ayak ile cümle

ayak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İşe yaramaz hale gelir ve çoğunluk ayaklanır.It doesn't work anymore; they invade.
Hiçbir insan böyle dört ayak üstüne düşmez.No human lands on all fours like that.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.They wear nice dresses, high-heeled shoes.
Sonradan o ayakkabıların rahatsız olduğunu keşfettim ama o zaman hayrandım.I found out later that they are uncomfortable, but I admired it.
Kıyafetlerin ve ayakkabıların bir önemi var bence.There is something about clothes, I think, and shoes.
Onunkiler spor ayakkabılardı ve köyümüzde taş döşeli yollarımız bile yoktu.They were sneakers, and this is in a village that doesn't even have paved roads.
Çekiçleyin, ya da benim yaptığım gibi ayakkabı ile vurun üstüne, çünkü kurması gerçekten imkansız.Hammer it together with a shoe, if you're me, because they're impossible to assemble.
Ah, ayak parmaklarını kıpırdatıyorsun.Oh, you're wiggling your toes.
-Yeni ayakkabılarıma basma sakın!- Don't kick my new shoes!
Ayak bileğim burkuldu.I think I've sprained my ankle
Bir tarlada karşılaştık, pejmürde bir haldeydi, ayakkabıları dahi yoktu.I met her in a field, she was ragged, she had no shoes.
Aşağıya doğru baktığımızda, ayak parmakları da çok küçük.It's always seemed to me like her body is in the shape of a diamond.
İhtiyar wu'ya değil Karısının "minik ayaklarına" bakacağızNot Wu the Elder, but his wife's bound feet.
Ayaklanma çıkarsa da sularını kesiyorlar.And if there's any revolution, they cut off the water.
"Medya kuruluşlarını ayakta tutmak için çalışmıyoruz."We're not in the business of keeping media companies alive.
Boyum 175 cm ve ayakkabılarımı giymişim.I am 5' 9", depending on whether I'm wearing shoes.
Sizin çevresel ayakizlerinizi bir yana bırakalım.So let's forget your environmental footprint.
Etik ayakizlerinizi düşünelim.Let's think about your ethical footprint.
Sana hayatında bir ayakbağıyım ben.I really am an obstacle in your life.
Hiçbir Air Jordans ayakkabı benim çiftliğimi bozmadı.No Air Jordans were ever ruined on my farm.
Belki sosyal ağlarda dalga dalga yayılan duygusal ayaklanmalar vardır.Maybe there are emotional stampedes that ripple through social networks.
Bu konuda hiç bir şey yapılamayacağını, eski bir ayakkabı gibi ... ... yıpranacağımızı düşündüler.They thought you just wear out, there's nothing you can do about it -- kind of like an old shoe.
Uluslararası ayakları var, ve buna doğru eğilmemiz bizim için önemli.They have international branches, and it's important for us to tune into this one.
Merhaba? *ayak sesleri* Sen kimsin?Hello? Who is that? ---sound of footsteps---
Ayakkabı bağını bağlamak ve karşıdan karşıya geçmek gibi şeyleri tek başımıza yapabiliyoruz.We can do things like tie our shoelaces and cross the street by ourselves.
At üstündeki adam, ayakta duran adam, tamamen farklı iki şey.Man on a horse, a man on foot -- they're two different things.
Ayaktayken onu iyi gösteren,etkileyici... ... ve iyi duran bir pantolon olmalıydı.He needed a standing moleskin so that it worked and looked very good for him when he was standing.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Because all governments across the world need money to survive.
"Satılık: bebek ayakkabısı, hiç giyilmedi," yazmış olduğu en iyi roman olduğunu söylemiş."For sale: baby shoes, never worn," were the best novel he had ever written.
Elleri ayakları yok. bizim gibi büyük mühendislik eserleri üretemezler.They have no manipulative organs. They can't make great engineering constructs as we can.
Beş yıldızlı bir otele ayak bastığım ilk gündü o gün.That was the first day I set my foot in a five-star hotel.
Ve yarışmanın yedi bölümünden sonra, ayakta kalmayı başarmış son kişiydim.After seven rounds of competition, I was the last one to survive it.
Rüya ayakkabılarımızı çıkarıp, kendimizi yaşantımıza ayarlarız.We take off our dream shoes, and button ourselves into our lives.
Her şey ayaklarımın altındaydı.Everything was at my feet.
Az önceki çocuk ellerini yıkamış olamaz ve ayakları çıplak.Well, that little boy will not have washed his hands.
Yusufçukların ayakları olmasına rağmen yürüyemediğini bunların sadece konmaya yaramasına ne demeli?And did you know while dragon flies have legs, they cannot walk, only land.
Bilinen en eski sayı sistemlerinden bazıları ayak ve eldeki parmaklara dayanır.Some of the oldest human counting systems rely on fingers and toes.
Alın ellerimi ve ayaklarımıTake my hands, take my legs
Kampüs'te ayaklanma var.A riot's going on on campus.
Ayaklanma var!There's a riot!
Kampüste bir ayaklanma var, ve polis beni kovalıyor, tamam mı?There's a riot going on on campus, and the police are chasing me, right?
Fakat ayaklananlar bugün aynı tür şikayetleri ve benzer talepleri paylaşıyorlar.But those who revolted shared a common set of grievances and have similar demands today.
Mecliste büyük çoğunlukta İslamcı gruplar yer almıştı, ayaklanmayı başlatan genç liberaller değil.Islamists, not the young liberals that sparked the revolution, won the majority in Parliament.
Bu yetkilendirme ayaklanmalardaki rolleri esirgenemez durumda olan kadınları da kapsar.And this empowerment also applies to women, whose role in the revolts cannot be underestimated.
Genel seslendirmenin mantıklı ayakkabısı.It's the sensible shoe of public address.
Bu ayakta tedaviyle, lokal anestezi uygulanarak gerçekleşti.This was done under local anesthesia, as an outpatient.
O, başını onun ayak kürk giymiştiHe was dressed all in fur from his head to his foot,
Bayılacakmış gibi olmadan ayakta bile duramıyordum.I couldn't walk up a small hill. I couldn't climb a flight of stairs.
Resmi olarak Kuzey, ve aynı zamanda, Güney içinde meydana gelmekte olan ayaklanma.The North officially, and also this insurrection that was occurring within the South.
Bütün bu zaman boyunca, Birleşik Devletler, bu ayaklanmanın başarıya ulaşmasını istemedi.So the whole time, the US did not want this insurrection to succeed.
Ve de paralarını bir çift ayakkabı almak için biriktiriyorlardı.They were saving to be able to buy a pair of shoes.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.Since you lost your house, you must have no shoes left.
O zaman ayakkabımı geri verecek misin?Then you'll give me my shoe back?
Kibarca sorduğunuz için.. ama ayakkabıyı bana geri vermelisiniz.Since you asked nicely... ...but you MUST return the shoe to me.
Her neyse, böyle durumlarda insanlar ayakkabılarını düşünmezler bile..Anyway, you... In a situation like that, people would give up the shoe.
Çünkü o ayakkabılar bana annenin hediyesiBecause they were a present from your mom.
O yüzden bütün aldığım eşyalar, ayakkabılar, her şey kızsal şeylerdi.That's why the shoes, clothes, and toys that I bought were all for a girl.
Buna ayak uydurmak için eğitim giderlerini yarıya düşürürsünüz.Well in order to accommodate that, you would have to cut education spending in half.
Ayak parmaklarının arası çok açık olurThey can have an extra wide space between their toes.
Geceleri ayaktayız, gündüzleri de uyuyoruz.Up all night and sleep all day.

İlgili Sayfalar