Zaman ayırdığınız için çok teşekkürler.Thank you very much for your time.
İlk önce, payı ayırarak aynı ifadeyi tekrar yazalım.This is going to be the exact same thing. We can esssentialy sort of separate the numerators.
Bunu x+4 kere x artı 1 olarak da ayırabilirdikIn this situation, you didn't. So this was equal to x plus 1.
Burası Papa'nın ayinleri yönettiği yer.This is where the Pope will lead Mass.
Allah ışığı karanlıktan ayırıyor.It doesn't look like paint. , to create or in the universe
Haydi 75 sayısını asal çarpanlarına ayıralım ve sonucu üslü sayılar cinsinden yazalım.Write the prime factorization of 75. Write your answer using exponential notation.
Asal çarpanlara ayırma, ve burada üslü sayılar cinsinden yazımdan bahsediyor.Prime factorization, and they say exponential notation.
Burada, asal çarpanlara ayırma işlemini, "çarpan ağacı" adı verilen yöntemle yapacağız.So we're going to start with 75, and I'm going to do it using what we call a factorization tree.
Böylelikle asal çarpanlara ayırma işlemini tamamladık. Çünkü elde ettiğimiz bütün çarpanlar asal.And we're done with our prime factorization because now we have all prime numbers here.
İşte bu, asal çarpanlara ayırma. Fakat soruda; bu ifadeyi üslü sayılar cinsinden yazmamız isteniyor.So this is a prime factorization, but they want us to write our answer using exponential notation.
Yani aslen yaptığınız petrolü farklı bölümlerine ayırmak.So essentially you're breaking up that oil into its different parts.
Büyük ihtimalle bu ayın kirasını ödeyemeyeceğim.I just probably won't have this month's rent.
Geçen ayın kirasından borcun var banada.You owe me last month's rent too.
Bu ayın sonunda J. T. ablasından 25 mesaj fazla gönderiyor.At the end of this month, J.T. had sent 25 more texts than his older sister.
Sadece seksi ayılar gelecek demiştim.I specifically said I only wanted hot bears.
O halde çıplak ayıcığı sen zehirledin?!So you poisoned the naked bear cup?!
Ve büyük çoğunluğu ayırt edemezdi.And most of them couldn't say.
Şubat ayında oradalardı ve geçtiğimiz Şubat ayında çok kar yağdıThey were there in February, and it snowed a lot in February last year.
Oyuncak ayı teröristi şimdi benim terbiyeli çalışanlarımla dinleniyor.A teddy bear terrorist chilling with my well-mannered crew.
Saman copu ayiriyordu, ve arkasindaki bugday yiginini yapmasi yaklasik bir haftasini almisti.She was chaffing wheat, and that pile of wheat behind her had taken her about a week to make.
Rongrong, ayır bu sapları, çabuk !Rongrong, remove these from stems, hurry!
İçerdik, Ayı yakalamak için suya dalardıkDrunk, we jumped into water to catch the moon
Bizi ayırmakta öyle. Yi Feng...It's hard to separate us either.
Zamanının büyük bölümünü bu işe ayırabillir misin?Can you put in lots of hours here?
Onları tek tek ayırmazdı.She wouldn't have sorted them.
Ölüm gün gelir her çifti ayırır,... ...ama geride kalmak gerçekten de çok zor.All married couples are eventually separated by a death, but it's tough being the one left behind.
"Anneciğim, anneciğim"... ...diye ağlıyordu, ama... ...ellerini omzumdan ayırıp evi terk ettim."Mommy, mommy"... he cried, but... I shook off his small arm, and left home.
Sonra da, kendime, hayal edemeyeceğim kadar büyük bir yer ayırdım.And I curved out a space for myself that was way bigger than I ever dreamed.
Bir şeyleri parçalara ayırmayı severdi.He liked to take things apart.
Yığınları ayırmanın yolu sosyal ağ sitelerinin birbiriyle uyumlu olmasını sağlamaktır.The way to break down the silos is to get inter-operability between social networking sites.
Bunun üzerine bu kreşleri iki gruba ayırdılar.So they divided the daycare centers into two groups.
Eğer çalışanlarınız onları birbirinden ayıramıyorsa tüketicileriniz de zaten ayıramaz."And if your employees can't tell them apart, neither can your consumers."
Üçüncü teknik: kategorilere ayırma.The third technique: Categorization.
Çünkü kategoriler bana onları nasıl birbirnden ayıracağımı söylüyor.Because the categories tell me how to tell them apart.
Sonra onlara anlatıcaktım, "Peki, kalça kemiğimi değiştiriyorum, -- 18 ayım var.Then I'd tell them, "Well, I'm getting my hip replaced -- in 18 months.
İlginçtir ki, bu tercih oyuncular tarafından, çok da hararetli bir şekilde ayıplanmadı.But interestingly, this choice was not condemned too vehemently by gamers.
Şimdi karesi alınmış a2, a1 ve a3'ü çarpanlarına ayıracağımSo what I'm going to do is I'm going to factor out the a2, a1, a3 squared terms.
Şimdi bunu bir süreliğine kenara koyalım bunu bir süreliğine ayıralımNow let's put this aside for a little bit. Let me put this on the side for a little bit.
- a'nın karesi b'nin karesini, iki vektörün uzunluğunu, çarpanlara ayırabiliriz -And we can factor this a squared b squared, the lengths of the two vectors out, right?
Yani bu kısıtlayıcı ayıraç. Kısıtlayıcı ayıraç.So this is the limiting reagent.
Önce de söylediğim gibi ayıraç ve reaktant kelimeleri birbirinin yerine kullanılabilir. aAnd I said before, the word reagent and reactant are used interchangeably.
Ama kısıtlamalardan bahsediyorsak ona ayıraç demeliyiz. aBut when people talk about the limiting ones, they tend to call it the reagent.
Yani oksijen kısıtlayıcı ayıraç.So oxygen is the limiting reagent.
Yani oksijen bu örnekteki sınırlayıcı ayıraçtı.So oxygen, in this example, was the rate limiting factor.
Beni kendinden ayırdın.You cut yourself off from me.
Ve gittikçe bizi daha çok ayırıyor.And it separates us more and more...
Veya 2 milyar dolar sigorta ettirirseniz, 2 milyar doları bir kenara ayırmanıza gerek yoktur.Or if you insure 2 billion here, you don't have to put that 2 billion aside.
Bu adam, kenara 10 milyar dolar ayırmaksızın, 10 milyar dolarlık bir borcu sigorta edebilir.This guy could insure $10 billion worth of debt without having to set aside $10 billion.
Mesela Çin'i bölgelerine ayırabilirimTake China, I can split it into provinces.
Metastatik göğüs kanseri olan kadınları almış, gelişigüzel iki gruba ayırmış.He took women with metastatic breast cancer, randomly divided them into two groups.
Bizi ayıran birçok şey olmasına rağmen,While there were many things that separated us,
"Hesaplarınızı ayırın - kendi paranı harca, onunkini harca.They said, "Separate your bank account. Spend your money; spend his money, that's it."
Geçtiğimiz Ekim ayında bu konuya odaklanmış bir Yiyecek ve Ziraat Organizasyonu konferansı vardı.There was an FAO conference last October that was completely devoted to this.
İlk olarak saçı bölümlere ayırıyorum ve spreyliyorum.İlk olarak saçı bölümlere ayırıyorum ve spreyliyorum.
Bu, Eylül ayı başında yapılan 450.000 kişilik marş.This is march, the 450,000 march -- beginning of September.
Bunlar, terimleri ayırmak için çizdiğim çizgiler.Those are divider lines I attempted to draw.
Ve bu şekilde işlemi çarpanlarına ayırmış oluruz.And you'd be done.
Bu ifadeyi çarpanlarına ayırmak için bir başka yol daha var. .Now there's one alternate way that you could factor this and it'd be completely legitimate.
İki yolla da verilen ifadeleri çarpanlarına ayırabiliriz. . .So these are-- this or this-- these are both ways to factor this expression.
Tekrar ayırırsak, ışık yeniden yanıyor.If I separate them again, I have some light.