Tom Mary'ye ayak uydurmaya çalıştı.Tom tried to keep up with Mary.
Tom asla bize ayak uyduramayacak.Tom will never be able to keep up with us.
Tom ayakkabıları ile uyudu.Tom slept with his shoes on.
Tom bazen gece geç saatlere kadar ayakta kalır.Tom sometimes stays up late at night.
Bütün gece ayakta kalmayı mı planlıyorsun?Are you planning to stay up all night?
Tom çocuklarına on bire kadar ayakta kalmalarına izin verdi.Tom let his children stay up until eleven.
Tom neredeyse her gece gece yarısından sonraya kadar ayakta kalır.Tom stays up until after midnight almost every night.
Diğerleri otururken Tom ayakta kaldı.Tom remained standing as the others sat down.
Tom ayakları suda iskelede oturdu.Tom sat on the pier with his feet in the water.
Tom ayaklarını suya sarkıtarak iskelede oturdu.Tom sat on the pier, dangling his feet in the water.
Ethel ağlıyordu; Genç adam kendini onun ayaklarına attı.Ethel was crying; the young man threw himself at her feet.
Köleler efendilerine karşı ayaklandılar.The slaves rebelled against their masters.
Ayaklarına giydiğin şey güvenlik kurallarına uymuyor.What you're wearing on your feet don't meet safety guidelines.
Çok yürüdüğüm için ayaklarım ağrıyor.My feet hurt because I walked too much.
Benim yeni ayakkabılarım rahat.My new shoes are comfortable.
Tom'un yeni ayakkabılara ihtiyacı var.Tom needs new shoes.
Yeni ayakkabılarımı beğeniyor musun?Do you like my new shoes?
Bir çift yeni ayakkabıya ihtiyacım var.I need a pair of new shoes.
Tom'un yeni bir ayakkabıya ihtiyacı var.Tom needs a new pair of shoes.
Ayakkabıların ıslak. Onları ateşin yakınına koyun.Your shoes are wet. Put them near the fire.
İçeri girmeden önce ayaklarınızı silin.Wipe your feet before coming in.
Onun ayakkabı numarası ne?What is his shoe size?
Jérôme ayaklarını tabağın içine koydu.Jérôme put his feet in the dish.
Bir saniye bekle. Benim ayakkabımdaki bağcıklar çözülmüş.Wait a second. My shoe is untied.
O ayak ayak üstüne attı.He crossed his legs.
Bir ayakkabı parlatıcısına ihtiyacım yok.I don't need a shoeshine.
Tom'a ayak bağı olmuş oluruz sadece.We'll just be in Tom's way.
Biz ayakta alkışlandık.We got a standing ovation.
Bu ayakkabılar benim için çok küçük.These shoes are too small for me.
Bu ayakkabılar sizin için çok büyük mü?Are these shoes too big for you?
Tom'un doldurmak için bazı büyük ayakkabıları var.Tom has some pretty big shoes to fill.
Tom'un büyük ayakları var mı?Does Tom have big feet?
Bu ayakkabı sadece çok çok büyük.These shoes are just way too big.
Doktor ayak parmaklarımı kıpırdatmamı istedi.The doctor asked me to wiggle my toes.
Tom çorap giymiyordu, bu yüzden ayakları üşüyordu.Tom wasn't wearing socks, so his feet were cold.
Ayakta olmamalısın.You shouldn't be up.
Tom'un hâlâ ayakta olduğunu düşünüyor musunuz?Do you think Tom is still up?
Hiçbir ayak izi gördünüz mü?Did you see any footprints?
Hiç ayak izi gördün mü?Did you see any footprints?
Bir ayak izi var.There's a footprint.
Tom'a ayak uydurmam zor.It's hard for me to keep up with Tom.
Bu gece bu kadar geç saatlere kadar ayakta kalmak istemeyebilirsin.You might not want to stay up so late tonight.
Tom yeniden ayaklarının üzerinde duracak.Tom will be back on his feet soon.
Tom ayakkabılarını cilaladı.Tom shined his shoes.
Tom'un bile bir ayakkabısı yok.Tom doesn't even have a pair of shoes.
Tom eski bir ayakkabı giydi.Tom wore an old pair of shoes.
Tom, herkesten ayakkabılarını çıkarmalarını istedi.Tom asked everyone to take off their shoes.
Tom ayakkabısının sol tekini bulamadı.Tom couldn't find his left shoe.
Tom herkesden ayakkabılarını çıkarmalarını istedi.Tom asked everyone to take their shoes off.
Tom bütün gece ayaktaymış gibi görünüyordu.Tom looked like he'd been up all night.
Belki dün gece bu kadar geç saatlere kadar ayakta kalmamalıydım.Maybe I shouldn't have stayed up so late last night.
Tom genellikle sabahleyin üçte ya da dörtte ayaktadır.Tom is usually up at three or four in the morning.
Soru bana ayak uydurabilir misin?The question is can you keep up with me.
Satılık: bebek ayakkabısı, hiç yıpranmamış.For sale: baby shoes, never worn.
Tom Mary'ye bir ayak işi gönderdi.Tom sent Mary on an errand.
Tom ayak sesleri duydu.Tom heard footsteps.
Tom saatlerdir ayakta.Tom has been up for hours.
Tom bütün ayak işini yaptı.Tom did all the legwork.
Tom Mary'ye ayak uydurmak için acele etti.Tom hurried to keep up with Mary.
Tom güçlükle Mary'ye ayak uydurabildi.Tom could barely keep up with Mary.