1567de depremde kale duvarları ve kuleleri çökmüş ve sadece üç kule ayakta kalmıştır.К 1765-му прясло стены между Колымажной и Оружейной башнями обветшало и осыпалось на семь саженей.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Большинство из них сохранилась и до сегодняшних дней.
Eski minaresi ise ayakta kalmıştır.Минас-Тирит выстоял.
Seyirci onu dakikalarca ayakta alkışlar.Публика аплодировала ему стоя.
Atlar gibi zebralar da ayakta uyurlar.К старости лошади, как и люди, седеют.
2 günde, 4 ayakta yapılan süreler toplanarak hesaplama yapılmıştır. ^ "Schedule".Однако диктую часа два в день, чтобы окончить „Равнодушных“…» .
Bazen ayakta trampet çalar.Иногда ходит по участку босиком.
Asıl siperler, en uzun boylu askerlerin bile ayakta durduğunda görülemeyeceği kadar derindi.Место было настолько опасным, что даже королевские солдаты не осмеливались туда заглядывать.
Şapel ise 19. yüzyıl sonuna kadar ayakta kalmıştır.Еркатагир доминировал вплоть до конца XIII века.
5. yüzyılın ilk yıllarına kadar ayakta kaldı.Трудиться начал в годы первой пятилетки.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Рядом с нынешним мостом сохранились старые опоры.
Saldırılara daha fazla dayanamayan Beyazsakal hayata gözlerini yumar, lakin yine de düşmez, ayakta ölür.Даже самые продолжительные и кровавые батальные сцены не утомляют, а приковывают взгляд.
1871 yılına kadar ayakta kalmıştır.Профессором он оставался до 1871 года.
Tabuları ayakta tutar.Гвардейцы выстояли.
Fransız işgalinden geriye ayakta kalan tek binadır.На сегодня это единственная тюрьма, оставшаяся в пределах французской столицы.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Британская империя росла в течение более двух сотен лет.
Yaklaşık üç dakika süren performans sonunda salonda bulunan seyirciler Mor ve Ötesi'ni ayakta alkışladı.По завершении показа зрители в течение 10 минут стоя аплодировали актёрам и съёмочной группе.
Günümzde bunlardan sadece 6 kule ayakta kalmıştır.В наши дни сохранились лишь три башни.
Kasabanın hemen üstündeki su kemerleri halen ayaktadır.Водозабор находится выше города по течению.
Bununla birlikte manastırın uzun süre ayakta kaldığı bellidir.Монастырь долгое время оставался заброшенным.
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.В это же время издаётся первая часть романа «Работать прекрасно».
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.وما يزال معظمه قائماً حتى يومنا هذا .
Sözcük anlamı 'bir ağaç gibi ayakta durmak'tır.واسمه يعني: «فلتبقى كاءاته مثل رع».
Ayakta kalan oyuncu dairenin ortasına geçer.يقف بقية المشاركين في وسط الغرفة.
15.000 ton zeytinyağı alabilecek kapasitedeki yapı hâlen ayaktadır.المركز قادر على التعامل مع ما يصل إلى 150 ألف طن من الزهور.
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.النقطة المضيئة كانت استضافتهم لأحداث نهاية أسبوع "كل-النجوم".
Piramitler dünyanın tek ayakta kalan yedi harikasından biridir.ويعتبر الهرم الأكبر أحد السبعة عجائب الدنيا في العالم القديم ، وهو الوحيد الذي تبقى منها .
Toplam yedi ayaktan oluşur.ويتكون من سبعة عنابر.
Gölgelik sığ sularda ayakta durarak ya da yavaşça hareket ederek balıkları avlar.بإمكان الضيوف إما الاسترخاء بينما يقومون بصيد السمك أو الاستمتاع ببساطة بالماء خلال السباحة.
Kasabada günümüze kadar ayakta kalabilmiş olan bir kervansaray bulunmaktadır.وهذا المبنى هو اقدم مبنى في المدينة لازال قائما حتى يومنا هذا.
"Ayaktakımına ayaktakımı diyebilmek".والآن يسموننا بشركائهم".
Kitapta Agop Arad'ın çizdiği siyah beyaz ayakta duran bir kadın figürü de vardı.ويوجد أيضاً في الكتاب رسمه بالأبيض والأسود لإمرأه تقف على قدميها قد رسمها الفنان أغوب أراد.
Ama Darwin'e göre ara-geçiş formlarının olması teorinin ayakta kalmasını sağlayan yegane unsurlardandır.ويعتقد هير أنها الشكل المسرحي الوحيد القادر على توصيل ما يريد.
Osmanlı tarafından 1834 yılında mağlup edilse de birkaç yıl daha Soran emirliği tarafından ayakta tutuldu.تخللها اندلاع ثورة في 14 مايو 1834 على حكم إبراهيم تم قمعها خلال شهور.
Ancak devlet sadece 1 sene ayakta kalabildi.ولكنَّ هذه الدولة لم تستمرَّ بالوُجود إلا لمُدَّة شهرٍ واحد.
Doktor belki düşebilir ama sert rekabette ayakta durabilir.Isso é verdadeiramente o seu Doutor pode cair, mas ele está de pé em uma competição dura.
Stonewall Inn, ayaklanmaların ardından sadece birkaç hafta ayakta kaldı.O Stonewall Inn durou apenas algumas semanas após o tumulto.
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.A nova nobreza existiu devido à organização da sociedade.
Bu Tacikistan'daki ayakta kalan tek sinagogdu.Esta foi a última sinagoga no Tadjiquistão que ainda estava de pé.
Türkiye'de Diyarbakır'da bir köprü o zamanlardan beri hâlâ ayaktadır..Uma ponte em Diarbaquir, Turquia, ainda está lá desde o período de uso da estrada.
Inuyama Kalesi, Edo döneminden önce inşa edilmiş 12 ayakta kalan Japon kalelerinden biridir.O Castelo de Inuyama é um entre os 12 castelos existentes no Japão que foram construídos antes da Era EDO.
Herod Krallığı da yüz yılı aşkın bir süre ayakta kalmıştır.O Reino de Herodes também durou cem anos.
Natick'e vardıklarında grup, fabrikanın halâ ayakta olduğunu ve çalışır durumda olduğunu görür.Ao chegar em Natick, descobrem que a indústria ainda está levantada, em perfeitas condições.
Kalenin bazı bölümleri kısmen ayaktadır.As dependências do castelo ainda permanecem em parte.
Bina günümüzde ayakta değildir.Hoje em dia o prédio não existe mais.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.É o centro cerimonial do poder imperial, e a maior estrutura em madeira sobrevivente na China.
Seyirci onu dakikalarca ayakta alkışlar.E o público aplaude de pé.
Bugün halen ayakta olan bir yapıdır.É, ainda hoje, uma obra que continua a ser reeditada.
Şehir surları: Bazı kısımları hala ayakta durmaktadır.As muralhas da cidade, algumas das quais ainda estão intactas.
Bazen ayakta trampet çalar.As vezes toca violão.
Şehrin kalıntıları günümüzde hala ayaktadır.Os restos existentes da igreja estão de pé ainda hoje.
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.«Primeira semana de "Escrito nas Estrelas" registra boa audiência».
Eski minaresi ise ayakta kalmıştır.O Time Heróis se levantou.
Yapı halen ayaktadır.O edifício continua de pé.
Halen bu bina ayaktadır.Essa estação ainda se encontra em construção.
Bu karakol halen ayaktadır.A polícia mantém-se em cima.
Ayakta duran figürlerde, vücut ağırlığı iki bacağa eşit olarak dağıtılır.O peso do corpo deve ficar apoiado nas duas pernas.
1871 yılına kadar ayakta kalmıştır.Ali elas permaneceram até 1871.
Ormanlık alandaki bölümü halen ayaktadır.O muro do campo direito ainda está em pé.
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.Ao entrar na Mesquita é necessário tirar os sapatos.