Ana içeriğe geç
Sözlük

ayak ile cümle

ayak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un ayaklarının her tarafında kabarcıklar vardı.Tom had blisters all over his feet.
Tom'un ayaklarının her tarafı su topladı.Tom had blisters all over his feet.
Depremden sonra, neredeyse hiçbir ev ayakta kalmadı.After the earthquake, hardly any houses remained standing.
Ayaklarım iyi hissediyor.My feet feel good.
Mary ayakkabısını ayak parmaklarının ucunda sarkıttı.Mary dangled her shoe off the tip of her toes.
Bütün gece ayakta kalmak ve çalışmak zorundayım.I have to stay up all night and study.
Bize ayak uydurabileceğini düşünüyor musun?Do you think you can keep up with us?
Ayak parmaklarına dokunabilir misin?Can you touch your toes?
Tom öne doğru eğildi ve ayak parmaklarına dokundu.Tom leaned forward and touched his toes.
Tom ayak parmaklarına dokunmak için çabaladı.Tom struggled to touch his toes.
Tom ayak parmaklarına dokunamaz.Tom can't touch his toes.
Ayak sesleri daha da yaklaştı.The footsteps moved closer.
Ayak izleri Tom'unki değildi.The footprints weren't Tom's.
Benim en büyük zayıflığım ayakkabılara para harcamak.My biggest weakness is spending money on shoes.
Laura ona bayıldı ve o onun ayakkabı bağlarını öpmeye hazırdı.Laura adored him, and he was ready to kiss her shoe-strings.
Tom ayakkabılarını çıkarmadı.Tom didn't take his shoes off.
Tom eski bir çift ayakkabı giyiyordu.Tom was wearing an old pair of shoes.
Bu ayakkabılar çok maliyetli.These shoes cost too much.
Mary her zaman son modaya ayak uydurur.Mary is always up-to-date on the latest fads.
Siz arkadaşların yeni ayakkabılara ihtiyacı var.You guys need new shoes.
Tom henüz kendi ayakkabılarını bağlayamıyor.Tom can't tie his own shoes yet.
O ayakkabıları nereden aldın?Where did you get those shoes?
Savaşı protesto etmek için ülke çapında ayaklanmalar oluyor.Riots are occurring across the country to protest the war.
Tom bütün gece ayakta kaldı.Tom stayed up the whole night.
Bu ayakkabılar uymaz.These shoes don't fit.
Tom'a ayak uydurmaya çalış.Try to keep up with Tom.
Bunların kimin ayak izleri olduğunu merak ediyorum.I wonder whose footprints these are.
Ön verandada kim bu çamurlu ayak izlerini bıraktı?Who left these muddy footprints on the front porch?
Ben karda yoldan ön kapıma kadar üç dizi ayak izi gördüm.I saw three sets of footprints in the snow from the road up to my front door.
Neden dün gece geç saatlere kadar ayaktaydın?Why were you up so late last night?
Bütün gece ayakta kalmayı planlamıyorsun, değil mi?You're not planning to stay up all night, are you?
Onun çorabındaki delik o kadar büyük ki onun ayak bileğini görebilirsin.The hole in his sock is so big that you can see his ankle.
Sanırım çok fazla ayakkabın var.I think you have too many pairs of shoes.
Tom'un ayakkabıları üzerinde kan vardı.Tom had blood on his shoes.
Tom hiç ayakkabı giymiyor.Tom isn't wearing any shoes.
Tom ayaklarımı yerden kesti.Tom swept me off my feet.
Tom üç çift ayakkabı satın aldı.Tom bought three pairs of shoes.
Bütün gece ayakta olmak istemiyorum.I don't want to be up all night.
Üç ayaklı bir yarış için en az dört kişiye ihtiyacın var.You need at least four people for a three-legged race.
Mary yüksek topuklu ayakkabılarını giydi.Mary put her high-heels back on.
Her şeyden önce ayakları yere basmayan kızın yanına gidelim.First things first, let's go to the girl with her head in the clouds.
Bunların kimin ayak izleri?Whose footprints are these?
Gerçekten ayakkabıları anlamıyorum.I don't really understand footwear.
Çocuklar Noel için ayakkabı aldı.The children received shoes for Christmas.
Tom'un ayakları karda battı.Tom's feet sank in the snow.
Tom bir çift tenis ayakkabısı satın aldıTom bought a pair of tennis shoes.
Şirket ayakta kalabilmek için çabaladı.The company scrambled to stay afloat.
Bu benim en sevdiğim ayakkabım.This is my favorite pair of shoes.
Tom yeni bir çift tenis ayakkabısı satın almak istedi.Tom wanted to buy a new pair of tennis shoes.
Keşke ona ayakkabı atabilseydim.I wish I could throw a shoe at him.
Ayakkabı giymek zorunda bile değilim.I didn't even have to wear shoes.
Tom'un ayak parmaklarına basmak istemiyorum.I don't want to step on Tom's toes.
Tom ayakları yere basan bir aile adamıdır.Tom is a down-to-earth family man.
Tom bile ayakta kalamadı.Tom wasn't even able to stand.
Tom birçok ayak parmağına bastı.Tom did step on a lot of toes.
Boston'da ayaklanmalar patlak verdi.Riots broke out in Boston.
Tom bir ayakkabı mağazası yönetiyor.Tom manages a shoe store.
Nike az önce kendi kendine yapışan ayakkabıları çıkardı.Nike has just released a pair of self-lacing shoes.
Tom bir ayakkabı dükkanı işletiyor.Tom runs a shoe shop.
Tom iyi ayakkabılar giydi.Tom wore good shoes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod