Ana içeriğe geç
Sözlük

ayak ile cümle

ayak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Eberhard, ayakkabılarını giy!Eberhard, put your shoes on!
Ateşli bir şekilde aç kalbini onun ayaklarına fırlatabileceği anı bekledi.She feverishly awaited the moment when she could throw her hungry heart at his feet.
Ve Hindistan, hastalığın en son ayakta kaldığı yer oldu.And India was the place where smallpox made its last stand.
Saçları dağınık, elbisesinin ön kısmı düzensiz, çıplak ayakları ise biraz çirkin.The priest of her times said that she looked like
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.I got out of the car, and I stood up, and it was a coal-mining town.
Bu bir ayakkabi fabrikasi.It's a shoe factory.
Bu en buyuk ayakkabi fabrikasi, Yuyuyan ayakkabi fabrikasi.This is one of the biggest shoe factories, the Yuyuan shoe factory near Shenzhen.
Shanzen yakinlarinda, 90,000 isci ayakkabi yapiyor.It has 90,000 employees making shoes.
Burada daha insan gücüne ihtiyac duyulan baska bir sey var, Ayakkabilarin yapimi.Here's something that's far more labor-intensive, which is the making of shoes.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,The company itself had about 10,000 employees, and they're doing domestic shoes.
Ay'a ayak basan ilk insan ya da Gutenberg Bible ya da İskenderiye Kütüphanesi gibi.like the man on the moon, or the Gutenberg Bible, or the Library of Alexandria.
Sigorta, ayakkabılar gibi.Insurance, shoes, etc.
Kollarını açarak yüzükoyun yat ve ayaklarını birbirine sürt.Lie on your stomach with your arms out and rub your feet hard.
Bilmiyorum, belki Jude Law'?n ayakkab?c? versiyonu.I do not know. Maybe a shoemaker version of Jude Law.
Jude Law gibi gozuken bir ayakkab?c?.O degil, Jude Law'? her zaman sevmisimdir.A shoemaker who looks like Jude Law. That's okay. I'm generally fond of Jude Law.
Koşu ayakkabılarınızın üzerindeki fosforlu bant gibi.like the reflective tape that you have on your running shoes.
Bu Temmuz 1969 dan. Üniversitede henüz çaylağım, ve bu da aya ilk ayak basışımız.I was a freshman in college, and this was when we first landed on the Moon.
Oturmayı mı, ayakta dinlemeyi mi tercih edersin?Do you want to hear it sitting down or standing up?
O zaman harekete geçin; ayakkabıları kurtarın.So get in the game. Save the shoes.
Örneğin benim tek ayak üstünde durmaya çalışmam gibi.It's like when I am trying to stand on one foot.
Ballbot sisteminden dolayı, çok küçük bir ayakizine sahip ve hareket ettirmesi de kolay.Due to the Ballbot system, it has a very small footprint and it's also easy to move around.
"Nerede herkes Jeeves?" Dedi PATTERING küçük ayakları bulmak yeri ile ilgili."Where's everybody, Jeeves?" I said, finding no little feet pattering about the place.
Bu komşular arasındaki sosyal ayakta verdi. "It gave her social standing among the neighbours."
Ayaklarım dondurma vardı, ama ben onu severdi.My feet were freezing, but I was fond of him.
Benim güzellik uyku kaçırmıştı ve ayaklarımı sabit donmuş vardı, ama geçmişte pişmanlık oldu.I had missed my beauty-sleep, and my feet had frozen hard, but I was past regrets.
Bobbie uluması ve yudum ve Bayan Bobbie çığlık ve ayaklarımı ve tüm ilgili.Bobbie's howl and gulp and Mrs. Bobbie's scream and all about my feet and all that.
Çadırın dışında zor ayakta duruyorduk.You can barely stand outside the tent.
Bunlar ağır şekilde soğuktan donmuş ayaklar, ve burnun soğuktan donması.This is some severe frostbite on the feet, severe frostbite on the nose.
Şuradaki ayak parmağı olsun.Let's say this toe right here.
Şu anda ayak bileğime doğru ilerliyor.Ah, this is actually now getting down towards my ankle.
Burada bir, iki tane, belki şurada bir tane, bunlar benim ayak parmağı hücrelerim.Let's say one, two over here, and maybe one over here, and these are my toe cells.
Ayak parmağı hücreleri.Toe cells.
Ayakkabılarınızı çıkarın!Ay, your shoes...
Bu el değil de ne, ayak mı?Is this not a hand? Is this a foot?
ER, kaba endoplazmik retikulum ER ayakta.Ողորկ ԷՑ, ԷՑ որպես էնդոպլազմային ցանց
Bugünlerde teknolojimiz çok gelişti, artık arayüzler bizlere ayak uydurmalı.We have so much technology nowadays that these interfaces should start conforming to us.
Bay Wright ayaktaydı ve etrafta dolanıyordu, tümörleri de eski boyutunun yarısına çekilmişti.But to his utter shock, when Dr. West came in to do rounds on Monday,
Bir fikrin ayakta kalması için, bütün içgüdülerimizi reddedebiliriz, önemsiz bir fikir için.We can deny every instinct we have for survival for an idea, for a mere idea.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.They, that one, is hairy and walking on four legs.
İki ayaklılığı ele alalım.And take bipedality.
David Attenborough bunun bizim iki ayaklı oluşumuzun başlangıcı olduğunu düşünmüştü.David Attenborough thinks it's significant, as the possible beginning of our bipedalism.
Ayakların buz gibi olmuş.Aigoo. Your feet are going to freeze.
Acele edip ayaklarını sıcak suya sok.Hurry and go soak your feet in warm water.
Spor ayakkabılarını giy çünkü çitten atlayacaksın.Wear sneakers because you'll need to jump a fence.
İşe yaramaz hale gelir ve çoğunluk ayaklanır.It doesn't work anymore; they invade.
Hiçbir insan böyle dört ayak üstüne düşmez.No human lands on all fours like that.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.They wear nice dresses, high-heeled shoes.
Sonradan o ayakkabıların rahatsız olduğunu keşfettim ama o zaman hayrandım.I found out later that they are uncomfortable, but I admired it.
Kıyafetlerin ve ayakkabıların bir önemi var bence.There is something about clothes, I think, and shoes.
Onunkiler spor ayakkabılardı ve köyümüzde taş döşeli yollarımız bile yoktu.They were sneakers, and this is in a village that doesn't even have paved roads.
Çekiçleyin, ya da benim yaptığım gibi ayakkabı ile vurun üstüne, çünkü kurması gerçekten imkansız.Hammer it together with a shoe, if you're me, because they're impossible to assemble.
Ah, ayak parmaklarını kıpırdatıyorsun.Oh, you're wiggling your toes.
-Yeni ayakkabılarıma basma sakın!- Don't kick my new shoes!
Ayak bileğim burkuldu.I think I've sprained my ankle
Bir tarlada karşılaştık, pejmürde bir haldeydi, ayakkabıları dahi yoktu.I met her in a field, she was ragged, she had no shoes.
Aşağıya doğru baktığımızda, ayak parmakları da çok küçük.It's always seemed to me like her body is in the shape of a diamond.
İhtiyar wu'ya değil Karısının "minik ayaklarına" bakacağızNot Wu the Elder, but his wife's bound feet.
Ayaklanma çıkarsa da sularını kesiyorlar.And if there's any revolution, they cut off the water.
"Medya kuruluşlarını ayakta tutmak için çalışmıyoruz."We're not in the business of keeping media companies alive.
Boyum 175 cm ve ayakkabılarımı giymişim.I am 5' 9", depending on whether I'm wearing shoes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod