Çeşitli dönemlerde yapılan sekiz camiden pek azı bugün ayaktadır.現時本物種的數量很少,屬於高危類別。
Diğer yarısı nesnenin ayakta duran görüntüsünü ABCD prizmasının her iki tarafında görür.另一半则看到主体从棱镜ABCD的两个面反射的竖起来的像。
Vücut, gövde ve ayaktan oluşur.穿过肉体、骨头和灵魂。
Dalları gökyüzünü ayakta tutar.枢府辟令史。
Tapınağin kalıntıları hala ayaktadır.寺庙整体规模仍在。
5. yüzyılın ilk yıllarına kadar ayakta kaldı.这一运动从1世纪持续到了5世纪前后。
Kale, günümüzde halen ayakta duran en kuzeydeki ortaçağ kalesidir.這座城堡是世界現存最北的中世紀石質城堡。
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman kolaylık olması için foralı bağlamak şarttır.過踝靴子較鞋子不容易脫落。
Onları ayakta tutan ve bu hayali sürdürmelerine imkan verense ufak bir ışık kaynağıdır.其權力增漲的過程,實得力於權詐的多,得於資望功勳的少。
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.之後便有了「想成為早安少女組。
Fazla stüdyosu olmayan şirket yine de ayakta kalabilmiştir.但是,仍有不少業務不佳的公司沒有實行無障礙化。
Sekizi yıkılmış sadece Hanüssebil ayakta kalmıştır.围手八盘,坠地加半握。
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.至今這兩座大橋仍在。
Bu heykel, Almanya'da, Ortaçağ'dan beri ayakta kalmayı başaran son Yahudi aleyhtarı eserdir.这个雕塑是“中世纪犹太人诱饵”在德国留存的最后的实例之一。
Bugün yalnız yarısı yıkık bir burcu ayaktadır.目前只有發現一個頭顱骨。
Bina günümüzde ayakta değildir.建筑现已不存。
Farz edelim ki birisi yağmurda ayakta duruyor olsun ve rüzgar olmasın.最终我们还发现,如果雨天还有风的话,就不会有人打了。
Allah ayakta duranın ayakta duruş halini, oturduğu zaman da oturuş halini bilir.하나님에 대한 지식을 제공해 주며, 어리석음을 제하여 주고, 참 하나님을 보여 준다고 한다.
Güçlü olan ayakta kalabiliyor.단단한 그녀는 일어설 것이리.
O gece, Olimpiyat Köyü restoranına girerken diğer atletler tarafından ayakta alkışlandı.선수촌의 식당에 들어온 그날 밤에 다른 선수들에 의하여 열렬한 환영을 받았다.
Bunun yanında ayakta duran kadın ve oturan erkek heykelleri de vardır.이아와 다른 체계를 가진 훈고서로 방언(方言)과 석명(釋名)이 있다.
Bunlardan ayakta kalanları.여성들이 그들 옆에 일어서리.
10 yılına kadar ayakta kalabilen son krallıktı.10년 이상 수행을 쌓은 승려의 호칭.
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.코트 밖으로 양 발이 나가게 되면 장외반칙이 주어진다.
Köle ayakta veya diz çökmüş vaziyette olabilir.여기에서 자리에 단정히 앉거나 무릎을 꿇을 수 있다.
Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır.이러한 표현들은 다음과 같은 네 가지 경우가 있다.
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.릭은 '이것이 아름다운 우정의 시작'라고 말한다.
(Yürüme, ayakta durmadan sonra öğrenilir.)(현재는 별도로 개발, 배포된다.)
Toplam yedi ayaktan oluşur.모두 7종으로 이루어져 있다.
Piramitler dünyanın tek ayakta kalan yedi harikasından biridir.대 피라미드는 세계 7대 불가사의 중 하나이자, 목록 중에서 유일하게 현존하고 있다.
Şehrin köprü ve katedralinin kubbesi yıkılmış olmasına rağmen Barok mimârî örnekleri ayakta kaldı.비록 도시의 교량, 성당의 돔 등은 파괴되었지만, 바로크 양식의 많은 건축물들은 손상되지 않았다.
Güvenliğimizi ve dünyayı tehdit eden teröristlere karşı Fransa ile birlikte ayakta ve omuz omuzayız.대성전은 공자를 비롯한 중국과 우리나라 성현의 위패를 모시고 제사지내는 건물이다.
