Ayak parmaklarında kal.Stay on your toes.
Tom'un minik ayakları var.Tom has tiny feet.
Tom ayak parmağını suyun içine daldırdı.Tom dipped his toe into the water.
Mary ayak parmağını suya daldırdı.Mary dipped her toe into the water.
Eğer zayıf ayak bilekleriniz varsa, onları seyahat etmeden önce güçlendirin.If you have weak ankles, strengthen them before traveling.
Onun şeker hastalığı var ve bu yüzden onlar onun ayaklarımı kestiler.She has diabetes and so they chopped off her feet.
Tom bir siyah ayakkabı istiyor.Tom wants a pair of black shoes.
Tom her gece Mary'nin ayaklarına masaj yapar.Tom massages Mary's feet every night.
Köpek, Tom'un ayaklarının kokusundan hoşlanıyor.The dog likes the smell of Tom's feet.
Hayvanlar kar üzerinde yürürken ayak izlerini bırakırlar.Animals leave footprints when they walk through snow.
Tom'un ayak bileği kırık.Tom's ankle is broken.
Sanırım ayak bileğimi burktum.I think I've sprained my ankle.
Ayaklarıma dokundum.I touched my feet.
Ne kadar zamandır ayaktasın?How long have you been up?
Tom gece boyunca gerçekten ayakta kalmayı planlamıyor, değil mi?Tom doesn't really plan to stay up all night, does he?
Köpeğimin ayakkabılarımı çiğnemesini nasıl durdurabilirim?How can I stop my dog from chewing on my shoes?
Bütün gece ayakta kalmaya çalışacağım.I'm going to try to stay up all night.
Tom yeni bir çift ayakkabı satın aldı.Tom bought a new pair of shoes.
Tom'un yaralı ayak parmakları kesildi.Tom's injured toes were amputated.
Ayaklarıma göz gezdirdim.I glanced down at my feet.
Benim bir çift ayakkabım bile yok.I don't even have a pair of shoes.
Benim büyük ayaklarım var.I have big feet.
Ben asla çıplak ayakla yürümem.I never walk barefoot.
Mary yüksek topuklu ayakkabılar giyiyor.Mary is wearing high heels.
Yanlışlıkla kendimi ayaktan vurdum.I accidentally shot myself in the foot.
O ayakkabılar için ne kadar ödedin?How much did you pay for those shoes?
O ayakkabıları bir daha giymedim.I never wore those shoes again.
Düz ayaklarım var.I have flat feet.
Şu anda yeni bir çift ayakkabı satın almaya param yetmiyor.I can't afford to buy a new pair of shoes right now.
Ben ayakları içe basanım.I'm pigeon-toed.
Tom ayaklarını suyun içine sarkıttı.Tom dangled his feet in the water.
Tom'un ayakkabıları onun için fazla büyük.Tom's shoes are too big for him.
Tom bütün gün uyur ve bütün gece ayaktadır.Tom sleeps all day and is up all night.
Çoğu insan hâlâ ayaktaydı.Most people were still up.
Fadil sessizce arka kapıyı açtı ve ayaklarının ucuna basarak eve girdi.Fadil quietly opened the backdoor and tiptoed into the house.
Ayakkabılarım acıtıyor.My shoes hurt.
Bu benim kedim değil. Benimkinin beyaz ayakları var.This is not my cat. Mine has white feet.
Genellikle gece yarısından sonrasına kadar ayakta kalırım.I usually stay up till after midnight.
Bu sabah 2.30'dan beri ayaktayım.I've been up since 2:30 this morning.
Hiç hoşlandığın ayakkabı buldun mu?Did you find any shoes that you like?
Bütün gece ayakta kalamadım.I wasn't able to stay up all night.
Tom'a verdiğim ayakkabılar onun için fazla küçüktü.The shoes I gave Tom were too small for him.
Sami'ye verdiğim ayakkabılar onun için fazla küçüktü.The shoes I gave Sami were too small for him.
Hiç uyan ayakkabı buldun mu?Did you find any shoes that fit?
Tom annesi için bir ayak işi yapıyor.Tom is running an errand for his mother.
Ben genellikle siyah ayakkabı giyerim.I usually wear black shoes.
Tom bir çift ayakkabı deniyor.Tom is trying on a pair of shoes.
Tom ayaklarını sürüklüyor.Tom has been dragging his feet.
Bugün yeni bir çift ayakkabı giyiyorum, bu yüzden çok fazla yürümek istemiyorum.I'm wearing a new pair of shoes today, so I don't want to walk too far.
Yeni ayakkabılar giyiyorum, bu yüzden bugün fazla uzağa yürümek istemiyorum.I'm wearing new shoes, so I don't want to walk too far today.
Pahalı görünen bir çift ayakkabı giyiyorsun.You're wearing an expensive-looking pair of shoes.
Ben asla Tom'a ayak uyduramayacağım.I'll never be able to keep up with Tom.
Ayak altında dolaşmamaya çalışıyorum.I'm trying not to get in anybody's way.
Ayak altında dolaşmak istemiyorum.I don't want to get in anybody's way.
Ayakkabıları denedim.I tried the shoes on.
Ben genellikle şafaktan önce ayaktayım.I'm usually up before dawn.
Vatandaşlar diktatörlüğe karşı ayaklandı.The citizens uprose against the dictatorship.
O ayakkabılar senin üzerinde harika görünüyor.Those shoes look great on you.
Cinderella'nın ayakkabısı mükemmel şekilde uyuyorsa, o neden düştü?If Cinderella's shoe fits perfectly, then why did it fall off?
Karbon ayak izimi azaltmaya çalışıyorum.I'm trying to reduce my carbon footprint.