CCTV'de hayalet tekrar görünür ama bu kez ayakta.En el CCTV, la figura fantasmal aparece otra vez, esta vez cambiando su posición....
Halen bu bina ayaktadır.El edificio aún se mantiene en pie.
Varahi ayakta, otururken ya da dansederken resmedilebilir.El Buda puede estar sentado, de pie o caminando.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.La construcción de los otros tres puentes ya se ha completado.
Bugün halen ayakta olan bir yapıdır.Un tesoro que hoy sigue en pie.
Bu kolonların büyük bir kısmı hala ayakta durmaktadır.Muchas de esas fortalezas todavía siguen en pie.
Kendi başlarına ayakta durabildikleri gibi bina yükseldikçe onunla beraber yükselirler.Cuando llegan a un valle tienden a acumularse en forma de cono (formado por coluviones).
Ayakta en sık rastlanan doğumsal deformitelerden biridir ve ortalama her 1000 doğumda 1 görülür.Es un defecto de nacimiento, y ocurre en aproximadamente 1 de cada 1000 neonatos.
Ayrıca 136 m uzunluğundaki bir çelik direk de yapıyı ayakta tutmaktadır.Un muro de 30 pies de altura lo rodea también.
Çok uzun süreli ayakta duruş çalışması yapılır.Permanecer mucho tiempo de pie.
Trablusşam Suriye'de kurulan Haçlı devletlerinden ayakta kalanlarından sonuncusu idi.El condado de Trípoli fue el último en crearse de los cuatro grandes estados cruzados en Levante.
Senato'nun gücü, 13. yüzyılda hala ayakta olmasına rağmen, tarih boyunca azalmıştır.El poder del Senado se redujo gradualmente a lo largo de la historia, aunque todavía existía en el siglo XIII.
Ayakta duran adamdan itibaren sola doğru bakıldığında, yerde yatan ölüyle sonuçlanan bir sekans görülür.Luego mira a la izquierda, y ve a un anciano observando a sí mismo, muerto en el suelo.
Yerde ayakta duran bir insanın kokpitin içini görmesi olasıydı.Una persona de pie en el suelo podía ver con facilidad la cabina.
Kalenin bazı bölümleri kısmen ayaktadır.Porciones significantes del castillo permanecen en pie.
Bu kalenin kulelerinden biri bugün hala ayakta durmaktadır ve ziyaretçilere açıktır.Uno de estos palacios sigue en pie en la actualidad y puede ser visitado.
Divan çalışmalarında elinde gümüş bir değnek ile ayakta dururdu.En sus manos él mantiene una hermosa pipa.
Vücut, gövde ve ayaktan oluşur.Está formada por la cabeza, la caña o cuerpo y el pie.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Muchos de ellos continúan hoy en día.
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.Fin del Acto primero: "¡Qué bella noche!"
Sevindirici olan ise ayakta kalanların kapalı gişe oynamış olmalarıdır.El único éxito fue que los participantes siguieron vivos.
Bu ev hala ayaktadır ve "Napolyon Evi" olarak ziyaretçilere açıktır.Todavía existe y se llama "carretera de Napoleón".
Ostrogotlar şehri talan edip; ayakta bulunan şehir surlarının ve binalarının hepsi yıkılıp yerle bir edildi.Durante sus ciudades y pueblos de retiro fueron quemados junto con las masacres y violación.
Güçlükle ayakta duruyordu.Apenas podía mantenerse en pie.
Bugün yalnızca, avlusunun giriş kapısı ayakta kalmıştır.Sólo las columnas de la entrada de la sala norte están todavía en pie.
Kulesi hala ayaktadır.La torre está a los pies.
Dördüncü çağa kadar ayakta kalmıştır.No se le ve hasta la 4ª temporada.
2 günde, 4 ayakta yapılan süreler toplanarak hesaplama yapılmıştır.Dura casi cuatro horas en totalidad, contando los descansos.
Selam verip cemaatin içine giren bir kişiyi herkes ayakta karşılamak zorundadır.A todos los que llegan a este lugar, bienvenidos.
Bu yüzden bütün gece ayakta kalıp sarhoş olmak ve tüm parasını kaybetmek istememektedir.Se preocupa de que no se drogue o beba demasiado y eche todo a perder.