Bununla birlikte, tepeye inşa edilmiş Amon Sûl kulesinden geriye kalan birkaç duvar parçası ayakta kaldı.주변에는 다몬 산성의 석벽으로 추정되는 돌로 만들어진 석불이 몇 기 남아있다.
Bugün diğerleri yıkılarak sadece doğusundaki Türbe ayakta kalmıştır.동서로 나란히 섰던 당간지주는 현재 서쪽의 것만 남아있고 동쪽의 지주는 잘려 없어졌다.
Fakat, Danyal Peygamber, onun önünde secde etmeksizin ayakta durdu.예언자 엘리야가 그의 재위 기간 동안 활동했다.
Örnek: Adam ayakta duramayacak denli yaşlı ve hasta.그 무렵, 왕령모 자신은 병이 들고 나이도 늙어서 치아도 없었다고 서술되어 있다.
Man Adası: Quocunque jeceris stabit (Latince, "Ne kadar hızlı fırlatsan da ayakta kalır.")מתחת למגן רשום מוטו האי, בשפה הלטינית: Quocunque Jeceris Stabit - "להיכן שלא תזרוק אותו, הוא יעמוד".
Seyirci onu dakikalarca ayakta alkışlar.הקהל הריע לה במשך דקות ארוכות.
Toronto prömiyerinde, ekip ayakta alkışlandı.בהקרנת הבכורה בפסטיבל טורונטו, צוות השחקנים קיבל תשואות בעמידה.
Dalları gökyüzünü ayakta tutar.היללות פולחות את השמיים...
Güney Yehuda Krallığı ise milattan önce 586 yılına kadar ayakta kaldı.ממלכת יהודה המשיכה להתקיים עד שנת 586 לפנה"ס.
Herod Krallığı da yüz yılı aşkın bir süre ayakta kalmıştır.מלכות שושלת הורדוס נמשכה מעל למאה שנים.
Bina günümüzde ayakta değildir.כיום הבניין עומד נטוש.
Köle ayakta veya diz çökmüş vaziyette olabilir.הקידה יכולה להתבצע מעמידה או מישיבה על ברכיים.
Bunlardan sadece biri ayakta kalabilmiştir.בפועל רק אחד החיילים היה ער.
Ortalama bir kızıl kanguru ise ayakta iken 1,5 m boyundadır.קנגורו אדום ממוצע מגיע לגובה של 1.5 מטרים בעמדו זקוף.
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman kolaylık olması için foralı bağlamak şarttır.יש המשתמשים בכף נעליים להקל על הכנסת הרגל לנעל.
İnsan figürü, ayakta durmakta ya da bir dizi üzerine oturmaktadır.הֲדוֹם הוא רהיט שנועד לתמיכה ברגלי אדם, היושב על כיסא או כורסה.
Harve kendisine verilen kuvvetli bir ilaç sayesinde bir süre ayakta kalabiliyordu.טינטין ניצל הודות לערימת קש גבוהה אליה נפל.
Eski minaresi ise ayakta kalmıştır.פרופ' אמיר עמדי.
Ayakta uğurlanır.שמא יתעלף.
Günümüzde, Kaiping'de yaklaşık 1,833 diaolou ayakta durmakta ve Taishan'da ise yaklaşık 500'ü ayaktadır.מתוך כ-3,000 דיאולואו שנבנו באזור נותרו בקאיפינג 1,833 ובטאישאן כ-500 נוספים.
Ayak giyimi, ayakta giyilen giyeceklerdir.חותלות הן פריטי לבוש הנלבשים על הרגל.
Tarihi şehir merkezi hâlâ ayaktadır.המרכז ההיסטורי של העיר נשמר יפה.
1828 yılında yapılmasının ardından çok fazla ayakta kalmadı.אחרי 807הוא נשאר בו כמעט כל הזמן.
Üç gündür ayaktayım.אני על הרגליים במשך שלושה ימים.
Üç gündür ayaktayım.אני כבר שלושה ימים על הרגליים.
Kulesi hala ayaktadır.Кулата обаче оцелява.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Много от тях са запазени и до днес.
CCTV'de hayalet tekrar görünür ama bu kez ayakta.Отделни части има и в You Can't Do That on Stage Anymore, Vols.