Onlar o kadar benzer ki ben ayırt edemiyorum.They are so alike that I can't tell which is which.
Ayıracak zamanları olmadığından dolayı aceleyle kasabaya geri döndüler.Because they had no time to spare, they hurried back to town.
Araştırma çalışması için yeterli para ayırdılar.They earmarked enough money for research work.
Bu ayın üçünde evlendiler.They married on the third of this month.
Onu kız kardeşinden ayırt edebiliyor musun?Can you distinguish her from her sister?
Lütfen onun için bir oda ayır.Please book a room for her.
Onun temmuz ayında bir bebeği olacak.She's going to have a baby in July.
Aralık ayında soğuk bir gecede öldü.She died on a cold night in December.
Konuşmasını özet şeklinde parçalara ayırdı.She took down the speech in shorthand.
Ayıyı gördüğünde dondu.She froze at the sight of the bear.
O bu ayın sonunda eve geliyor.She is coming home at the end of this month.
Önümüzdeki şubat ayında on yedi yaşında olacak.She will be seventeen years old next February.
O, tembel olduğum için beni ayıpladı.She reproached me for being lazy.
O, mektubu parçalara ayırdı.She tore the letter into pieces.
O mektubu okuduktan sonra, onu parçalara ayırdı.After she had read the letter, she tore it to pieces.
O geçen ayın sonunda Paris'e gitti.She left for Paris at the end of last month.
O doğruyu yanlıştan ayıramaz.She cannot distinguish right from wrong.
O, mektubunu parçalara ayırdı.She tore his letter to pieces.
Ona ayısını Ted olarak çağırdı.She called her bear Ted.
Hastalığından kurtulması onun dört ayını aldı.It took her four months to recover from her sickness.
O bir oda ayırttı.She reserved a room.
Önümüzdeki ayın başında Tokyo'ya varacak.She will arrive in Tokyo at the beginning of next month.
Uçakta önceden yerlerinizi ayırttınız mı?Have you already booked our seats on a plane?
Fakirlik ayıp değildir.There is no disgrace in being poor.
Babam beni hayvanat bahçesine götürmek için bir gün ayıracağını söyledi.My father said he would reserve a day to take me to the zoo.
Babam gelecek ayın başında dönecek.My father will be back at the beginning of next month.
Annem geçen ayın sonundan beri hastalıktan yatıyor.Mother has been sick in bed since the end of last month.
Eğlenmek için zaman ayıramayacak kadar çok meşgulüm.I'm too busy to have time to enjoy myself.
Büyük Ayıyı kolayca bulabilirsin.You can find the Big Dipper easily.
Kitabımı parçalara ayıran sizin çocuğunuzdu.It was your child who tore my book to pieces.
Daha sonra alacağım CD'yi daha şimdiden ayırdım.I've already picked out the CD I'm going to buy next.
Mayıs ayında kar yağsa, onlara sürpriz olur.If it snowed in May, they would be surprised.
Eğer bir ayıyla karşılaşırsan, ölüymüş gibi davran.If you should meet a bear, pretend to be dead.
Yarın akşam için dört kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.I'd like to book a table for four for tomorrow night.
Bebeğimi ocak ayının ortalarında bekliyorum.I'm expecting my baby in the middle of January.
Lütfen odayı ayırttığında sana söylenilen onay numarasını bana bildir.Please let me know the confirmation number you were told when you reserved the room.
Ayıracak bol zamanımız var.We have plenty of time to spare.
Bir koyunu bir keçiden ayırabilir misin?Can you tell a sheep from a goat?
Gelecek ayın sonunda onlar yirmi yıldır evli olacaklar.On the tenth of next month, they will have been married for twenty years.
Gelecek ayın baskısında yeni bir dizi başlayacak.A new serial will begin in next month's issue.
Önümüzdeki Mart ayında dört yıl boyunca İngilizce eğitimi almış olacaksın.You will have studied English for four years next March.
Avcı ayının izlerini takip etti.The hunter followed the bear's tracks.
Avcı bir ayıya ateş etti.The hunter shot a bear.
İyi İngilizceyi kötü İngilizceden nasıl ayırırsın?How can you tell good English from bad English?
İyiyi kötüden ayırt etmek kolaydır.It is easy to distinguish good from evil.
Kurtlarla köpekleri birbirinden ayırabilir misin?Can you tell wolves from dogs?
Rio karnavalı şubat ayında yapılır.Rio's carnival is held in February.
Sana sadece 10 dakika ayırabilirim.I can spare you just 10 minutes.
Ben Mart ayında ayrılıyorum.I'll be leaving in March.
Stok geçen temmuz ayında yüksek noktaya ulaştı.The stock reached its high point last July.
Maciek karısını aralık ayında kaybetti.Maciek lost his life in December.
Gümüşü kalaydan ayırabilir misin?Can you tell silver and tin apart?
Ayıracak zamanımız var.We have time to spare.
Neye karar verilmesi gerektiğine karar verelim, sonra iki takıma ayıralım.Let's decide what needs to be decided, then let's split into two teams, OK?
Haziran ayının başında Toronto'ya geldim.I came to Toronto at the beginning of June.
Yurt dışına gitmenin birinci ayının içinde o hasta oldu.Within one month of going abroad, he became sick.
Babam bir sonraki ayın başında dönecek.My father will return at the beginning of next month.
Bu ikizleri birbirinden ayırt edemezsin.You can't tell these twins apart.
Günaydın, bir oda ayırtmak istiyorum.Good morning, I would like to reserve a room.
Birçok mağaza ağustos ayında indirimler sunar.Many stores offer discounts in the month of August.