Kale, MÖ 4. yüzyıla kadar ayakta kalmıştır.Keuskupan tersebut telah berdiri sejak abad ke-4.
Türk Ordusu her türlü tehlikeye karşı ayakta tutuldu.Turisman pun siap menghadapi segala risikonya.
15lü yıllara kadar surların ayakta olduğu belirtilmektedir .Diperkirakan mpu Dusun hidup pada abad ke 15 Masehi.
Bu kolonların büyük bir kısmı hala ayakta durmaktadır.Banyak di antara batu tersebut masih berdiri sampai sekarang.
Laura ise sakinleştirici ilaçlarla ayakta durabilmektedir.Alena pun mencoba bunuh diri dengan meminum obat penenang.
Herod Krallığı da yüz yılı aşkın bir süre ayakta kalmıştır.Vương quốc của vua Herod cũng kéo dài trên một trăm năm.
Tapınağin kalıntıları hala ayaktadır.Đền thờ ông nay vẫn còn.
Toplam yedi ayaktan oluşur.Mỗi phương có bảy chòm sao.
Ayakta duran figürlerde, vücut ağırlığı iki bacağa eşit olarak dağıtılır.Độ dài bàn chân được đo với hai bàn chân trần khi đứng và trọng lượng cơ thể phân phối đều trên cả hai chân.
Köle ayakta veya diz çökmüş vaziyette olabilir.Người cho có thể quỳ gối.
Ayakta uğurlanır.Anh bừng tỉnh.
Pek çok kişi başkanlık sisteminin zor durumlarda daha ayakta kalıcı güçte olduğunu iddia eder.Nhiều người xem tổng thống chế là hệ thống chính trị có khả năng tồn tại hơn trong những tình huống cấp bách.
İkinci ayakta pilotlar sıralama turlarının tersine sıralanarak start alır.Phi công còn lại cố mở cửa một cách vô vọng.
Bugün yalnızca, avlusunun giriş kapısı ayakta kalmıştır.Đến nay, chỉ còn sót lại duy nhất cửa ô Quan Chưởng.
Bu piramit, antik dünyanın ayakta kalmayı başarabilen harikaları arasında en eski olanıdır.Các Kim tự tháp là kỳ quan cổ đại duy nhất còn tồn tại cho đến ngày nay.
Bina günümüzde ayakta değildir.Vùng đất thuộc tỉnh Hưng Yên ngày nay.
Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır.Nhà thờ này cũng gồm 4 nguyện đường bên cạnh.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Nhiều tác phẩm vẫn còn được lưu giữ đến ngày nay.
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.Gia đình mới này đã mang sức sống mới đến cho Koinonia.
Roma kalesi 7. yüzyıla kadar ayakta kaldı.ローマの城は7世紀までは残っていた。
5. yüzyılın ilk yıllarına kadar ayakta kaldı.前5世紀ごろに盛んであった。
Halen bu bina ayaktadır.その建物もまだ残っているのでしょうか。
Chiron tutuklanır ve bir polis arabasına bindirildiğinde ayakta olan Kevin'e dik dik bakar.シャロンは逮捕されるが、パトカーに乗せられる時、彼はそばに立っているケヴィンを睨み付ける。
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman kolaylık olması için foralı bağlamak şarttır.靴を履く時にかかとに当てて、靴に足を入りやすくするために用いられる。
Bunların çoğu bugün ayakta değildir.そのほとんどは現存していない。
İlk Wollaston camera lucida, sağdaki şekilde gösterildiği gibi, ayakta duran bir prizma kullanmaktadır.最初のウォラストンのカメラ・ルシダでは、倒立した像の上下左右を正しい像に戻す正立プリズムが使用されていた。
Kulesi hala ayaktadır.スイの塔が立っている。
Ve ayakta yağmur duası yapılıyor.雨乞いの為に踊られた。
Bunlardan sadece biri ayakta kalabilmiştir.そこには一人の男が立っていた。
On binlerce on binler hemen önünde ayakta duruyorlardı.いるはずのない上杉勢1万3000が彼らの眼前に展開していたのである。
Bu eserler halâ ayakta durmaya çalışmaktadır.人々はまだ起き上がろうとしていました。
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.建物の中に入る時は玄関で靴を脱いで上がる。
Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır.2つ目の部屋は、4つの言葉を4組記憶する。
Acil serviste yılda yaklaşık 30.000 hastaya ayaktan ve yatarak tedavi hizmeti vermektedir.年間約 3万人の外来・入院患者および救急患者を扱っている。
Sözcük anlamı 'bir ağaç gibi ayakta durmak'tır.名前には、「理性が樹木のように茂るように」という意味が込められている。
Adam solda ayaktadır ve kadın, çimenlerin üzerinde bebeğini beslemektedir.旦那には若く先立たれており、女手一つでミツルを育ててきている。
Birçok bilinmeyen kilise ya yıkılmış olup ya da yıkılmak üzereye ayakta durmaya devam etmektedirler.そして多くの植民地は予想外の障害にあって放棄されあるいは壊滅していった。
Dördüncü çağa kadar ayakta kalmıştır.第4シーズンまで登場。
Gezi teknelerinde ayakta durmak ve sallanmak yasaktır.泳いだりボートを浮かべたりする事は、禁止されている。
Çok az da olsa dış yardımlarla ayakta durmaya çalışmaktadır.彼らは貧しいながらも、助け合いながら数々の困難に立ち向かう。
Çok uzun süreli ayakta duruş çalışması yapılır.非常に長い滞空時間を達成すること。
İki ayaktan istenilen bir tanesi dönüşü yaparken kullanılabilir.2次式を因数分解するときに用いられる、たすきがけとよばれる方法がある。
Bebekler bu dönemde yürümeyi ve ayakta durmayı öğrenirler.赤ちゃんは立って歩かずハイハイする。
Bina günümüzde ayakta değildir.現在陣屋の建物は残っていない。
Ayaktakımı ağzı da denir.松見口と呼ばれている。
Türkiye'de Diyarbakır'da bir köprü o zamanlardan beri hâlâ ayaktadır..トルコのディヤルバクルの橋は、この道路が使用されていた時代以降、なお現代でも存続している。
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.登場当初は陽人の「建前」を得て、強いお嬢様を演じていた。
Bugün halen ayakta olan bir yapıdır.これが現在我々が目にしている建物である。
Tony'nin elinden silahı düşer fakat kendisi hala ayaktadır.後に激怒したトニーに銃口を向けるが、すぐに武装解除される。
Sol tarafta ikinci en küçük kardeş olan sekiz yaşındaki Mary Louisa ayakta durmaktadır.2歳下の妹に後の女優クレア・マースロウがいる。
Mahşerin uyanısında sadece Hailan ülkesi ayakta kalmıştı.劇中では覚醒したのは悪代官のみ。
Askerlerin desteği olmadan, hükumetin ayakta kalması imkansızdı.彼らの支援がなければ、詩作を続けることは不可能であったにちがいない。
Şapel ise 19. yüzyıl sonuna kadar ayakta kalmıştır.これは19世紀の終わりまでポピュラーだった。
Diğer risk faktörleri arasında obezite, ayakta şişme ve yaşlılık sayılabilir.その他のリスク要因としては肥満、足のむくみ、高齢である。
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.2人の男と、男子、女子を1人ずつ抱えることになった。
Ayakta uğurlanır.立ち上がる傾向。
25 katılımcıdan sadece beşi ilk ayakta ayaklarının üzerinde kalmayı başardı.第一轮25名参赛选手中只有5名选手站稳脚跟。
Bunun yanında ayakta duran kadın ve oturan erkek heykelleri de vardır.” “征側者,麊泠縣雒將之女也。
Oyunun çoğunda Estragon oturuken ve hatta uyuklarken Vladimir ayakta durur.” 弗拉季米爾在劇中絕大部分都是站著,而愛斯特拉岡多次坐下,甚至打瞌睡。
Ayakta uğurlanır.以即站立。