Ana içeriğe geç
Sözlük

ayak ile cümle

ayak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sizin çevresel ayakizlerinizi bir yana bırakalım.So let's forget your environmental footprint.
Etik ayakizlerinizi düşünelim.Let's think about your ethical footprint.
Sana hayatında bir ayakbağıyım ben.I really am an obstacle in your life.
Hiçbir Air Jordans ayakkabı benim çiftliğimi bozmadı.No Air Jordans were ever ruined on my farm.
Belki sosyal ağlarda dalga dalga yayılan duygusal ayaklanmalar vardır.Maybe there are emotional stampedes that ripple through social networks.
Bu konuda hiç bir şey yapılamayacağını, eski bir ayakkabı gibi ... ... yıpranacağımızı düşündüler.They thought you just wear out, there's nothing you can do about it -- kind of like an old shoe.
Uluslararası ayakları var, ve buna doğru eğilmemiz bizim için önemli.They have international branches, and it's important for us to tune into this one.
Ayakkabı bağını bağlamak ve karşıdan karşıya geçmek gibi şeyleri tek başımıza yapabiliyoruz.We can do things like tie our shoelaces and cross the street by ourselves.
At üstündeki adam, ayakta duran adam, tamamen farklı iki şey.Man on a horse, a man on foot -- they're two different things.
Ayaktayken onu iyi gösteren,etkileyici... ... ve iyi duran bir pantolon olmalıydı.He needed a standing moleskin so that it worked and looked very good for him when he was standing.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Because all governments across the world need money to survive.
"Satılık: bebek ayakkabısı, hiç giyilmedi," yazmış olduğu en iyi roman olduğunu söylemiş."For sale: baby shoes, never worn," were the best novel he had ever written.
Elleri ayakları yok. bizim gibi büyük mühendislik eserleri üretemezler.They have no manipulative organs. They can't make great engineering constructs as we can.
Beş yıldızlı bir otele ayak bastığım ilk gündü o gün.That was the first day I set my foot in a five-star hotel.
Ve yarışmanın yedi bölümünden sonra, ayakta kalmayı başarmış son kişiydim.After seven rounds of competition, I was the last one to survive it.
Rüya ayakkabılarımızı çıkarıp, kendimizi yaşantımıza ayarlarız.We take off our dream shoes, and button ourselves into our lives.
Her şey ayaklarımın altındaydı.Everything was at my feet.
Az önceki çocuk ellerini yıkamış olamaz ve ayakları çıplak.Well, that little boy will not have washed his hands.
Yusufçukların ayakları olmasına rağmen yürüyemediğini bunların sadece konmaya yaramasına ne demeli?And did you know while dragon flies have legs, they cannot walk, only land.
Bilinen en eski sayı sistemlerinden bazıları ayak ve eldeki parmaklara dayanır.Some of the oldest human counting systems rely on fingers and toes.
Alın ellerimi ve ayaklarımıTake my hands, take my legs
Kampüs'te ayaklanma var.A riot's going on on campus.
Ayaklanma var!There's a riot!
Kampüste bir ayaklanma var, ve polis beni kovalıyor, tamam mı?There's a riot going on on campus, and the police are chasing me, right?
Fakat ayaklananlar bugün aynı tür şikayetleri ve benzer talepleri paylaşıyorlar.But those who revolted shared a common set of grievances and have similar demands today.
Mecliste büyük çoğunlukta İslamcı gruplar yer almıştı, ayaklanmayı başlatan genç liberaller değil.Islamists, not the young liberals that sparked the revolution, won the majority in Parliament.
Bu yetkilendirme ayaklanmalardaki rolleri esirgenemez durumda olan kadınları da kapsar.And this empowerment also applies to women, whose role in the revolts cannot be underestimated.
Genel seslendirmenin mantıklı ayakkabısı.It's the sensible shoe of public address.
Bu ayakta tedaviyle, lokal anestezi uygulanarak gerçekleşti.This was done under local anesthesia, as an outpatient.
O, başını onun ayak kürk giymiştiHe was dressed all in fur from his head to his foot,
Bayılacakmış gibi olmadan ayakta bile duramıyordum.I couldn't walk up a small hill. I couldn't climb a flight of stairs.
Resmi olarak Kuzey, ve aynı zamanda, Güney içinde meydana gelmekte olan ayaklanma.The North officially, and also this insurrection that was occurring within the South.
Bütün bu zaman boyunca, Birleşik Devletler, bu ayaklanmanın başarıya ulaşmasını istemedi.So the whole time, the US did not want this insurrection to succeed.
Ve de paralarını bir çift ayakkabı almak için biriktiriyorlardı.They were saving to be able to buy a pair of shoes.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.Since you lost your house, you must have no shoes left.
O zaman ayakkabımı geri verecek misin?Then you'll give me my shoe back?
Kibarca sorduğunuz için.. ama ayakkabıyı bana geri vermelisiniz.Since you asked nicely... ...but you MUST return the shoe to me.
Her neyse, böyle durumlarda insanlar ayakkabılarını düşünmezler bile..Anyway, you... In a situation like that, people would give up the shoe.
Çünkü o ayakkabılar bana annenin hediyesiBecause they were a present from your mom.
O yüzden bütün aldığım eşyalar, ayakkabılar, her şey kızsal şeylerdi.That's why the shoes, clothes, and toys that I bought were all for a girl.
Buna ayak uydurmak için eğitim giderlerini yarıya düşürürsünüz.Well in order to accommodate that, you would have to cut education spending in half.
Ayak parmaklarının arası çok açık olurThey can have an extra wide space between their toes.
Geceleri ayaktayız, gündüzleri de uyuyoruz.Up all night and sleep all day.
Ayaklarımız yerine kafamızı kullanmalıyız.We've got to use our brains instead of our legs.
Ortalama ev sonra yapıldı. 1800, şimdi onun 188,000 kilo hakkında ve ayaklanma, bir daha.The average house then was about 1800, now its 188,000 pounds and rising, again.
"Zannederim böyle yaratılmışız - bir çift ayak gibi.We are -- in the words of Ted Hughes, "I think that we are like two feet.
Peki insanlar neden bu uyumsuzluğa ayak uydurmaya can atar?So why are people willing to adjust with that mismatch?
Eğer ayak parmağınızı bir yere çarpacak olursanız bu tek A harfli bir "Ah" demek.If you stub your toe, that's a one A "argh."
Ayaklarının altına sererdim.I would spread the cloths under your feet:
Ben de hayallerimi seriyorum ayaklarının altına;I have spread my dreams under your feet;
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.And every day, everywhere, our children spread their dreams beneath our feet.
Suyun yaklaşık 120 ayak, ya da 40 metre, üstünde.It's about 120 feet above the water, or 40 meters.
Üç ayaklı Dinamik Deneysel Robot.Tripedal Dynamic Experimental Robot.
O üç ayaklı bir robot ve doğadan esinlenildi.It's a robot that has three legs, which is inspired by nature.
Ama siz hiç doğada üç ayaklı bir hayvan gördünüz mü?But have you seen anything in nature, an animal that has three legs?
LEMUR adı verilen altı ayaklı bir robotları vardı.And they already had a six legged robot called LEMUR.
O altı ayaklı bir robot.So, it's a hexapod robot.
Dünyanın en iyileri karşısında iki ayak üstünde durabiliyorlar.They can sit two feet in front of the world's finest.
Fırtına olduğunda, ayakta kalan tek iletişim sistemi örgütsel ağ sistemiydi.When the hurricane happened, the only communication system standing was the mesh network.
Ama bir süre sonra herkes gibi ayak uyduruluyor.But you can get used to it after a while, as people do.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod