1871 yılına kadar ayakta kalmıştır.Остава на поста до 1871 година.
Bunların çoğu bugün ayakta değildir.В момента повечето не са запазени.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Трите моста днес са разрушени.
Ostrogotlar şehri talan edip; ayakta bulunan şehir surlarının ve binalarının hepsi yıkılıp yerle bir edildi.Ходела нощем и в който двор влезела, до заранта всичко измирало – хора и добитък.
Üçüncü oyun çeşidi son adam ayakta oyunudur.Последният заплют от търсещия играч жуми следващата игра.
Yine de ayakta durmayı başaran Morrison, Warner Bros Records'ta yeni şarkılar kaydetmeye başladı.Все пак накрая Брандес е толкова впечатлен, че ги взима в собствения си лейбъл Bros Records.
5. yüzyılın ilk yıllarına kadar ayakta kaldı.Разформира се през началото на 5 век.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Укрепленията около Стария град са издигнани в продължение на два века.
Dördüncü çağa kadar ayakta kalmıştır.Те остават заедно в четвърти сезон.
Farz edelim ki birisi yağmurda ayakta duruyor olsun ve rüzgar olmasın.От (i) ние не можем да разберем дали навън вали дъжд, или не.
Çıkan kavgada ayakta kalan takımlar American Alpha ile Slater ve Rhyno oldu.Отборите се сбива и накрая само Американ алфа и Слейтър и Райно остават на ринга.
Kale, MÖ 4. yüzyıla kadar ayakta kalmıştır.Вилата е била обитавана до третата четвърт на 4 век.
Bunun sebebi genetik hata ve çok ayakta durmak sayılabilir.Това може да доведе до грешки и проблемна поддръжка.
Şapel ise 19. yüzyıl sonuna kadar ayakta kalmıştır.Названието „гутергрош“ се запазило до 19 век.
Ayrıca Bağdat bu dönemde Türk nüfuzu altına girmiş ve halifeleri ayakta tutan da buradaki Türklerdi.В същото време турски паша обикалял по тези земи и чул случилото се.
(150.000 oturarak, 30.000 kişi ise ayakta.)През 1530те наброяват около 30 000 души.
Müzik olarak, resmin sol tarafında ayakta duran iki adam gayda çalmaktadır.Вдясно от него на преден план двама мъже танцуват под звуците на музиката.
Bunun için ayakta duran taşlar dikilmeye başlandı.За това спомагат допълнително и погълнатите камъчета.
Ben sabah giderdim ve Stuart çoraplı ayaklarıyla kapıyı açardı – tüm gece ayakta kalmıştı.Dolazila bi ujutro, a Stuart bi otvarao vrata u svojim nogama čarapama jer je bio budan cijelu noć.
Ona göre Price, şarkılar için bütün gece ayakta kalıp çalıştı.Izjavila je kao je Price običavao ostati budan cijelu noć kao bi radio na pjesmama.
Dördüncü çağa kadar ayakta kalmıştır.Najavljena je prije finala četvrte sezone.
İçeri girdiğinde Amy'nin ayakta olduğunu fark eder.Taman kad Tony pokuša ući u kuću, probudi se.
Şehrin kalıntıları günümüzde hala ayaktadır.Ostatci tvrđave i danas su iznad grada.
Bazılarına göre ayakta duran adam figürü sabrı temsil etmektedir.Pastoralne poslanice neki stručnjaci smatraju pseudoepigrafima.
Roma kalesi 7. yüzyıla kadar ayakta kaldı.Pod rimskom vlašću Španjolska je ostala sve do 5. stoljeća.
2 günde, 4 ayakta yapılan süreler toplanarak hesaplama yapılmıştır.Tako i broj dana između dvaju nadnevaka (datuma) može biti izračunat.
Piramitler dünyanın tek ayakta kalan yedi harikasından biridir.Jedine su preostale od Sedam svjetskih čuda antike.
Tek ayak deformitelerinde, söz konusu ayak diğer ayaktan daha küçük kalabilir.Na rukama se još može vidjeti manja deformacija najmanjeg prsta.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Väčšina z nich sa zachovala dodnes.
Kalan 980 kişilik yer ise maçı ayakta izleyen seyirciler için ayrılmıştır.Priemerná návštevnosť na zápasoch bola 489 divákov na zápas.
Titanic su yüzünde dört kompartımanın dolması ile ayakta durabilirdi.Stroj mohol vliecť v závese až štyri klzáky.
Güçlükle ayakta duruyordu.Je ťažké zostať stáť bokom.
Bina günümüzde ayakta değildir.Táto stavba stojí dodnes.
Roma kalesi 7. yüzyıla kadar ayakta kaldı.Rímska architektúra prekvitala až do piateho storočia.
Bu dönemde köprünün yanına bugün hâlâ ayakta olan bir gümrük binası inşa edildi.Následne bol postavený nový most, ktorý slúži verejnosti až do dnešných čias.
Kale, günümüzde tek bir gözetleme kulesiyle ayaktadır.Z vonkajšieho opevnenia sa do súčasnosti zachovala iba jedna valcová bašta.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Epopeja Jeruzalemského kráľovstva na ázijskej pevnine, trvajúca takmer dvesto rokov, skončila.
(150.000 oturarak, 30.000 kişi ise ayakta.)Žije tu 3 153 obyvateľov (30.
Ancak günümüzde su kemerinden sadece iki göz ayakta kalabilmiştir.V súčasnosti sú naplnené vodou iba štyri z nich.
Kapasitesi 5000 koltuk, 10000 ayakta olmak üzere toplam 15000 kişidir.Jeho kapacita je 550 miest na sedenie a pojme spolu aj 1500 ľudí.
Askerlerin desteği olmadan, hükumetin ayakta kalması imkansızdı.Bez podpory letectva boli prevahe spojencov nemohli dlho vzdorovať.
Günümüz itibarıyla 2.229 tapınak ve pagoda halen ayakta durmaktadır.Danes je ostalo še 2229 templjev in pagod.
Fakat sinagogların ayakta kalmasına izin verildi.Sinagoge so bile izropane.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Gradnja drugih treh mostov je bila že zaključena.
Bina günümüzde ayakta değildir.Stavba danes še vedno stoji.
Depremi bir yangın takip etti ve deprem sonrası ayakta kalan binaların çoğunu tahrip etti.Potresu je sledil požar, ki je do konca uničil vse, kar je po potresu ostalo.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Samostan je ostel več kot dve stoletji zapuščen.
Bunların çoğu bugün ayakta değildir.Mnoge danes ne obratujejo več.
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.Na vrhuncu slave se je umaknil iz javnega življenja.
Dördüncü çağa kadar ayakta kalmıştır.Do 4. stoletja je delovala v Gornji Meziji.
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.V parih drsata moški in ženska skupaj.
5. yüzyılın ilk yıllarına kadar ayakta kaldı.In 5. stoletju razpadel.
Stadyumda önceleri seyirciler maçları ayakta izlerdi.Že ob zori so na dirkališče začeli prihajati gledalci.
Sözcük anlamı 'bir ağaç gibi ayakta durmak'tır.Skratka, »živ jezik je kot drevo, ki stalno odganja«.
Bebekler bu dönemde yürümeyi ve ayakta durmayı öğrenirler.Mladi bobri so ob rojstvu odlakani, vidijo in se lahko gibljejo po brlogu.
Kale, günümüzde tek bir gözetleme kulesiyle ayaktadır.Danes je viden samo še obrambni jarek.
Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır.Najkrajša beseda mora imeti 4 črke.
Kulesi hala ayaktadır.Spomenik še vedno stoji.
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.Med prvimi je tudi postuliral »paradoks temnega nočnega neba«.
Çok az da olsa dış yardımlarla ayakta durmaya çalışmaktadır.Vojna se je s tujo pomočjo le še zapletala.