Ayakta duran Basit.El que está parado aquí es Basit.
Ayakta duran Basit.Han som står upp är Basit.
Ayakta duran Basit.Hier steht Basit.
Ayakta duran Basit.Ici, debout, c'est Basit.
Ayakta duran Basit.Kas tässä Basit, seisomassa.
Ayakta duran Basit.Người đang đứng là Basit.
Ayakta duran Basit. Oturan ise kardeşi Amjad.Tady, ten stojící je Basit s ten, co sedí, je jeho bratr Amjad.
Ayakta duran Basit.Qui in piedi c'è Basit.
Ayakta duran Basit.Ten čo stojí je Basit.
Ayakta duran Basit.Yang berdiri itu Basit.
Ayakta duran Basit.Αυτός που κάθεται όρθιος είναι ο Μπάσιτ.
Ayakta duran Basit.И така, тук изправеният е Basit.
Ayakta duran Basit.Тот, кто стоит — это Басит.
Ayakta duran Basit.Чоловік, який стоїть - Базіт.
Ayakta duran Basit.וכן, כאן עומד בזיט.
Ayakta duran Basit.اذن هنا الواقف هو بسيط
Ayakta duran Basit.座っているのが兄のアムジャッドです
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.Aripile acestor heruvimi, întinse, aveau douăzeci de coţi. Ei stăteau în picioare, cu faţa întoarsă spre casă.
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.Disse Kerubers Vinger mnålte i deres fulde Udstrækning tyve Alen og de stod oprejst med Ansigtet indad.
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.이 두 그룹의 편 날개가 모두 이십 규빗이라 그 얼굴을 외소로 향하고 서 있으며
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.Queste ali dei cherubini, spiegate, misuravano venti cubiti; essi stavano in piedi, voltati verso l'interno
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.Úgy, hogy a Kérubok szárnyai húsz singnyire valának kiterjesztve; lábaikon állának, és arczuk befelé.
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.Крылья сих херувимов были распростерты на двадцать локтей; и они стояли на ногах своих, лицами своими к храму.
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.כנפי הכרובים האלה פרשים אמות עשרים והם עמדים על רגליהם ופניהם לבית׃
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.واجنحة هذين الكروبين منبسطة عشرون ذراعا وهما واقفان على ارجلهما ووجههما الى داخل
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.兩 個 惹 韁 皎 張 開 翅 膀 、 共 長 二 十 肘 、 面 向 外 殿 而 立
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.兩個 惹 韁皎張開 翅膀 、 共 長 二十 肘 、 面向 外 殿 而立
Ayakta durma, konuşma gibi şeyler, türümüzü ağaçların içinden alışveriş mağazalarına soktu.엄지 사용 능력, 직립 보행 능력, 언어 능력과 더불어 수렵 생활을 하던 인류가 시장을 만들어 낼 수 있게 한 일등 공신 중 하나죠.
Ayakta durma, konuşma gibi şeyler, türümüzü ağaçların içinden alışveriş mağazalarına soktu.Peukalo-etusormiotteen, pystyasennon ja kielen lisäksi se sai lajimme alas puista ja ostoskeskuksiin.
Ayakta durma, konuşma gibi şeyler, türümüzü ağaçların içinden alışveriş mağazalarına soktu.Също както палците, изправения стоеж и езика, този трик ни вади от гората и ни праща в магазина.
Ayakta durma, konuşma gibi şeyler, türümüzü ağaçların içinden alışveriş mağazalarına soktu.ان هذه الخاصية كما الابهام والوقوف منتصبين و اللغة التي اخرجت سلالتنا من الاشجار الى مجمعات التسوق
Ayakta durma, konuşma gibi şeyler, türümüzü ağaçların içinden alışveriş mağazalarına soktu.人類の生活の中心を森林から ショッピングモールに変えた要因のひとつなのです さて-(笑)- みなさんもこれと同じことをしているのです
Ayakta durmamı sağlayacak kolu ve bacağı sen verdin bana.Annoit minulle käden ja jalan, jonka ansiosta pystyn seisomaan.
Ayakta durmamı sağlayacak kolu ve bacağı sen verdin bana.Dałaś mi rękę i nogę, dzięki której wstałem.
Ayakta durmamı sağlayacak kolu ve bacağı sen verdin bana.Deste-me o braço e a perna que permitiram que me levantasse.
Ayakta durmamı sağlayacak kolu ve bacağı sen verdin bana.Du gav mig armen- -och benet att stå på.
Ayakta durmamı sağlayacak kolu ve bacağı sen verdin bana.Du gav mig min arm - - og mit ben at stå på.
Ayakta durmamı sağlayacak kolu ve bacağı sen verdin bana.Me diste el brazo y la pierna que me permiten andar.
Ayakta durmamı sağlayacak kolu ve bacağı sen verdin bana.Mi hai dato il braccio e la gamba che mi permette di stare in piedi.
Ayakta durmamı sağlayacak kolu ve bacağı sen verdin bana.Μου έδωσες το χέρι και το πόδι χάρη στα οποία στέκομαι όρθιος.
Ayakta durmamı sağlayacak kolu ve bacağı sen verdin bana.Ты дала мне руку и ногу, благодаря которой я могу стоять.
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:A stojąc błogosławił wszystkiemu zgromadzeniu Izraelskiemu wielkim głosem, mówiąc:
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:a stojac žehnal celé shromaždenie Izraelovo velikým hlasom hovoriac:
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:A stoje, dobrořečil všemu shromáždění Izraelskému hlasem velikým, řka:
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:astui esille ja siunasi koko Israelin seurakunnan suurella äänellä, sanoen:
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:dan dengan suara keras memohonkan berkat Allah untuk semua orang yang berkumpul di situ, katanya
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:Debout, il bénit à haute voix toute l`assemblée d`Israël, en disant:
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:Derpå trådte han frem og velsignede med høj Røst hele Israels Forsamling, idet han sagde:
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:Entonces se puso de pie y bendijo en alta voz a toda la congregación de Israel, diciendo
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:És felállván megáldá az Izráel egész gyülekezetét, felszóval ezt mondván:
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:In pristopi in blagoslovi ves zbor Izraelov z glasom velikim, govoreč:
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:서서 큰 소리로 이스라엘의 온 회중을 위하여 축복하며 가로되
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:Người đứng chúc phước lớn tiếng cho cả hội chúng Y-sơ-ra-ên, mà rằng:
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:Người đứng chúc phước lớn_tiếng cho cả hội chúng Y-sơ-ra-ên , mà rằng :
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:och trädde fram och välsignade Israels hela församling med hög röst och sade:
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:pôs-se em pé, e abençoou em alta voz a toda a congregação de Israel, dizendo:
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:Så trådte han frem og velsignet hele Israels menighet med høi røst og sa:
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:si mise in piedi e benedisse tutta l'assemblea di Israele, a voce alta
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:Şi stînd în picioare, a binecuvîntat cu glas tare toată adunarea lui Israel, zicînd:
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:und trat dahin und segnete die ganze Gemeinde Israel mit lauter Stimme und sprach: