok muazzam bir sırt kuvveti gerektirir kendini zor koşullarda ayakta tutmak.It takes tremendous strength of the back to uphold yourself in the midst of conditions.
Ayakta duran Basit.So here standing up is Basit.
Arkadaşlarımın yardımıyla ayakta kalırım.I get by with a little help from my friends.
Forum da günümüze ulaşabildi, hala ayakta.If you think about the Forum, it's still lasting today.
Ve Wikipedia'yı ayakta tutan şey de bu.And that's what keeps Wikipedia afloat.
İşte bu ince bilgisayar delisi insanların çizdiği çizgi onu ayakta tutuyor.It's this thin geeky line that keeps it going.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.I never thought it would survive.
Dümdüz ayakta durun ve halteri Dümdüz ayakta durun ve halteriStand up straight while holding a barbell on the back of your shoulders.
Dümdüz ayakta durun ve halteriYour feet should be shoulder width apart.
Bir sürü implant, uyumadan ayakta kalmamızı sağlayacak bir sürü ilaca sahibiz.We're going to have all kinds of implants, drugs that force us to stay awake all the time.
Dümdüz ayakta durun ve Dümdüz ayakta durun veStand straight up, grasping a dumbbell in each hand at your sides.
Dümdüz ayakta durun veStand behind an elevated platform.
Ardından nefes verin ve sağ bacağınızın Dümdüz ayakta durun veThen inhale and step down with your left leg by flexing the hip and knee of your right leg.
Bu bizim yaratıcılığı ve yenilikçiliği ayakta tutmamızın yöntemi.And this is how we keep our innovation running.
Arka plan basit ise genellikle üç ya da dört saat ayakta kalıyorum.If the background is simple, I usually have to stand for three to four hours.