Ana içeriğe geç
Sözlük

ayakta ile cümle

ayakta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Diğer yarısı nesnenin ayakta duran görüntüsünü ABCD prizmasının her iki tarafında görür.L'altra metà vede un'immagine eretta del soggetto, riflessa da due lati del prisma ABCD.
Senato'nun gücü, 13. yüzyılda hala ayakta olmasına rağmen, tarih boyunca azalmıştır.Il potere del Senato fu gradualmente ridotto nel corso della storia, sebbene esistesse ancora nel XIII secolo.
Günümüzde, Kaiping'de yaklaşık 1,833 diaolou ayakta durmakta ve Taishan'da ise yaklaşık 500'ü ayaktadır.Oggi si contano 1.833 diaolou a Kanping e altri 500 nella vicina città provinciale di Taishan.
Dördüncü çağa kadar ayakta kalmıştır.Proseguirà fino alla quarta stagione.
5. yüzyılın ilk yıllarına kadar ayakta kaldı.I lavori si protrassero fino ai primi anni del Cinquecento.
Bu idollerde ayakta ya da oturur durumda kadın figürü betimlenmiştir.Che segga o che stia in piedi, è la statua della bellezza.
Şapel ise 19. yüzyıl sonuna kadar ayakta kalmıştır.Il mohoau, probabilmente, sopravvisse fino alla fine del XIX secolo.
Gibbs'in eserleri kendi başlarına ayakta kalacak kadar sağlamdır.Gli anelli dei Gilbert funzionano solo su di loro.
Yapı halen ayaktadır.L'edificio principale è ancora in piedi.
Ama genelde bu orduları onları ayakta tutamaz.Solitamente il difendente non riesce però ad attuarli.
Dalları gökyüzünü ayakta tutar.Dove gli alberi toccano il cielo.
Yerde ayakta duran bir insanın kokpitin içini görmesi olasıydı.Tocca un vaso per vedere cosa c'è dentro.
Dik yağan yağmur altında ayakta duran bir kişi, şemsiyesini dik olarak başının üstünde tutar.A chi nasce sfortunato, piove sul culo anche da seduto.
Bugün yalnızca, avlusunun giriş kapısı ayakta kalmıştır.Oggi è rimasta solo la tribuna.
Bugün ayakta duran duvarlarında da çatlaklar vardır.Ancora oggi è parzialmente presente il fossato che circondava le mura.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Molti di essi sussistono ancora oggi.
Kavganın sonunda ayakta kalan SmackDown takımı oldu.Alla fine, il Team SmackDown ha vinto l'incontro.
İlk yılında 3.000 yeni hasta oraya yöneldi ve 9.300 hastada ayakta tedavi için geldi.Nel primo anno di attività vennero registrati circa 3.000 nuovi pazienti e vennero fatte oltre 9.300 visite.
Bu kolonların büyük bir kısmı hala ayakta durmaktadır.Centinaia di queste strutture sono ancora in piedi.
Ortalama bir kızıl kanguru ise ayakta iken 1,5 m boyundadır.In posizione eretta, un canguro rosso misura circa 1,5 m di altezza alla sommità della testa.
Bazen ayakta trampet çalar.Talvolta abbocca alle lenze a traina.
İçeri girdiğinde Amy'nin ayakta olduğunu fark eder.La sera, Amy è vivacizzata dalla presenza di Ben.
Günümzde bunlardan sadece 6 kule ayakta kalmıştır.Di questi quadri solo 6 sono oggi esposti.
Bugün kilisenin ayakta duran duvarları da asıl olarak o zaman zarar görmüştür.A quel momento soro le pareti della chiesa erano ancora in piedi.
Stratēgos komutasında her thema kendi vergileriyle ayakta duran kuvvetler oluşturdu.Sotto il comando di uno stratēgos, ogni thema disponeva di un esercito locale permanente.
Bunlardan üçü hemen hemen orijinal yükseklikleriyle ayaktadır.Di questi tre, la sicurezza è quasi sempre considerata la prima priorità.
Rakip sırtını eğmiş durumda ama hala ayaktayken yapılan bir hareket.Il suo nemico va a fondo, però è rimasto qualcosa sulle onde.
Bu hanın bazı kısımlar halen ayaktadır.Alcuni tratti delle mura sono ancora in piedi.
Genellikle, bekle gör yaklaşımı ayakta tedavi edilen hastalarda uygulanır ve aylar, hatta yıllar alabilir.Di solito, la vigile attesa è un processo ambulatoriale e può durare mesi o anni.
Eski minaresi ise ayakta kalmıştır.Il minareto originale, è rimasto comunque intatto.
1871 yılına kadar ayakta kalmıştır.Rimase nascosto fino al 1817.
Biz güzel manzaraya bakarak ayakta durduk.Мы стояли, смотря на прекрасный пейзаж.
Konser alanı o kadar geniş bir seyirci kitlesiyle doluydu ki, ayakta duracak yer bile yoktu.Зал был забит таким большим количеством слушателей, что даже негде было встать.
Ayakta kalmak şart.Нужно потерпеть.
Allah ayakta duranın ayakta duruş halini, oturduğu zaman da oturuş halini bilir.Когда Бог наделен качествами мудрости (джняна) и действия (крия), он персонифицируется в Кришне.
Stonewall Inn, ayaklanmaların ardından sadece birkaç hafta ayakta kaldı.«Стоунволл-инн» просуществовал всего несколько недель после беспорядков.
Dördüncü çağa kadar ayakta kalmıştır.Возникла до четвертичного периода.
Doktor belki düşebilir ama sert rekabette ayakta durabilir.Его Доктор, быть может, и пал, однако сам он с достоинством выдерживает жёсткую конкуренцию.
Ona göre Price, şarkılar için bütün gece ayakta kalıp çalıştı.По её словам, Прайс не спал по ночам и работал над песнями.
Dördüncü çağa kadar ayakta kalmıştır.Aparece a partir da 4ª temporada.
Ben sabah giderdim ve Stuart çoraplı ayaklarıyla kapıyı açardı – tüm gece ayakta kalmıştı.Я приезжала к нему с утра, а Стюарт выходил на порог двери в носках.
Bina günümüzde ayakta değildir.Ныне здание не сохранилось.
Ama genelde bu orduları onları ayakta tutamaz.Регулярные войска не имеют возможности их вызволить.
Ayakta duran figürlerde, vücut ağırlığı iki bacağa eşit olarak dağıtılır.Во всех позициях вес тела распределяется равномерно на обеих ногах.
Erbaa Saat Kulesi, Tokat ilinin Erbaa ilçesinde bulunan ancak günümüzde ayakta olmayan saat kulesi.Видно, что будет весенняя гроза, что туча пронесётся, она не будет страшной и опять наступит ясный день».
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.Это — церемониальный центр имперской власти, и крупнейшая сохранившаяся деревянная структура в Китае.
Her yıl Merkez'de 8000 hasta yatarak ve 16.000 ayakta tedavı ediliyor.Ежегодно через Центр проходят 8 000 стационарных и 16 000 амбулаторных пациентов.
Ekim 2006'da yaptığı açıklamada, 1 sene daha ayakta kalabilecekleri nakitleri olduğunu açıklamıştır.В 2006 году она заявила, что из проколотого у неё остались только уши.
Sözcük anlamı 'bir ağaç gibi ayakta durmak'tır.Что можно перевести, как «живущий на дереве».
Adam solda ayaktadır ve kadın, çimenlerin üzerinde bebeğini beslemektedir.Женщина, сидящая справа, кормит грудью младенца.
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.Перед входом необходимо снять обувь.
1721'de Ruslar tarafından yakılan kentte sadece şehir kilisesi ayakta kaldı.В 1721 году в ходе Северной войны город был сожжён русскими войсками.
Varlığını 13. yüzyıla kadar sürdüren kente, halen ayakta olan anıtsal kapıdan girilmektedir.Существование Тринадцатого Города скрывается от равных.
Dalları gökyüzünü ayakta tutar.Его атланты держат небо...
1950 yılında köy içinde hâla ayakta duran bir kilisenin varlığı düşünülmektedir.По состоянию на 2015 год на месте села находится только полуразрушенная церковь.
Titanic su yüzünde dört kompartımanın dolması ile ayakta durabilirdi.По расчётам конструкторов, «Титаник» мог оставаться на плаву при затоплении четырёх носовых отсеков.
Halen bu bina ayaktadır.Это здание стоит и сейчас.
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.После прохождения новициата вступил в Общество.
Kasabada günümüze kadar ayakta kalabilmiş olan bir kervansaray bulunmaktadır.В селе была выстроена усадьба, сохранившаяся до наших дней.
Tapınağin kalıntıları hala ayaktadır.Изображений храма не сохранилось.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod