Fakat bizi ayıran bu farklılıklar değil.Mas não são essas diferenças que nos separam.
Bu son on yılı önceki kariyerinden ayıran şey televizyonun yaygın kullanımıydı.O que determinou a esta década, aparte de sua carreira anterior, foi o aparecimento da televisão.
Bu özellik kuşlar sınıfını diğer canlı gruplarından ayıran önemli bir özelliktir.Estão entre as características que distinguem as Aves dos outros grupos vivos.
Unimogları diğer arazi araçlarının çoğundan ayıran özellikler mevcuttur.Suas recomendações alimentares estão em contradição com a maioria das outras dietas.
Sonunda 6 Haziran 1321 tarihinde imparatorluğu kısımlara ayıran barış anlaşması imzalandı.Este, em 6 de junho de 1321, firmou um acordo no qual o império foi repartido.
Ama bu iki durumu ayıran geçiş henüz anlaşılmamıştır.A diferença entre os dois processos ainda é desconhecida .
Bununla ilişkili olarak ateş, iyi ve kötüyü birbirinden ayıran Tanrısal bir güce sahiptir.Ab (Ib) – O coração, esta é a fonte do bem e do mal dentro de uma pessoa.
Onu diğerlerinden ayıran en belirgin özelliği, kara hayvanlarının en büyüklerinden olan kafasıdır.God is dus groter afgebeeld dan Noach; familie groter dan de beesten.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.In 1905 werd in Frankrijk de scheiding van kerk en staat doorgevoerd.
Katalaz enzimi H2O2'yi ayıran bir enzimdir.Katalase is een enzym dat H2O2 kan afbreken tot H2O.
Alet yapma yeteneği, insan türünü Öteki canlılardan ayıran temel niteliktir.Het taalvermogen is een van de belangrijkste eigenschappen die de mens onderscheiden van de andere dieren.
Arketip kavramını çözmesi onu Freud'tan ayıran bir özelliktir.Zijn theorieën verkregen een geheel uniek karakter, zeer verschillend van Freud.
Fransa'da Kilise ile Devlet'i birbirinden ayıran Sekülerizasyon Yasası ise 1905 yılında çıkarıldı.De scheiding van kerk en staat in Frankrijk werd in 1905 met een wet geregeld.
Haskell'i birçok programlama dilinden ayıran özellikleri tembel değerlendirme, monadlar ve tür sınıflarıdır.Bepaalde taalelementen van Haskell worden niet ondersteund zoals overloading en klassen van typen.
Bu son on yılı önceki kariyerinden ayıran şey televizyonun yaygın kullanımıydı.To, co wyróżniało tę dekadę od lat wcześniejszych to rozpowszechnienie się telewizji.
Sihir ve insan dünyası arasında onları ayıran bir engelleyen insan vardır.Stanowią granicę między światem ludzkim i magicznym.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.We Francji w 1905 roku uchwalono ustawę o rozdziale Kościoła od państwa.
Üreme sistemleri, bu cinsiyetleri ayıran özelliktir.Ciekawym aspektem jest specjalizacja pokarmowa u obu płci.
Su bölümü çizgisi, iki akarsu havzasını birbirinden ayıran doğal sınırdır.Stanowi naturalny fragment granicy między tymi dwiema jednostkami podziału administracyjnego.
Ufuk (Gözerimi veya Ufuk Çizgisi) gök ile yer ya da deniz düzeyini hayali olarak ayıran çizgidir.Himlen eller Blixtslungaren befruktade jorden med regnet, varefter hon gav skörd (födde).
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.1905 року у Франції був прийнятий Закон про відділення церков від держави.
Onları diğer gruplardan ayıran en büyük özellik ise, vokal Henning May'ın pürüzlü sesidir.Особлива прикмета їх звучання — сильний, з хрипотою голос соліста Хеннінга Мая.
Fransa'da Kilise ile Devlet'i birbirinden ayıran Sekülerizasyon Yasası ise 1905 yılında çıkarıldı.Nová krize vznikla s oddělením církve a státu v roce 1905.
Perona ulaşmak için dokuzuncu ve onuncu peronları ayıran duvara doğru hızla koşmak gerekir.Na toto nástupiště se lze dostat přepážkou mezi nástupišti devět a deset.
Ama bu iki durumu ayıran geçiş henüz anlaşılmamıştır.Jakým způsobem však dochází k rozhodnutí mezi těmito dvěma drahami není zatím jasné.
(Dağılımı iki eş parçaya ayıran frekanstır.)(Ve skutečnosti snědl obsah dvou talířů.)
Hayvanları diğer canlılardan ayıran birçok karakteristik fark vardır.Animalele au mai multe trăsături ce le diferențiază de alte viețuitoare.
Hata ayıklayıcı, başka programların hatalarını ayıran programdır.Un utilitar uninstaller este un program care dezinstalează alte programe.
Sert ve isabetli şutları onu diğerlerinden ayıran özelliğidir.Discursul extremist și radical îi seduce pe unii și-i demobilizează pe alții.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.În 1905, el a fost unul dintre autorii legii de separare între biserică și stat.
Fakat bizi ayıran bu farklılıklar değil.Ettől eltérni nem tudnak.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.1905 – Ranskassa hyväksyttiin kirkon ja valtion erottava laki.
Terim adını iki kıtayı ayıran Atlantik Okyanusu'ndan almaktadır.Nimi juontuu Atlantin valtamerestä, joka erottaa tai yhdistää kaksi maanosaa.
Gözün iris bölümü bu kuşu benzer türlerden ayıran özelliği olarak beyaz renklidir.Iiris on lähes valkoinen, mikä erottaa sen lähisukuisista lajeista.
Hayvanları diğer canlılardan ayıran birçok karakteristik fark vardır.Monet naamiot esittävät eri eläimiä.
Hayvanları diğer canlılardan ayıran birçok karakteristik fark vardır.Τα ζώα έχουν πολλά χαρακτηριστικά που τα διαφοροποιούν από τα άλλα έμβια όντα.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.1905 - I Frankrig udstedes dekret om adskillelse af stat og kirke.
Hata ayıklayıcı, başka programların hatalarını ayıran programdır.En computervirus er et lille program, som forsøger at inficere andre programmer.
Bu güzel dostluk ne acıdır ki, o çirkin dünyanın, sonunda onları birbirlerinden ayırana dek sürecektir.De onde bliver straffet til sidst, og det elskende par ender med at få hinanden.
Mankala çeşitlerini birbirlerinden ayıran en büyük fark sıra sayısıdır.Den vigtigste forskel er, hvordan de enkelte elementer henviser til hinanden.
Perona ulaşmak için dokuzuncu ve onuncu peronları ayıran duvara doğru hızla koşmak gerekir.For at komme ind på perronen skal man gå lige igennem væggen mellem perron 9 og 10.
Meydanı Kremlin'den ayıran hendek 1812'de kapatılmıştır.Slottets to fløjet blev nedrevet i 1812.
Bu eserle vitto ordinario ("sıradan yemek")'ye bir bölüm ayıran ilk kişi oldu.Han var den første som tilbød en seksjon om vitto ordinario, ordinær mat.
Biçimleri birbirinden ayıran temel kıstas da ezgidir.I dag vet vi at måten disse grunnstoffene er strukturert på i forhold til hverandre, også er viktig.
Su bölümü çizgisi: İki akarsu havzasını birbirinden ayıran sınırdır.Et vannskille er grensen mellom to tilsigsfelt.
Tüm bunlara karşın film, onu diğer Cadılar Bayramı filmlerinden ayıran bir izleyici kitlesine de sahiptir.I tillegg til dette må filmen være en komedie med en type humor som kan minne om andre Frat Pack filmer.
Fakat bizi ayıran bu farklılıklar değil.Tetapi bukan perbedaan di antara kita yang memisahkan kita.
Katalaz enzimi H2O2'yi ayıran bir enzimdir.Enzim katalase diproduksi sel untuk mengkatalis H2O2.
Ama bu iki durumu ayıran geçiş henüz anlaşılmamıştır.Masa di antara kedua tahap ini tidak dijelaskan.
Terim adını iki kıtayı ayıran Atlantik Okyanusu'ndan almaktadır.Istilah ini diambil dari Samudra Atlantik yang memisahkan kedua benua ini.
Hayvanları diğer canlılardan ayıran birçok karakteristik fark vardır.Hewan memiliki beberapa karakteristik yang membedakan mereka dari makhluk hidup lainnya.
Bu iki katmanı ayıran tropopoz 0.1bar(10kPa) basınc seviyesindedir.Batas di antara keduanya, yaitu tropopause, ada pada tekanan 0,1 bar (10 kPa).
Fakat bizi ayıran bu farklılıklar değil.Tuy nhiên điều đó không tạo nên sự khác biệt.
Ancak kendilerini diğer yapılardan ayıran ortak özelliklere de sahiplerdir.またそれぞれの大陸別に分かれた連盟にも属している。
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.1905年 - フランスで政教分離法が公布。
Bu son on yılı önceki kariyerinden ayıran şey televizyonun yaygın kullanımıydı.今回の10年を彼女の初期の経歴とはっきり切り離したのはテレビに広く登場したことだ。
Sihir ve insan dünyası arasında onları ayıran bir engelleyen insan vardır.魔界人と人間との間に生まれた魔力を持つ女性冒険者。
(Dağılımı iki eş parçaya ayıran frekanstır.)(広さ(立体角)の単位は平方度) ^ へび座は2つの部分に分かれる。
Hayvanları diğer canlılardan ayıran birçok karakteristik fark vardır.人類を他の生物種から際立たせる特徴は幾つかある。
Türleri ayıran sınırları belirlemek çok zordur.ただし、種の見分けは難しい。