Ana içeriğe geç
Sözlük

ayak ile cümle

ayak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Karbon ayak izimi nasıl azaltabilirim?How can I reduce my carbon footprint?
Ayak parmağım şu anda iyi.My toe is fine now.
Bütün öğleden sonrayı ayak işleri yaparak geçirdim.I spent all afternoon running errands.
Tom sabahı ayak işleri yaparak geçirdi.Tom spent the morning doing errands.
Ben ayakta kaldım.I remained standing.
Ben ayak işi yaptım.I went on an errand.
Girişin önünde kimse ayakta durmuyor.Nobody's standing in front of the entrance.
Maria ayakta duruyordu.Maria was standing.
Dünyanın en büyük dinozor ayak izleri Batı Avustralya'da keşfedildi.The world's largest dinosaur footprints have been discovered in Western Australia.
Tom ayakkabı bağlarını bağlayamaz.Tom can't tie his shoelaces.
Bunlar bir çift ayakkabı daha.These are another pair of shoes.
Bunca yıl sonra bina hala ayakta.The building is still standing, after all these years.
Bunca yıl sonra, bina hala ayakta duruyor.After all these years, the building is still standing.
Uyumak istedim, ama Tom eve gelene kadar ayakta kalmam gerektiğini biliyordum.I wanted to go to sleep, but I knew I needed to stay up until Tom got home.
Bir ayakta beş parmak vardır.A foot has five toes.
Tom yolculuğundan iki gün önce ayak bileğini burktu.Tom sprained his ankle two days before the trip.
Onlar güzel ayakkabılar.Those are nice shoes.
Ayakkabılarımı çıkarmamı istiyor musun?Do you want me to take my shoes off?
Ayakkabı olmadan koşmaktan hoşlanır.He likes running without shoes.
Çıplak ayakla dolaşmaktan hoşlanır.He likes running barefoot.
Kendime yeni bir ayakkabı satın alıyorum.I'm buying myself a new pair of shoes.
Kendime yeni bir çift ayakkabı alıyorum.I'm buying myself a new pair of shoes.
Bir sürü ayakkabım var.I have many pairs of shoes.
Tom'a ayak uydurmakta zorlanıyorum.I have trouble keeping up with Tom.
Benim için çok küçük güzel bir çift ayakkabım var. Onları ister misin?I have a nice pair of shoes that are too small for me. Would you like them?
Tom bize ayak uydurmuyordu.Tom wasn't keeping up with us.
Bana ayak parmaklarını göster.Show me your toes.
Bana ayak parmağını göster.Show me your toe.
Bana ayak bileğini göster.Show me your ankle.
Bana ayak bileklerini göster.Show me your ankles.
Ayaklarınızı pedalların üzerinde tutun.Keep your feet on the pedals.
Tom tasarruflarını bir ayakkabı kutusunun içine gizler.Tom hides his savings inside a shoebox.
Tom tasarruflarını yatağın altındaki bir ayakkabı kutusunda tutuyor.Tom keeps his savings in a shoebox under the bed.
Senin ayaklarının altındaki zemini öpüyorum.I kiss the ground beneath your feet.
Satın aldığınız ayakkabılar çok küçük.The shoes that you bought are too small.
Ayaklanma şiddetle bastırıldı.The uprising was violently suppressed.
Ayaklanma, hedeflerine ulaşmakta başarısız oldu.The uprising failed to achieve its objectives.
Ayakkabıları giymiyor musun?Aren't you wearing shoes?
Benim ayakkabılarımı giymiyor musun?Aren't you wearing my shoes?
Ayakkabılarımı giyiyormuşsun gibi görünüyor.It looks like you're wearing my shoes.
Leyla parayı bir ayakkabı kutusuna koydu.Layla put the money in a shoe box.
Ayakkabıların kirli.Your shoes are dirty.
Yeni bir çift ayakkabı aldım.I bought a new pair of shoes.
Leyla, Sami'nin ayak izlerinden birini buldu.Layla found one of Sami's prints.
Leyla nehir kenarında Sami'nin ayak izlerinden bir tane daha gördü.Layla spotted another of Sami's prints near the river.
Sami'nin iguanası üç ayak uzunluğundaydı.Sami's iguana was three foot long.
Tom, babasının ayak izlerini izlemek istiyor.Tom wants to follow in his dad's footsteps.
Tom, babasının ayak izlerini takip etmek istiyor.Tom wants to follow in his father's footsteps.
Burada ayakkabı giymemen gerekir.You're not supposed to wear shoes in here.
Ayaklanma ezildi.The uprising was crushed.
Tom çalınan parayı bir ayakkabı kutusuna koydu ve dolabının arkasına sakladı.Tom put the stolen money in a shoe box and hid it in the back of his closet.
Tom, Mary'nin ayakkabı bağcıklarını birbirine bağladı.Tom tied Mary's shoelaces together.
O ne ayakkabı ne de çorap giydi.She wore neither shoes nor stockings.
Geç saatlere kadar ayakta kalmaya alışkınım.I'm used to being up until late.
Onun elbisesinin ve ayakkabısının renkleri birlikte iyi gidiyor.The colours of her dress and shoes go well together.
Aslanın inine ayak basmayın!Don't set foot in the lion's den!
Ayaklarım ıslandı.My feet got wet.
Cinderella'nın ayakkabısı gece yarısından sonra neden kaybolmadı?Why didn't Cinderella's shoe disappear after midnight?
Mary ayak bileğine bir bilezik taktı.Mary wore an ankle bracelet.
Tom, kefaletle çıktığı sırada ayak bileği monitör bileziği takmak zorundadır.Tom has to wear an ankle monitor bracelet while he's out on bail.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod