Ana içeriğe geç
Sözlük

ayak ile cümle

ayak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Onunkiler yeniyken benim ayakkabılar eski.My shoes are old, while his are new.
Bir koca ayak gördüğüme yemin ederim.I swear I just saw Sasquatch!
Ayakların üşüyor mu?Are your feet cold?
Tom gece geç saatlere kadar ayakta kalma alışkanlığında.Tom is in the habit of staying up late at night.
Yürüyüş ayakkabılarını giy ve zaman kaybetme.Put on your hiking shoes and don't waste time.
Ayakkabı almalıyım.I must buy shoes.
Bir dakika bekle. Ayakkabı bağlarım çözülmüş.Hold on a minute. My shoelaces are untied.
Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş.Use your head to save your heels.
Ayakkabılarını aldığın dükkan bu mu?Is this the shop where you buy your shoes?
Dollbergen'li çocuk ayakkabısını bir solucanla bağlarken, "Her şey mümkün" dedi.“Everything is possible”, the boy from Dollbergen said, tying his shoe with an earthworm.
Tom ayakkabılarını giymek için durdu.Tom stopped to put on his shoes.
O ayakkabılarını giymek için eğildi.He leaned over to put on his shoes.
O, ayakkabılarını giymek için eğildi.He stooped to put on his shoes.
Ayakkabı giymeye alışığız.We are used to wearing shoes.
Yeni ayakkabılara ihtiyacın var.You need new shoes.
Tom ayak bileğini kırdı.Tom broke his ankle.
O yerde, ayakkabılarla girmenize izin vermezler.In that place, they don't allow you to enter with shoes on.
Tom ayakta alkışlandı.Tom received a standing ovation.
Tom ayakkabı giymiyor.Tom isn't wearing shoes.
Ayak parmaklarım üşüyor. Sanırım çoraplarımı giyeceğim.My toes are cold. I guess I will put on my socks.
Eğer iki çift marka ayakkabı alırsan indirim alırsın.You get a discount if you buy two pairs of brand name shoes.
Onlar yalın ayak yürüdü.They walk barefoot.
Senin yaşındayken ayakkabılarımı nasıl bağlayacağımı biliyordum.At your age I already knew how to tie my shoes.
Ben yeni bir çift ayakkabı almalıyım.I must buy a new pair of shoes.
Ayaklarım gerçekten ağrıyor.My feet really hurt.
Şimdi ayak işlerinden kim sorumlu?Who is in charge of errands now?
Ayakkabılarım gıcırdıyor.My shoes squeak.
Mary bir ayakkabı ile hamamböceğini öldürdü.Mary killed the cockroach with a shoe.
Tom'un ayak fetişi vardır.Tom has a foot fetish.
Orada uzun süre ayakta durmadım.I didn't stand there long.
Hepimiz ayakkabılarımızı çıkaralım.Let's all take off our shoes.
Yeni bir ayakkabı almak zorundayım.I have to buy some new shoes.
Ayaklarıma bakmadım.I didn't look at my feet.
Tom gece geç saatlere kadar ayakta kalmaya alışkındır.Tom is used to staying up late at night.
Ben neredeyse yedi ayak boyundayım.I'm almost seven feet tall.
Ben evimde ayakkabı giymem.I don't wear shoes in my house.
Tom yaklaşık olarak altı ayak boyunda.Tom is approximately six feet tall.
Tom'un herhangi bir ayakkabısı yok.Tom doesn't have any shoes on.
1990'ların başında, ayaklanma daha yoğun oldu.In the early 1990s, the insurgency became more intense.
Belediye başkanı ayaklanmanın doruğunda bir pusuda öldürüldü.The mayor was killed in an ambush during the height of the insurgency.
Tom Mary'den en az bir ayak daha uzun.Tom is at least a foot taller than Mary.
Kum o kadar sıcaktı ki ayaklarımı yaktı.The sand was so hot that it burned our feet.
Tom ayak bileğini burktu.Tom has twisted his ankle.
Hiç kimse iki ayakla bir nehrin derinliğini test ölçemez.No one tests the depth of a river with both feet.
Ayakkabılarımı arıyorum. Onları gördün mü?I'm looking for my shoes. Have you seen them?
Ayakkabı satın almak zorundayım.I have to buy shoes.
Ben ayaklarımı yıkadım.I washed my feet.
Benim yeni bir çift spor ayakkabıya ihtiyacım var.I need a new pair of sneakers.
Tom'un ayakkabıları onun için çok küçük.Tom's shoes are too small for him.
O, kahverengi ayakkabılara sahip.He has brown shoes.
Onun kahverengi ayakkabıları var.She has brown shoes.
Onun, kahve renkli ayakkabıları var.He has coffee-colored shoes.
Onun kahve renkli ayakkabıları var.She has coffee-colored shoes.
Sosyalist ayaklanma papaya ait sarayı kamulaştırdı.The socialist insurgency expropriated the Apostolic Palace.
Kadın ayakkabılara çok harcar.The woman spends a lot on shoes.
Onlar çıplak ayakla yürüyorlar.They go barefoot.
Tom yürürken ayak bileğini burktu.Tom twisted his ankle while hiking.
Tom yürüyüş sırasında ayak bileğini burktu.Tom sprained his ankle while hiking.
Ayaklarımın her tarafında kabarcıklar var.I've got blisters all over my feet.
Ayaklarımın her tarafı su topladı.I've got blisters all over my feet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod