Associated Press'e göre konuşma ayakta alkışlanmıştır.Według agencji Associated Press pojedynek zakończył się remisem.
Yaklaşık üç dakika süren performans sonunda salonda bulunan seyirciler Mor ve Ötesi'ni ayakta alkışladı.Ofiaruj minutę milczenia bohaterom, Którzy tutaj polegli dla ciebie i dla pokoju.
Bu katedral halen ayaktadır.Wymienioną Katedrą kieruje do chwili obecnej.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Wiele z nich zachowało się do dziś.
Günümüzde, Kaiping'de yaklaşık 1,833 diaolou ayakta durmakta ve Taishan'da ise yaklaşık 500'ü ayaktadır.Idag känner man till 1 833 som finns i Kaiping och omkring 500 i Taishan.
Ayakta uğurlanır.Dags att vakna upp .
İlk Wollaston camera lucida, sağdaki şekilde gösterildiği gibi, ayakta duran bir prizma kullanmaktadır.Den första camera lucida som Wollaston konstruerade visas i diagrammet till höger.
Bugün yalnızca, avlusunun giriş kapısı ayakta kalmıştır.Endast stenporten genom dem har överlevt.
Diğer yarısı nesnenin ayakta duran görüntüsünü ABCD prizmasının her iki tarafında görür.Den andra halvan ser en rättvänd bild av föremålet reflekterat via två sidor av prismat ABCD.
Trablusşam Suriye'de kurulan Haçlı devletlerinden ayakta kalanlarından sonuncusu idi.Tripolis var den sista korsfararstat som grundades i Levanten.
Bunun için ayakta duran taşlar dikilmeye başlandı.De stadiga stenmurarna blev stående.
Şehrin köprü ve katedralinin kubbesi yıkılmış olmasına rağmen Barok mimârî örnekleri ayakta kaldı.Stadens broar och katedralens kupol förstördes, men stora delar av stadens barockarkitektur överlevde.
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.Lögdeälven flyter genom samhället.
Güçlükle ayakta duruyordu.Svårt att stå.
Kaya oyması kale halen ayaktadır.Den fasta klippan skall hjälpa mig.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Flera av dessa står ännu idag.
27 Nisan'da başlayan dünya turnesinde Kuzey Amerika ve Avrupa olmak üzere iki ayakta gerçekleşti.Den 24 juli drog de iväg på en Syd- och Centralamerikansk turné.
Kulesi hala ayaktadır.Tornet finns ännu kvar.
Ayakta kalan yapılar Bizans devrine aittir.Den som bestämmer reglerna är ägaren av hubben.
Genellikle bir veya iki askerin ayakta seyahat ederek savaştığı, hafif ve hızlı araçlardır.Vanligen fanns en kusk eller körsven som styrde och en eller två stridande soldater.
Lakin, surlarının önemli bir kısmı halen ayaktadır.Några av dess jättelika pelare står ännu upprätt.
Diğer risk faktörleri arasında obezite, ayakta şişme ve yaşlılık sayılabilir.Andra riskfaktorer är bland annat fetma, benödem, och ökad ålder.
Yapıların çoğunluğu yıkılmıştır, bazı duvarlar ve temeller günümüzde halen ayaktadır.Överbyggnaden är till stora delar förstörd, men en del väggar och dörrar står fortfarande upp.
Adam solda ayaktadır ve kadın, çimenlerin üzerinde bebeğini beslemektedir.Mannen avlider och kvinnan knuffar hans dotter i gårdens brunn.
Roma kalesi 7. yüzyıla kadar ayakta kaldı.Den romerska besittningen varade fram till 300-talet.
Tapınağin kalıntıları hala ayaktadır.Grunden till detta tempel finns ännu kvar.
Ayak giyimi, ayakta giyilen giyeceklerdir.Måtten tas stående, utan kläder.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Storfurstendömet kom dock att stå sig som term i över två århundraden.
Ann Arbor'da bulunan diğer evi hala ayaktadır ve turistlere açıktır.Karen Blixens hem är beläget i området och är en lokal turistattraktion.
Bina günümüzde ayakta değildir.Byggnaden står kvar än idag.
Tarihi şehir merkezi hâlâ ayaktadır.Recklinghausens historiska stadskärna finns fortfarande kvar.
Farz edelim ki birisi yağmurda ayakta duruyor olsun ve rüzgar olmasın.Få vi mötas bortom floden, Dit ej några stormar nå?
Gölgelik sığ sularda ayakta durarak ya da yavaşça hareket ederek balıkları avlar.Hägern väntar passivt vid ett ställe eller går med långsamma steg.
Şehirde ayakta kalabilen tek hastane ise hizmet verebilmekten çok uzaktaydı.Bara den klinik som hörde till Östra sjukhuset fick vara kvar, i väntan på nya lokaler.
Ancak devlet sadece 1 sene ayakta kalabildi.Regeringen höll i mindre än ett år.
Bu kalenin kulelerinden biri bugün hala ayakta durmaktadır ve ziyaretçilere açıktır.Delar av slottet är idag öppna för besökare.
Sağlığı ayakta çalışmasına elvermeyecek derecede kötüleştiği zaman kendisini yazmaya verdi.När någonting inte fungerade skrev han helt enkelt om det själv.
Stonewall Inn, ayaklanmaların ardından sadece birkaç hafta ayakta kaldı.Стоунволл-інн проіснував всього кілька тижнів після безладів.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.Це — церемоніальний центр імперської влади, і найбільша дерев'яна структура, що збереглась, в Китаї.
Man Adası: Quocunque jeceris stabit (Latince, "Ne kadar hızlı fırlatsan da ayakta kalır.")Девіз на гербі: «Quocunque Jeceris Stabit» (лат.
Atlar gibi zebralar da ayakta uyurlar.У старості коні, як і люди, сивіють.
“Bir köle olarak ayakta dur” dedi.Досить бути рабами!»
Bazen ayakta trampet çalar.Іноді катається на хвилях.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Решта мостів добудовувалися вкрай повільно.
Ayakta uğurlanır.Вона встає.
Vücut, gövde ve ayaktan oluşur.Тіло складається з голови, тулуба і ноги.
Yüz yirmi altı kuleden yirmi üçü günümüzde ayakta değildir.З 100 дворів сьогодні залишилось 62.
Buna rağmen abide bütün haşmetiyle ayaktadır.Так же, як я, стоїть він на старості скорбнім порозі.
Eski minaresi ise ayakta kalmıştır.Другий італійський міноносець відступив.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Більшість з них збереглась і до сьогоднішніх днів.
1871 yılına kadar ayakta kalmıştır.Там вони мешкали до 1871 року.
Köle ayakta veya diz çökmüş vaziyette olabilir.Кришка може бути знімною чи закріпленою на петлях.
Ekim 2006'da yaptığı açıklamada, 1 sene daha ayakta kalabilecekleri nakitleri olduğunu açıklamıştır.2006 року вона заявила, що з проколотого у неї залишилися тільки вуха.
Bina günümüzde ayakta değildir.На теперішній час будівля не збереглась.
Bu kahraman ordu karşısında hiçbir kuvvet ayakta duramaz” demiştir.І не дивно, що не має він підтримки з боку національних сил».
Stadyumda önceleri seyirciler maçları ayakta izlerdi.У початкових версіях гри існували посольства.
En son ayakta kalan güreşçi ise bu maçı kazanmaktadır.Останній робот котрий залишився, стає переможцем.
Şapel ise 19. yüzyıl sonuna kadar ayakta kalmıştır.Розквіт Балларету тривав до кінця XIX століття.
Bebekler bu dönemde yürümeyi ve ayakta durmayı öğrenirler.Огляд, обробку та зважування дитини на цей час відкладають.
Tony'nin elinden silahı düşer fakat kendisi hala ayaktadır.Тоні, отримавши від матері пістолет, випадково стріляє в себе.