Ana içeriğe geç
Sözlük

ayakta ile cümle

ayakta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ayaktakiler Hacı Edib Heir (solda) ve Halep İsyanı'nın komutanı İbrahim HananuStanding are Hajj Adib Kheir (left) and Ibrahim Hananu, commander of the Aleppo Revolt
Bu siğiller, ayakta dururken veya yürürken ağrıya neden olabilir.They may be painful when standing or walking.[citation needed]
3600 ev bulunduranKandiye şehrinde, sadece 18 veya 40'ı ayakta kalarak şehir neredeyse yıkılmıştır.The city of Heraklion was almost destroyed, with only 18 or 40 of the 3,600 houses left standing.
Bu hastane dünyanın ayakta kalan en eski psikiyatri hastanesidir.[2]It is the oldest extant psychatric hospital in the world.[108]
Yıkık bir evde ayakta kalan bir dolabın üzerindeki seramik horoz, Borodianka, Nisan 2022Ceramic rooster on a surviving cabinet in a ruined house, Borodianka, April 2022
Bu yeni ülke, Santa Cruz Yungay tarlalarında yenilene kadar sadece üç yıl ayakta kalabildi.The new country only existed for three years, until Santa Cruz was defeated in the fields of Yungay.
Mezarın harabeye dönmeden önce, Bizans dönemine kadar ayakta kaldığı düşünülmektedir.The tomb is thought to have stood until the Byzantine era before falling into ruin.
Sadece petrol gelirleri ekonomiyi ayakta tutuyordu.Only oil revenues kept the economy going.
Ayakta durmak istiyorum.Ich will stehen.
Tom hâlâ ayakta mı?Ist Tom noch auf?
Ayakta duracak hâlim yok.Ich bin nicht in der Lage, mich auf den Beinen zu halten.
Ayakta duramayacak kadar sarhoştu.Er war so besoffen, dass er sich nicht auf den Beinen halten konnte.
25 katılımcıdan sadece beşi ilk ayakta ayaklarının üzerinde kalmayı başardı.Von den 25 Athletinnen konnten nur sich nur fünf im ersten Lauf auf den Beinen halten.
Dimdik ayakta, bakın kardeşlerim, ayağa kalkan Afrika'ya Nakarat: Benim yeşil kalbimin damarları.Aufrecht steht - schaut, meine Brüder - das auferstandene Afrika Refrain: Fasern meines grünen Herzens.
1991'de milyoner Robert Maxwell, gazetenin ayakta kalması için finansal destek vermeyi önerdi.1991 half der Millionär Robert Maxwell der Zeitung, ihren Betrieb aufrechtzuerhalten.
Maitreya’nın heykelleri bazen ayakta, ama çoğunlukla oturur şekildedir.Die Darstellungen zeigen Maitreya manchmal stehend, meist aber sitzend.
Şehirde ayakta kalabilen tek hastane ise hizmet verebilmekten çok uzaktaydı.Das General Hospital als einzig verbliebenes Krankenhaus konnte die medizinische Versorgung nicht abdecken.
Yalnızca bir dünya ayakta kalacak: ya onlarınki ya da bizimki...Einmal unter euch sein, in euch sein, ihr sein, ihr Lebendigen!
İçeri girdiğinde Amy'nin ayakta olduğunu fark eder.Während ihrer Abwesenheit wacht Mike auf.
Yıkılmak üzere olan evleri de ayakta kalan tek barınaklarıdır.Sie ist auch die einzige, deren Gebäude noch existiert.
Ülkedeki ayakta duran en eski köprüdür.Es handelt sich nicht um die älteste Brücke dieses Typs.
Festivalde seyirciler tarafından ayakta alkışlanmış ve de hit olmuştur.Das Publikum war schockiert und zugleich fasziniert.
Bu ayetlere göre evrenin yaratıcısı ve yaratılışı ayakta tutan İsa'dır.Sie stellen die Schöpfung und die Verkündigung an Maria dar.
Ancak ayakta duran masalar da var (resepsiyonlardaki bar masaları, bistro masaları).Es gibt aber auch Tische, die im Stehen benutzt werden (Stehtische bei Empfängen, Bistrotische).
Ayakta uğurlanır.Nach dem Aufstehen.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Diese bestehen großteils noch heute.
Bina günümüzde ayakta değildir.Das Gebäude steht heute nicht mehr.
Eski minaresi ise ayakta kalmıştır.Einzig das Minarett blieb erhalten.
Bu sinagog ABD'deki, ayakta kalan, en eski sinagoglardan birisidir.Die Synagoge ist eine der ältesten erhaltenen aschkenasischen Synagogen in den USA.
1871 yılına kadar ayakta kalmıştır.Dort verblieb er bis 1871.
Bugün ayakta duran duvarlarında da çatlaklar vardır.Noch heute findet man in den zur Talseite zugekehrten Hausmauern Schiessscharten.
Günümzde bunlardan sadece 6 kule ayakta kalmıştır.Heute sind nur noch sechs der Türme erhalten.
Dalları gökyüzünü ayakta tutar.Der Streifen stellt den Himmel da.
Filmde ayrıntılı olarak gösterilen kömür kırıcı film için inşa edilmiştir ve bugün hala ayaktadır.Stolz sei sie vor allem auf den alten Filmprojektor, der noch heute funktioniere.
Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır.In diesen vier Zeichenfolgen sind vier Varianten desselben Wortes zu erkennen.
5. yüzyılın ilk yıllarına kadar ayakta kaldı.Sie bestand bis ins frühe 5. Jahrhundert.
Diğeri ise iki kitap rafının arasında ayakta durduğu kütüphanedir.Dies trifft ebenfalls auf zwei Bücherregale in der Bibliothek zu, die neben dem Kamin stehen.
(150.000 oturarak, 30.000 kişi ise ayakta.)(Bisher wurde eher 1503 als Todesjahr angenommen.)
Fazla stüdyosu olmayan şirket yine de ayakta kalabilmiştir.Auf der Hochfläche findet sich weiters die nicht bewirtschaftete Studentalm.
Ve kötülüklerle dolu Dünya onların yüzü hürmetine ayakta durur.Dessen Böden – wie auch die der Weichselniederung – gelten als fruchtbar.
Ayaktaki safha başlangıç safhası olarak kabul edilen safhadır, rakipler birbirlerini yere atmaya çalışırlar.So beginnt ein heftiges Wettschmücken, weil einer den anderen übertrumpfen will.
Bu da her zaman ayakta kalamadığına bir gönderme.Das bedeute aber nicht, dass sie nicht irgendwann zurückkehren.
Güçlü olan ayakta kalabiliyor.O wie so kräftig stehst du da !
Günümüzde bu mahsenlerin sadece 2 tanesi ayakta kalmış durumdadır.Heute leben nur noch zwei Mitglieder diesen Lebensstil.
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.Die neue Länge konnte sich in allen Gesellschaftsschichten durchsetzen.
Çeşitli dönemlerde yapılan sekiz camiden pek azı bugün ayaktadır.Es sind acht (bis selten elf) freie Staubblätter vorhanden.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Heute sind nur noch die renovierten westlichen Brücken in Betrieb.
Haliç'te sahil düzenlemelerinin yapıldığı yıllarda yapının yalnızca 4 duvarı ayaktaydı.In den vier Produktionsjahren wurden nur 400 Mangustas gebaut.
Kale, günümüzde halen ayakta duran en kuzeydeki ortaçağ kalesidir.Sie ist heute die besterhaltene mittelalterliche Festung Nordeuropas.
En az Safranbolu evleri kadar ayakta kalabilmiştir.Ihre Sedimentation dauerte wahrscheinlich bis in das unterste Ordovizium an.
1999'dan beri Spice Girls elemanları solo çalışmalarıyla ayakta kaldı.Seit 1999 führt Miss Yetti das Label alleine.
Bugün halen ayakta olan bir yapıdır.Es ist die, die heute noch steht.
Bebekler bu dönemde yürümeyi ve ayakta durmayı öğrenirler.In dieser Zeit lernen die Jungen Dinge wie Schießen und Marschieren.
Tabuları ayakta tutar.Die Stämmchen stehen aufrecht.
Ayakta duran figürlerde, vücut ağırlığı iki bacağa eşit olarak dağıtılır.Das Körpergewicht ruht gleichmäßig auf beiden Füßen.
Gezi teknelerinde ayakta durmak ve sallanmak yasaktır.Schwimmen und Bootsfahrten sind im Weiher verboten.
Tek ayak deformitelerinde, söz konusu ayak diğer ayaktan daha küçük kalabilir.Ein Bein ist beim Gehen schneller als das andere Bein.
On binlerce on binler hemen önünde ayakta duruyorlardı.Zehntausend Schritt (Pas carrés) waren das Maß.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Die Machtbefugnisse beider Herrscherhäuser haben sich jahrhundertelang überschnitten.
Gece gece seni ayakta tutan nedir?Qu'est-ce qui te garde éveillé la nuit ?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ayakta ile cümle - Sayfa 10 - ayakta kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App