Yıkılmak üzere olan evleri de ayakta kalan tek barınaklarıdır.Los jardines conventuales son los únicos restos que se conservan.
Hiçbir kadın bir Gorlu köle kız kadar güzel ayakta duramaz.Ninguna mujer nace para puta.
43+1 koltuk adedi ve 150 ayakta yolcu kapasitesiyle bir seferde yaklaşık 200 yolcu taşımaktadır.Tienen capacidad para 24 pasajeros sentados y espacio para alrededor de 115 pasajeros de pie.
Tabuları ayakta tutar.Los Valles Pasiegos.
Tarihi kutsal şehir Manisa'da 18 bin binadan sadece 500'ü ayakta kalabilmişti." sözleriyle tasvir etmiştir.De los 18 000 edificios de la histórica ciudad santa de Manisa, sólo quedaron 500.
Ayakta duran figürlerde, vücut ağırlığı iki bacağa eşit olarak dağıtılır.El peso del cuerpo se reparte de forma equitativa en ambas piernas.
Ancak birçok Valensiya Gotik yapısı ayakta kaldı.Las obras destacadas dentro de la arquitectura gótica civil valenciana son numerosas.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.El castillo permaneció en ruinas durante más de dos siglos.
Ama Fenerbahçe ve Volkan, sezon boyu ayakta alkışlanası bir mücadele örneği göstermiştir.El alquimista y Volpone parecen haber sido un éxito desde el principio.
Antik Yunan dünyasında hala ayakta kalan en büyük Roma yapılarından biridir.Es una de las construcciones romanas más grandes que todavía sobreviven del mundo helenístico.
Güney Yehuda Krallığı ise milattan önce 586 yılına kadar ayakta kaldı.Los habitantes del sureño Reino de Judá lo conocieron a partir de 586 a.
Tersine karakterlerini yara bere içinde de olsa ayakta tutuyor.Ella continuará manteniendo sus piernas alrededor de él mientras empuja.
Şapel ise 19. yüzyıl sonuna kadar ayakta kalmıştır.Fue Capilla Sacramental hasta mediados del siglo XIX.
Ayaktaki eklemlerin azami hareketlerini yapmasını sağlar.Sus delgadas patas le confieren una agilidad excepcional.
Ayakta kalan evler de yıkıldı.Las casas abandonadas fueron derribadas.
Eski ahşap yapıların bile ayakta kalabildiği yerlerde, yeni, demirli kargir binalar yıkılmıştır.Alrededor del casco antiguo, un tanto deteriorado, se alzan nuevos barrios de viviendas sociales.
Anthemius'un günümüzde ayakta kalmış eserlerinden birisi Theodosius surlarının ana surudur.La única obra de Antemio que aún se mantiene en pie es la pared principal de las Murallas de Teodosio.
Toplam yedi ayaktan oluşur.La marea subió siete pies.
Çok soluk yüzlü ve kendini ayakta zor tutabilen Mimi yardım edilerek bir sandalyaya oturtulur.Todos ayudan a la chica, demacrada y pálida, a sentarse en una silla.
Annem dün gece geç saatlere kadar ayaktaydı.Mia madre è rimasta sveglia fino a tardi ieri notte.
Tom zaten ayakta.Tom si è già alzato.
Bütün gece beyin fırtınası yaparak ayaktaydım.Sono stato in piedi tutta la notte facendo brainstorming.
Tom şafaktan beri ayakta.Tom è in piedi dall'alba.
Sen hiç bir uçakta ayakta kaldın mı?Non hai mai messo piede su un aereo?
Ayakta uğurlanır.Devi rialzarti.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.Era il centro cerimoniale del potere imperiale e la più grande struttura in legno sopravvissuta in Cina.
Ona göre Price, şarkılar için bütün gece ayakta kalıp çalıştı.Secondo quanto da lei dichiarato, Price restava alzato tutta la notte a lavorare sulle canzoni dell'album.
İlk Wollaston camera lucida, sağdaki şekilde gösterildiği gibi, ayakta duran bir prizma kullanmaktadır.L'originale camera lucida di Wollaston, come mostrata nel diagramma, usa un prisma eretto.
Türkiye'de Diyarbakır'da bir köprü o zamanlardan beri hâlâ ayaktadır..A Diyarbakır, in Turchia, sorge ancora un ponte dell'epoca.
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.Due mondine ed un uomo rimasero sul terreno.