Ayakkabılarınızı seviyorum, onları nereden aldınız?I love your shoes, where did you get them?
Ayakkabılarımı çıkarmamıştım.I didn't take off my shoes.
Bu çift ayakkabıyı üç yüz dolar karşılığında aldım.I bought this pair of shoes for three hundred dollars.
Tom'un ayakta olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom is up.
Çorap giymiyordum, bu yüzden ayaklarım üşüdü.I wasn't wearing socks, so my feet got cold.
Tom ayak bileğini nasıl burktu?How did Tom sprain his ankle?
Tom'un yeniden ayaklarının üstünde durmasına yardım ettim.I helped Tom get back on his feet.
Tom'un ayakkabılarını giymesine yardım ettim.I helped Tom to put on his shoes.
Tom'a ayakkabılarını çıkarmasını söyle.Tell Tom to take off his shoes.
Tom ayakkabılara çok para harcıyor.Tom spends a lot of money on shoes.
Ayak parmaklarımdan üçü kesildi.Three of my toes were amputated.
Tom, pazartesi günü ayak bileğini burktu.Tom sprained his ankle on Monday.
Tom muhtemelen ayakta olmayacak.Tom isn't likely to be up.
Ayakkabı bağlarınız çözülmüş.Your shoelaces are untied.
Ayakkabı bağları almalıyım.I need to buy shoestrings.
Tom muhtemelen hâlâ ayakta olacak.Tom is likely to still be up.
Ayakkabılarımı giymedim.I didn't have my shoes on.
Sol ayakkabımı bulamıyorum.I can't find my left shoe.
Bir ayak üzerinde durabilir misin?Can you stand on one foot?
Ayakkabılarınızın büyüklüğü nedir?What size are your shoes?
Ayaklarıma baktım.I looked down at my feet.
Sol ayakkabım kayıp.My left shoe is missing.
Tom ayakta alkışladı.Tom got a standing ovation.
Tom muhtemelen ayakta olacak.Tom will probably be up.
Tom şimdiye kadar ayakta olmalı.Tom should be up by now.
Tom Mary'yi bir ayak işine gönderdi.Tom has sent Mary on an errand.
Tom daima çıplak ayaklıdır.Tom is always barefoot.
Ayakkabılarıma baktım.I looked at my shoes.
Bunlar senin ayakkabıların mı?Are these your shoes?
Benim ayakkabılarım kirli.My shoes are dirty.
Senin ayakların büyük.Your feet are big.
Çorap giymiyorum, bu nedenle ayaklarım soğuk.I'm not wearing socks, so my feet are cold.
Tom eski bir ayakkabı giyiyor.Tom is wearing an old pair of shoes.
Bence Tom hâlâ ayaktadır.I think Tom is still up.
Tom ayakkabılarını çıkarıyor.Tom is taking off his shoes.
Mary'nin ayakkabı numarasının ne olduğunu Tom'un bildiğini sanmıyorum.I don't think Tom knows what Mary's shoe size is.
Tom ayakkabı giymiyordu.Tom wasn't wearing shoes.
Yeni ayakkabı giyiyor musun?Are you wearing new shoes?
Tom Mary hâlâ ayakta olduğu için şaşırmadı.Tom wasn't surprised that Mary was still up.
Bir ayakkabı satın alacağım.I'll buy a pair of shoes.
Tom muhtemelen hâlâ ayakta.Tom is probably still up.
Lütfen ayakkabılarımı cilalayın.Please polish my shoes.
Mary eve geldiğinde Tom ayakta değildi.Tom wasn't up when Mary got home.
Tom'un ayakkabıları yeni.Tom's shoes are new.
Ayakkabılarınız yeni mi?Are your shoes new?
Lütfen ayakkabılarınızı çıkarır mısınız?Would you mind taking your shoes off?
Bir zahmet ayakkabılarını çıkarır mısın?Would you mind taking your shoes off?
Tom, Mary'nin ayakkabılarının çamurlu olduğunu fark etti, ancak bir şey söylemedi.Tom noticed Mary's shoes were muddy, but he didn't say anything.
Tom ayakkabılarını çıkarmaya başladı.Tom started taking off his shoes.
Çok geç saatlere kadar ayakta kalmamayı önerirdim.I'd suggest not staying up too late.
Tom Mary'nin ayakkabı boyutunu bilmiyor.Tom doesn't know Mary's shoe size.
Tom babasının ayakkabılarını cilaladı.Tom polished his father's shoes.
Tom ayakkabıları giydi ama çorapları giymedi.Tom had on shoes but no socks.
O ayakkabıları ne zaman aldın?When did you buy those shoes?
Tom ayakkabılarımı benim için cilaladı.Tom polished my shoes for me.
Otobüste ayakta durmaktan nefret ediyorum.I hate standing on the bus.
Hepimiz ayakta durduk.We all stood.
Onlar kum tepelerinin üzerinde çıplak ayakla yürüdüler.They walked barefoot over the sand dunes.
Tom kumdaki ayak izlerine baktı.Tom looked at his footprints in the sand.
Tom kardaki ayak izlerine baktı.Tom looked at his footprints in the snow.