Müdahale ayakta mı yapılmıştı?Was the operation an outpatient procedure?
Bu bölgede sadece bizim ev depremde ayakta kalabildi.Our house is the only one in this area that survived the earthquake.
Bu civarda depremde ayakta kalan tek ev bizimki.Our house is the only one in this area that survived the earthquake.
Kaça kadar ayaktasın?How late will you stay up?
Ayakta gitmek iyi bir egzersizdir.Going by foot is good exercise.
Robert çok geç saatlere kadar ayakta kalmıştı.Robert stayed up really late.
Çünkü sende yapılan mucizeler Sodomda yapılmış olsaydı, bugüne dek ayakta kalırdı.For if the miracles done among you had been done in Sodom, it would have continued to this day.
Günümüz itibarıyla 2.229 tapınak ve pagoda halen ayakta durmaktadır.Today, 2229 temples and pagodas remain.
Farz edelim ki birisi yağmurda ayakta duruyor olsun ve rüzgar olmasın.Consider a person standing in the rain on a day when there is no wind.
25 katılımcıdan sadece beşi ilk ayakta ayaklarının üzerinde kalmayı başardı.Of the 25 participants, only five managed to stay on their feet during the first run.
Fakat sinagogların ayakta kalmasına izin verildi.The synagogues were, however, allowed to stand.
Şimdi şekli çok değiştirilmiş ve Asiatic Pavilion olarak da bilinen bu bina hâlâ ayaktadır.Now much altered in form, and known as the Asiatic Pavilion, this building still stands.
CCTV'de hayalet tekrar görünür ama bu kez ayakta.In the CCTV, the ghostly figure appears again, this time standing up.
Bu eserler halâ ayakta durmaya çalışmaktadır.They really try to keep up.
Stonewall Inn, ayaklanmaların ardından sadece birkaç hafta ayakta kaldı.The Stonewall Inn lasted only a few weeks after the riot.
Tanrı'nın Kutsal Annesi Şapeli, manastırın günümüzde hâlâ ayakta duran tek bölümüdür.The Chapel of Holy Mother of God is the only part of the monastery that still stands today.
Clifton Asma Köprüsü günümüzde hala ayaktadır ve üzerinden her yıl 4 milyon araç geçmektedir.The Clifton Suspension Bridge still stands, and over 4 million vehicles traverse it every year.
Gökyüzü Yaşam Ağacının ayakta tuttuğu büyük bir çadır olarak düşünülür.The sky was thought to be a big tent held up by the Tree of Life.
Öğle vakti filler ağaçlar altında dinlenir ve ayakta kestirebilirler.At midday, elephants rest under trees and may doze off while standing.
Doğu'da, Konstantinopolis'te, makam 13. yüzyıla kadar ayakta kalmıştır.In the East, in Constantinople, the office survived until the 13th century.
Sarah Margaret House, doğduğunda hâlâ ayaktadır.The Margaret Fuller House, in which she was born, is still standing.
Yapının o zamana değin ayakta kalmış olan saat kulesi ise Temmuz 2007'de tahrip edilmiştir.The remaining clock tower was also destroyed in July 2007.
Ona göre Price, şarkılar için bütün gece ayakta kalıp çalıştı.According to her, Price used to stay up all night working on the songs.
Seyirci onu dakikalarca ayakta alkışlar.Members stood for one minute silence.
Diğerlerindan biraz daha güçlü görünen bir tanesi kapıya tutunarak ayakta durabiliyordu.One man, stronger than the rest, stood ant the door.
Eski minaresi ise ayakta kalmıştır.Only the minaret is still standing.
Bu durum ayakta nasırlaşmaya, ağrıya yol açabilir.If anything, it may have increased his pain.
Üçüncü Duma, 5 yıllık döneminin sonuna kadar ayakta kalmış tek meclistir.The third Duma was the only one to last until the end of its five-year term.
Ülkedeki ayakta duran en eski köprüdür.It is the oldest standing bridge in the country.
Ölenler ise alt sınıflardan gelen ve yalnızca ayakta dururabilen vagonlarda bulunan yolculardı.Those who died were passengers from the lower classes, packed into standing-room only cars.
İlçedeki en eski ve Dolgorukii tarafından inşa edilip ayakta kalan az sayıdaki kiliselerden biridir.It is by far the tallest and narrowest church ever built.
Bina günümüzde ayakta değildir.Neither building is standing today.
Antik Yunan dünyasında hala ayakta kalan en büyük Roma yapılarından biridir.It is one of the largest Roman structures still surviving in the ancient Greek world.
Stratēgos komutasında her thema kendi vergileriyle ayakta duran kuvvetler oluşturdu.Under the command of a stratēgos, each thema maintained its own, locally levied forces.
Bunlardan sadece biri ayakta kalabilmiştir.Unfortunately, only one can stay.
Bu Tacikistan'daki ayakta kalan tek sinagogdu.This was the last remaining synagogue in Tajikistan.
Ve kötülüklerle dolu Dünya onların yüzü hürmetine ayakta durur.With them, his darkness will reign supremely over the land of Grundo.
Varahi ayakta, otururken ya da dansederken resmedilebilir.Varahi can be depicted as standing, seated, or dancing.
Vakaların yarısı her iki ayakta (bilateral) diğer yarısı ise tek ayakta (unilateral)görülür.Over half of cases may have involvement on both sides (bilateral).
Halen bu bina ayaktadır.This building still stands.
Anthemius'un günümüzde ayakta kalmış eserlerinden birisi Theodosius surlarının ana surudur.The one work of Anthemius' that is still standing today is the main wall of the Theodosian Walls.
Kulesi hala ayaktadır.Its tower is still standing.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.It is the ceremonial center of imperial power, and the largest surviving wooden structure in China.
Halen ayakta durmakta ama harap bir şekildedir.It is still standing, but in a deteriorating condition.
Djingareyber Camii bugün hala ayakta durmaktadır.That Harvey House is still standing today.
Türkiye'de Diyarbakır'da bir köprü o zamanlardan beri hâlâ ayaktadır..A bridge at Diyarbakır, Turkey, still stands from this period of the road's use.
Günümüzde, sadece Bab Tadmor ve Bab al-Dreib kapıları ayakta kalmıştır.Only two gates—Bab Tadmor and Bab al-Dreib—remain today.
İlk mısra üç veya dört hecelik bir ayaktan oluşur.Now he makes three or four rapid steps in the box.
Doğal yaşama olan sevgisi insanı ayakta tutar.In other words, our natural love for life helps sustain life.
Bu sinagog ABD'deki, ayakta kalan, en eski sinagoglardan birisidir.It is one of the oldest remaining synagogues in the United States.
Şarkıyı akustik gitar çalarken mikrofon önünde ayakta seslendirdi.She performed the song standing in front of the microphone while playing acoustic guitar.
Çemberlerin dışında ayakta duran bu taşlara cephe taşları denir.These stones that are found standing apart outside the circles are called frontal stones.
Ayakta iken filin kalbi dakikada 30 kere atar.When standing, the elephant's heart beats approximately 30 times per minute.
St Martin Yel değirmeni günümüzde hala ayaktadır.The Sisters of St. Joseph remain active to this day.
Lakin, surlarının önemli bir kısmı halen ayaktadır.But all the real hardships still lay ahead of him.
Şapel ise 19. yüzyıl sonuna kadar ayakta kalmıştır.Huxter was standing until the 19th century.
On binlerce on binler hemen önünde ayakta duruyorlardı.Just half a dozen were left standing.
Çıkan kavgada ayakta kalan takımlar American Alpha ile Slater ve Rhyno oldu.A brawl ensued where American Alpha and Slater and Rhyno were the last standing.
Üçüncü oyun çeşidi son adam ayakta oyunudur.This is a last person standing game.
Bu Tabyalarının büyük kısmının halen ayakta olduğu belirtiliyor.Many of the fittings are reported to still survive.