Ana içeriğe geç
Sözlük

ayak ile cümle

ayak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ayaklanmalar vardı.There were riots.
Tom'un mağazası golf sopası, top, ayakkabı ve diğer aksesuarları satmaktadırçTom's store sells golf clubs, balls, shoes and other accessories.
Dans ayakkabılarını getir.Bring your dancing shoes.
Ayakkabılarını temiz tut.Keep your shoes clean.
Kilise hala ayakta duruyor. Her şey tahrip edildi.The church is still standing. Everything else was destroyed.
Tom kaç numara ayakkabı giyer?What size shoes does Tom wear?
Ayaklarını sürümeyi bırak.Quit dragging your feet.
Sol ayak parmağımda ızdıraplı bir acı hissettim.I felt excruciating pain in my left big toe.
Tom koşan ayak seslerini duydu.Tom heard the sound of running footsteps.
Ben Tom'un yeni bir çift ayakkabı giydiğini fark ettim.I noticed that Tom was wearing a new pair of shoes.
Ayakkabım Tom'unkinden daha büyük.My shoes are bigger than Tom's.
Ayak parmaklarım uyuşmuş.My toes are numb.
Tom ayak bileğini yaralamasaydı kazanırdı.Tom would've won if he hadn't injured his ankle.
Tom ayakkabılarını kaybetti.Tom lost his shoes.
Biz ayak parmaklarının üzerinde yürüdük.We walked on tiptoes.
Ayakkabı gereklidir.Shoes are required.
Bu ayakkabılar belli ki Tom için yeterince büyük değil.These shoes are obviously not large enough for Tom.
Ayakta uyuduk.We slept sitting up.
Herkes ayakta duruyor.Everyone is standing.
Onlar ayakkabı bağcıklarını bağladı.They tied their shoelaces.
Tom asla yalın ayak yürümez.Tom never walks barefoot.
Bu, farklı bir çift ayakkabı.This is an another pair of shoes.
Ayakta bu kadar uzun durmaktan bacağıma kramp girdi.I got a cramp in my leg for having stood so long.
O, babasının ayak izlerini takip etti ve bir doktor oldu.She followed in her father's footsteps and became a doctor.
Neden orada ayakta duruyorsun?Why are you standing there?
Julia sonunda beğendiği ayakkabıyı buldu.Julia finally found a shoe she likes.
Onun ayakları su içinde sallanıyordu.Her feet dangled in the water.
Ayaklarını suya sarkıttı.She dangled her feet in the water.
Tom pantolonunu sıvadı ve ayak parmaklarını suya daldırdı.Tom rolled up his pants and dipped his toes in the water.
Tom ayakkabılarını ve çoraplarını çıkardı ve pantolon paçalarını sıvadı.Tom took off his shoes and socks and rolled up his pant legs.
Bebeği uyandırmamak için ayak uçlarına basarak yürüdüm.I tiptoed to avoid waking the baby.
Hâlâ ayakta mısın? Yarın da senin için erken bir gün değil mi?You're still up? Isn't tomorrow also an early day for you?
Çıplak ayak yürüdü.He walked barefoot.
Grubun geri kalanına ayak uyduramadık.We couldn't keep up with the rest of the group.
Tom genellikle gece geç saatlere kadar ayakta kalmaz.Tom doesn't usually stay up late at night.
Tom'un ayakkabılarını çıkarmasına gerek yok.Tom doesn't need to take his shoes off.
Tom'un ayakkabıları ona çok iyi uymuyor.Tom's shoes don't fit him very well.
Tom'un ayakkabısına boya bulaşmış.Tom got some paint on his shoes.
Tom ayakkabılarını çıkaramadı.Tom couldn't get his shoes off.
Benim ayak bileklerim sık sık şişer.My ankles often become swollen.
Tom sadece ayak uyduramadı.Tom simply couldn't keep up.
Tom ayakkabısını bağlamak için öne doğru eğildi.Tom bent down to tie his shoe.
Şişmeyi engellemek için ayak bileğine biraz buz koy.Put some ice on your ankle to keep the swelling down.
Şişmeyi engellemek için ayak bileğine bir buz torbası koymalısın.You should put an ice pack on your ankle to keep the swelling down.
Tom her zaman onları alıştırmak için yeni ayakkabılarını evde giyer.Tom always wears his new shoes at home first to break them in.
Tom bu ayakkabıların çok büyük olacağını düşünüyor.Tom thinks those shoes will be too big.
Ayakkabı mı giyiyorsun?Are you wearing shoes?
Tam bir ayak bağıyım.I'm just a hindrance.
Tom bir çift siyah deri ayakkabı satın aldı.Tom bought a pair of black leather shoes.
Bugün evin dışına ayak basmadım.I haven't set foot outside the house today.
Sadece bir süre burada dinlenelim, ayaklarım o kadar çok ağrıyor ki yürüyemiyorum.Let's just rest here for a little while, my feet are aching so much I can't walk.
Tom sınıf arkadaşlarına ayak uydurmaya çabaladı.Tom struggled to keep up with his classmates.
Geleneksel bir Japon evine girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekir.You have to take off your shoes before entering a traditional Japanese house.
Ayakkabı bağcıklarını senin için bağlamayacağım.I won't tie your shoelaces for you.
Ayaklarınızla karşılaştırıldığında, benim ayaklarım daha küçük.Compared to your feet, my feet are smaller.
Benim ayaklarım senin ayaklarından daha küçüktür.My feet are smaller than your feet.
O dans ayakkabıları giyiyor.She is wearing dancing shoes.
Tom kar ayakkabılarını giydi.Tom put on his snowshoes.
Kediler neredeyse her zaman ayaklarının üzerine düşerler.Cats almost always land on their feet.
Benim işim ayakkabı tasarımıdır.My job is designing shoes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod