Ana içeriğe geç
Sözlük

ayakta ile cümle

ayakta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Parce que tous les gouvernements à travers le monde ont besoin d'argent pour survivre.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Peché ogni governo nel mondo ha bisogno di soldi per sopravvivere.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Pentru ca toate guvernele lumii au nevoie de bani pentru a supravietui.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Ponieważ wszystkie rządy na świecie, by się utrzymać potrzebują pieniędzy.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Porque todos los gobiernos del mundo necesitan dinero para sobrevivir.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Porque todos os governos do mundo necessitam de dinheiro para sobreviver.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Protože každá vláda potřebuje peníze na své přežití.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Weil alle Regierungen der Welt Geld brauchen, um zu überleben.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Επειδή όλες οι κυβερνήσεις ανά τον κόσμο έχουν ανάγκη χρήματα για να επιβιώσουν.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Защото всички правителства във всяка точка на земното кълбо имат нужда от финансиране за да оцелеят
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Потому что все правительства мира нуждаются в деньгах, чтобы выжить.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.בגלל שכל הממשלות בעולם זקוקות לכסף כדי לשרוד.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.لأن كل الحكومات على وجه الأرض تحتاج للمال لتبقى على قيد الحياة.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.法律や秩序を保つなどシンプルな事でもお金がかかります。
Çünkü ilk seferinde doğru yapmamış olsanız bile, sonraki seferde sizi bayağı ayakta tutacak dersleri aldınız.Bởi vì nếu bạn không làm đúng ở lần đầu, bạn đã có được bài học, thứ sẽ tạo khởi đầu tốt cho bạn vào lần sau
Çünkü ilk seferinde doğru yapmamış olsanız bile, sonraki seferde sizi bayağı ayakta tutacak dersleri aldınız.왜냐하면 처음에는 제대로 못했더라도 계속하면서 배우게 되고 다음에는 배운것을 활용하게 될테니까요
Çünkü ilk seferinde doğru yapmamış olsanız bile, sonraki seferde sizi bayağı ayakta tutacak dersleri aldınız.Perché anche se la prima volta non è andata bene, hai imparato le lezioni che ti faranno eccellere in futuro.
Çünkü ilk seferinde doğru yapmamış olsanız bile, sonraki seferde sizi bayağı ayakta tutacak dersleri aldınız.Porque aunque no lo hayan hecho bien a la primera, aprendieron lecciones de gran utilidad la siguiente vez.
Çünkü ilk seferinde doğru yapmamış olsanız bile, sonraki seferde sizi bayağı ayakta tutacak dersleri aldınız.כי אפילו אם לא עשית את זה נכון בפעם הראשונה אתה למדת שיעורים שהולכים להציב אותך במצב טוב לפעם הבאה
Çünkü ilk seferinde doğru yapmamış olsanız bile, sonraki seferde sizi bayağı ayakta tutacak dersleri aldınız.教訓を得たことで 次はよほど上手くやれるのです それに加えて 起業や
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.Karena dalam waktu lama, saya rasa tidak ada alasan, alasan praktis surat kabar akan selamat.
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.긴 안목으로 보면 저는 신문이 살아 남아야 할 실질적인 이유가 없다고 봅니다.
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.Mivel hosszú távon szerintem nincs semmilyen gyakorlati oka annak, hogy az újságok túléljenek.
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.Perchè a lungo andare penso che non esista ragione, nessuna ragione pratica perchè i giornali sopravvivano.
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.Ponieważ na dłuższą mętę nie ma powodu, praktycznego powodu żeby gazety przetrwały
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.Porque a la larga, creo que no hay razón, no hay razón práctica para que los periódicos sobrevivan.
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.Pretože v konečnom dôsledku si myslím, že nie je dôvod, žiadny praktický dôvod, aby noviny prežili.
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.Vì trong thời gian dài, tôi nghĩ không có một lý do thực tiễn nào có thể giúp báo giấy sống sót.
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.Want op de lange duur denk ik dat er geen reden is, geen praktische reden waarom kranten zouden overleven.
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.Γιατί σε βάθος χρόνου, δεν νομίζω πως υπάρχει λόγος, πρακτικός λόγος, να επιβιώσουν οι εφημερίδες.
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.Защото в далечна перспектива мисля, че няма причина - никаква разумна причина - вестниците да оцелеят.
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.Потому что в конечном счете, я думаю, что нет причин, практических причин для выживания газет.
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.Тому що в результаті, я думаю, немає практичного приводу для виживання газет.
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.מכיוון שבטווח הארוך, אני חושב שאין סיבה, אף סיבה פרקטית שהעיתונים ישרדו.
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.لأنه على المدى البعيد أعتقد أنه لايوجد سبب، لا سبب عملي للصحف أن تنجو
Çünkü uzun vadede, bence bir gazetenin ayakta durması için sebep yok, geçerli bir sebep yok.新聞が生き残るべき実際的な 意味はないと思うからです そこで私達に何ができるのでしょう?
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.(77:13) разделил море, и провел их чрез него, и поставил воды стеною;
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.A despărţit marea, şi le -a deschis un drum prin ea, ridicînd apele ca un zid.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Dividió el mar y los hizo pasar; hizo que las aguas se detuvieran como en un dique
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Dividiu o mar, e os fez passar por ele; fez com que as águas parassem como um montão.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Divise il mare e li fece passare e fermò le acque come un argine
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Er zerteilte das Meer und ließ sie hindurchgehen und stellte das Wasser wie eine Mauer.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Hän halkaisi meren ja vei heidät sen läpi, hän seisotti vedet roukkioksi.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Han kløvde havet og lot dem gå gjennem det og lot vannet stå som en dynge.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.han kløvede Havet og førte dem over, lod Vandet stå som en Vold;
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Han klöv havet och lät dem gå därigenom och lät vattnet stå såsom en hög.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Ia membelah laut, lalu menyeberangkan mereka; air ditegakkan-Nya seperti bendungan
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Il fendit la mer et leur ouvrit un passage, Il fit dresser les eaux comme une muraille.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Ketté választotta a tengert s átvitte õket; és felállította a vizeket fal gyanánt.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.저가 바다를 갈라 물을 무더기 같이 서게 하시고 저희로 지나게 하셨으며
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Ngài rẽ biển ra , làm cho họ đi ngang qua , Khiến nước dựng lên như một đống .
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Ngài rẽ biển ra, làm cho họ đi ngang qua, Khiến nước dựng lên như một đống.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Razklal je morje in peljal jih čez, in postavil je vode kakor jez.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Rozdělil moře, a převedl je; učinil, aby stály vody jako hromada.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Rozdelil more a previedol ich a postavil vody jako nejakú hromadu.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Rozdzielił morze, i przeprowadził ich, i sprawił, że stanęły wody jako kupa.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Διεσχισε την θαλασσαν και διεπερασεν αυτους και εστησε τα υδατα ως σωρον
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Раздвои морето и ги преведе, И направи водите да стоят като грамада.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.בקע ים ויעבירם ויצב מים כמו נד׃
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.‎شق البحر فعبّرهم ونصب المياه كندّ‎.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod