Aralarına, iç taraftaki merhametle, dış taraftaki azabı ayıran kapılı bir engel konacaktır.Within it will be benevolence and retribution without.
Doğruyu yanlıştan ayıran (Furkan)ı da indirdi.And He revealed the Qur'an.
O, doğruyu yanlıştan ayıran Kitap'ı indirdi.And He revealed the Qur'an.
O, en iyi ayırandır.He is the best of judges."
Ivanov, Üsküp ile Atina'yı ayıranlara oranla birleştiren daha fazla unsur olduğunu da vurguladı.He stressed that there are more factors that link Skopje and Athens than divide them.
Patrascu, "Prut boyunca yer alan ve aileleri ve kaderleri ayıran o çitle doğdum."I was born with that fence along the Prut, separating families and destinies.
Bunlardan biri de, destekleri karşılığında Boşnaklara iki milletvekilliği ayıran Demokrat Parti.Those include the Democratic Party, which allocated two MP seats to Bosniaks for their support.
Kırılma ile ışınları birleştiren ya da ayıran cihazlara mercek (lens) adı verilir.A device which produces converging or diverging light rays due to refraction is known as a lens.
Tmux yazılımını GNU Screen yazılımdan ayıran özellikler:The features that differentiate tmux from GNU Screen are[3]
Bir ökaryotik hücre, transkripsiyon ve translasyon işlemlerini ayıran bir çekirdeğe sahiptir.A eukaryotic cell has a nucleus that separates the processes of transcription and translation.
Tarafları ayıran herhangi bir barışı koruma gücü bulunmamaktadır.There are no peacekeeping forces separating the sides.
Viduus, ölümden sonra ruhu ve bedeni ayıran tanrı.Viduus, god who separated the soul and body after death.
Su yollarını sınıfa göre ayıran Avrupa su yolu ağıThe European waterway network, differentiating waterways by Class (I to VII)
Fransa-İspanya sınırı, Fransa ve İspanya'yı 1659'dan beri ayıran sınırdır.The France–Spain border was formally defined in 1659.
Homo cinsinin fosil türlerini Homo sapiens'inkilerden ayıran kriterlerden yoksundu.It lacked the criteria discriminating fossil species of the genus Homo with those of Homo sapiens.
Tentorium, serebellumu serebrumdan ayıran dura mater'nin bir uzantısıdır.The tentorium is an extension of the dura mater that separates the cerebellum from the cerebrum.
1944'te Amerikalı arkeolog Hallam L. Movius, batıyı doğudan ayıran "Movius Hattı"nı çizdi.In 1944, American archaeologist Hallam L. Movius drew the "Movius Line" partitioning west from east.
Ortaçağ İbranicesi, kendisini daha eski İbranice biçimlerinden ayıran birçok özelliğe sahipti.Medieval Hebrew had many features that distinguished it from older forms of Hebrew.
Vendôme, kaleyi anakaradan ayıran bir kanal inşa edilmesini önerdi.Vendôme proposed the construction of a canal separating the fort from the mainland.
Bir hayvanı diğerlerinin çoğundan veya hepsinden ayıran özelliklere tanı denir.Features that differentiate an animal from most or all others are called a diagnosis.
Kuark yıldızları, onları sıradan nötron yıldızlarından ayıran bazı niteliklere sahiptir.Quark stars have some special characteristics that separate them from ordinary neutron stars.
Ayrıca şehir içi yerleşim merkezlerini birbirinden ayıran duvarlar da vardı.Es gab auch Mauern zwischen verschiedenen Bezirken der Stadt, von denen Überreste erhalten sind.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.1905 wurde in Frankreich das Gesetz zur Trennung von Kirche und Staat verabschiedet.
Fakat bizi ayıran bu farklılıklar değil.Was uns eint, was uns trennt.
Fransa'da Kilise ile Devlet'i birbirinden ayıran Sekülerizasyon Yasası ise 1905 yılında çıkarıldı.Il faut se rappeler que la séparation de l'Église et de l'État date de 1905.
Türleri ayıran sınırları belirlemek çok zordur.Distinguer les différentes espèces est très délicat.
Arketip kavramını çözmesi onu Freud'tan ayıran bir özelliktir.Cette nouvelle typologie de la personnalité est une autre façon de se démarquer de Freud.
Yine ticari bankaları yatırım bankalarından ayıran yasalar da mevcut değildi.Les banques ne sont plus les seules distributeurs de produits bancaires.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.1905 : adoption de la Loi de séparation des Églises et de l'État en France.
Yılını aylara ayıran tüm takvimlerde olduğu gibi, yılın bir kaç ay süresinin de olması şarttır.Auquel avons adjouté manière de vivre par chacun mois de l'an.
Sonunda 6 Haziran 1321 tarihinde imparatorluğu kısımlara ayıran barış anlaşması imzalandı.Un accord fut conclu le 6 juin 1321 en fonction duquel l’empire serait partagé.
Terim adını iki kıtayı ayıran Atlantik Okyanusu'ndan almaktadır.El término deriva del Océano Atlántico que separa los dos continentes.
Bunlar gökyüzünü on iki bölüme ayıran takımyıldızlardan her birisidir.Para mantenerlos separados permaneció entre ellos empujando el cielo hacia arriba.
Bağ elektronlarını sigma ve pi elektronları olarak ayıran ilk kişi olmuştur.Hückel, fue el primero en separar los electrones enlazantes en electrones sigma y electrones pi.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.1905: en Francia se aprueba la Ley de separación de la Iglesia y el Estado.
Soyut matematikle uygulamalı matematiği ayıran belirgin bir çizgi yoktur.No hay una aplicación atractiva para las matemáticas totalmente mecanizadas.
Ayrıca kendisi sözcükleri ayıran ve noktalama işaretlerini ilk bulan kişidir.Él es además el único capaz de abrir la entrada.
Habakkuk'u diğer peygamberlerden ayıran bir özelliği, Tanrı'nın bilgeliğini açıkça sınamasıdır.Habacuc es el único entre los profetas que cuestiona abiertamente la sabiduría de Dios.
Will Malone ile albümden sonra yollarını ayıran grup albümün prodüksiyonunu da eleştirdi.Finalmente, Will Malone fue el elegido para producir el álbum.
Ölüm bizi ayırana kadar iyi ve kötü günde seni seveceğim.Ti amerò nel bene e nel male, fino a che morte non ci separi.
Bunlar gökyüzünü on iki bölüme ayıran takımyıldızlardan her birisidir.Egli abita nei cieli e possiede dodici ali.
Bu eserle vitto ordinario ("sıradan yemek")'ye bir bölüm ayıran ilk kişi oldu.È stato il primo ad offrire una sezione dedicata vitto ordinario ("cibo ordinario").
Terim adını iki kıtayı ayıran Atlantik Okyanusu'ndan almaktadır.Deve il nome al Mar di Tasman che divide i due paesi.
Sonunda 6 Haziran 1321 tarihinde imparatorluğu kısımlara ayıran barış anlaşması imzalandı.Di conseguenza, il 6 giugno 1321, venne raggiunto un accordo che partizionava l'impero.
Onları diğer gruplardan ayıran en büyük özellik ise, vokal Henning May'ın pürüzlü sesidir.La caratteristica principale del gruppo è la particolare voce del cantante Henning May.
Fransa'da Kilise ile Devlet'i birbirinden ayıran Sekülerizasyon Yasası ise 1905 yılında çıkarıldı.Questa fu una tappa in più verso la Legge sulla separazione fra Chiesa e Stato, che fu approvata nel 1905.
(Dağılımı iki eş parçaya ayıran frekanstır.)(Questo coinvolge due stadi di composizione.)
Ayrıca sanatçı inceleniyorsa o sanatçıyı diğer sanatçılardan ayıran özel bilgilere ulaşılmış olur.Anche lui sembra vivo... lasciando così spazio a diverse interpretazioni da parte dello spettatore.
Cephe, farklı özelliklerdeki iki hava kütlesini birbirinden ayıran hat.Più righe se stesso allenatore in due periodi distinti.
Bir deyimi atasözünden ayıran en önemli özellik budur.Particolare importanza assume la distinzione della forma del predicato.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.В 1905 году во Франции был принят Закон о разделении церквей и государства.
Ama bu iki durumu ayıran geçiş henüz anlaşılmamıştır.Однако связь между этими двумя событиями окончательно не выяснена.
Bu son on yılı önceki kariyerinden ayıran şey televizyonun yaygın kullanımıydı.Основным отличием этого десятилетия от раннего периода её карьеры были частые выступления на телевидении.
Bu iki katmanı ayıran tropopoz 0.1bar(10kPa) basınc seviyesindedir.Граница между ними, тропопауза, находится на уровне давления в 0,1 бар.
Yine ticari bankaları yatırım bankalarından ayıran yasalar da mevcut değildi.Во-вторых, еще не существовало законодательной базы, регулирующей отношения в банковской сфере.
Türleri ayıran sınırları belirlemek çok zordur.ومن الصعب جداً توضيح الحدود الفاصلة بين الأنواع.
Terim adını iki kıtayı ayıran Atlantik Okyanusu'ndan almaktadır.المصطلح مستمد من المحيط الأطلسي الذي يفصل بين القارتين.
Hepburn, onu sinema galaksisinden ayıran hayati bir şeye sahip."فلديها شيء حيوي يضعها بمعزل عن مجرة الفيلم."
Bu son on yılı önceki kariyerinden ayıran şey televizyonun yaygın kullanımıydı.الأمر الذي اختلف فيه هذا العقد عن بداية حياتها المهنية هو انتشار التلفزيون.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.1903: دعمت قانون الفصل بين الكنيسة والدولة.